Delirmek üzereyim. Can konuşmaya gitti sanki dün konuşmamışız gibi. Laf anlatabileceğini düşünüyor bir de. Benim anlayamadığım Sedef’in boyun eğmiş olması. Aklım almıyor, Tanrım! Bu nasıl olur?! Bu adam ortaya çıkınca illa bir şey olmak zorunda mı? Ofiste turlarken kapı ansızın açıldı. Sedef karşımdaydı. Kollarını boynuma atılarak sarıldı. Ağlayıp ağlamadığını bilemedim. Yüzünü görmemi istemiyor muydu, anlayamadım ama kolları sımsıkı sarılışını sürdürdü. “Yavru ceylan ne oldu?” diye sordum. “Bir şey olmadı. Lütfen bir süre böyle kalabilir miyiz?” diye sordu. “Elbette güzelim, gel oturalım şöyle. Gel kucağıma.” diye söyledim. Koltuğuma oturdum ve kucağımda adeta bir çocuk pışpışlarmış gibi saçlarını okşayarak tuttum sıkı sıkı. Bir süre sonra “Ne olduğunu anlatmak ister misin?” diy

