Sedef’i beklerken Can arıyor. Telefonu kulağıma götürüyorum ama konuşamıyorum. “Alo? Alo? Tan! Sedef’i arıyorum açmıyor, nerdesiniz? Nerde Sedef? Yanında mı?” diye üst üste soruyor sesinden ne kadar kızgın olduğu anlaşılıyor. “Can Sedef…” diyip susuyorum yine. Boğazım düğümleniyor. En son annemi kaybettiğimde böyle hissetmiştim. “Alo? Tan? Konuşsana neler oluyor?” diye karşı taraftan tekrar soruyor Can, sesi bu sefer kızgın değil endişeli geliyor. “Can, bebek. Hastanedeyiz.” diyip susuyorum, zar zor konuşabiliyorum hala. Çünkü köpek gibi korkuyorum Sedef’e bir şey olacak, bebeğe bir şey olacak diye korkuyorum. “Hangi hastane Tan?” diye yine Can’ın sesi sabırsızca duyuluyor. “Hayat hastanesi.” diyip hemşirenin birini gördüğümde otomatik bir refleksle telefon elimden iniyor, kapanıyo

