Dünün aynı kıyafetleriyle plazaya vardığımda saatin geç olmadığını fark edip rahatladım. Tan bey geldiğinde beni süzdü ve direk bana bakarak “Odama gel!” diye buyurdu. “Günaydın efendim.” diyerek kapısını kapattım. Koltuğa yerleşmeden bana öfkeli gözlerle baktı ve “Nedir bu halin? Mailimi almadın mı? Üstüne üstlük dünün aynısı kıyafetle gelmişsin! Bunu açıkla hemen!” diye emredermiş gibi tek solukta söyler gibi yüksek söyledi. “Ben… Mailinize bakamadım. Şey… Can beyle yemek yemiştik…” diye soluklanarak açıklamada bulunurken Tan dikkatle beni izliyordu. Daha fazla tahammülü kalmamış gibi “Onla mı yattın?!” diye bağırarak sordu. “Evet ama… Şey…” derken utandım ve sıkıldım. “Yattım ama yatmadım yani o anlamda…” dedim ama dediğimin nereye yorumlanacağını bilemez haldeydim. “Yattım, yatm

