Sevgi’yle eve geldik. “Yarın cumartesi bende senle geleyim.” dedi ve sağolsun beni yalnız bırakmadı. Alışveriş yapacak halimiz zaten kalmamıştı. “Yarın hastaneye uğrarız sonra da alışverişe geçeriz.” dedi Sevgi.
Bana da mantıklı geldi ve kabul ettim. “Yarın ola hayrola.” diyerek uyumaya çalıştım.
Sevgi üniversiteye gitmek için buraya gelmişti. O yüzden ailesi şehir dışındaydı. Üniversiteden bir sevgili edinmiş onunla birlikte yaşıyorlardı. Cinsel deneyim konusunda tecrübesiz oluşumla dalga geçer, benimle alay ederdi. Bir iki öpüşme dışında yaşayacak bir şey bulamadığımı söylesem de bunu değiştirmem gerektiğini söyler dururdu.
Babamın ölümünden önce lise yıllarımda hoşlandığım bir çocuk olmuştu. Onunla öpüşmüştüm sanki ayaklarım yerden kesilir gibi olmuştu ama sanırım böyle bir şey değildi. Seksin masumiyetten uzak olduğunu düşünürüm. Seks daha çok hayvansal bir dürtü. Ama öyle söyleyince de herkesle sevişmek aynı mı denen şey çıkıyor meydana… Bilemiyorum, bilmediğim konular hakkında konuşmak istemiyorum. Sevgi de bu düşüncelerimi artık alenen bildiği için üzerime düşmüyor şükür ki…
Sabah çok çabuk oldu ya da ben ruhen ve bedenen çok yorgundum. Sevgi uyuyordu. Onu uyandırmak istemedim ve kahvaltı hazırladım. Simitleri ısıttım. Yumurta kırıp omlet yaptım ve çayı demledim.
Sevgi yarı uykulu bir şekilde kalktı. “Çok erkencisin Sedef, hastaneden bir haber var mı?” diye sordu.
“Sanırım yok, arayan olmadı. Hadi kahvaltı edip çıkalım.” dedim.
“Tamam.” dedi Sevgi ve kahvaltı masasına direk oturdu.
“Kalk ya yüzünü yıka önce.” diye söylendim.
“Öff Sedef anamdan betersin yemin ediyorum.” diye bir lokma atıp banyo lavabosuna kaçtı.
“Seni var ya!” diyerek sahte bir kızgınlıkla bağırdım.
*****
Kahvaltı edip çıktılar kızlar. Hastaneye uğradıklarında durumun iyiye doğru gözlemlendiğini yine de bir süre yoğun bakımda kalacağını söylediler. Bu bile kızların içini refahlattı.
Hastanede kalmalarını gerektiren bir durum olmadığı olamadığı için alışveriş yapmaya karar verdiler. El mahkum diyerek alışveriş merkezinde soluğu aldılar. Sevgi orada eski arkadaşı çalıştığı için nasıl giyinildiğini biliyordu. Sedef için yapabileceği başka bir şey ne yazık ki elinden gelmiyordu. O da onun durumunu düzeltebilmek amacıyla arkadaşının işten ayrıldığını duyunca hemen Sedef’e haber vermişti. Hem biraz açılır diye düşünüyordu. Nasıl olsa birlikte olacağı bir adam illa ki olacaktı. Neden bu şirkette bulamasın ki diye düşünüyordu. Ne de olsa Sedef güzel bir kızdı. Yüksek topuklu seksi ofis kıyafetleriyle her erkeği istisnasız baştan çıkarabileceğine inanıyordu.
Sedef potansiyelinin farkında değildi ama bu şirkette bunu öğrenebileceğini düşünüyordu. Sevgi alışveriş merkezinde direk giyim mağazalarından cüretkar kıyafetlerin sergilendiği bölümleri ziyaret ediyor, Sedef’e uygun her bir parçayı itinayla seçiyordu.
Sedef bir sürü parça seçen arkadaşını izliyor bir anlam veremiyordu. Aldıkları sözleşmeye uygun kılık kıyafetler olsa da fazla cüretkar olduklarını düşünüyordu. Bu kadarına gerek olmadığını düşünüyor Sevgi’nin kesinlikle abarttığına inanıyordu.
*****
Kabinden gri eteği çekiştire çekiştire çıktığımda Sevgi karşımda “Çok güzel olmuş.” diye haykırdı. İnanamadım. Arkamı aynaya döndüğümde neredeyse popomu zor örttüğünü gördüm.
“Sevgi ben bunu giyemem ki bu kıçımı örtmüyor.” diye söylendim.
Bu işten vaz mı geçsem diye düşündüm. “Sözleşmeyi imzalamadan niye bakmadın be Sedef?!” diye içimden küfrettim. “Nasıl gidip gelecektim bu kılıkla işe, mahalleye nasıl girecektim. Hiç bir şey mi düşünemez insan? Eee be Sedef e be kızım!” diye söylendim durdum, kendime sinir oldum sinir!
“Sevgi bu olmaz biraz daha uzun olamaz mı?” diye ona bakarak sordum. Yardım dilercesine yalvaran bakışlarıma aldırış etmeden konuştu.
“Sedef arkadaşım orda çalıştığı için bu uzunlukta giyindiğini biliyorum. Patronunun daha uzun olanından hoşlanacağını sanmıyorum.” dedi.
“Uzunluğu yok ki bu eteğin?” diye mırıldandım.
Sevgi gülerek kabine doğru yönlendirdi beni ve “Hadi daha iç çamaşırları alacağız. Çıkar onu da gidelim.” dedi.
“İç çamaşırı mı?” diye haykırırmışçasına söylediğimi farkedip etrafa baktım, duyan yok gibiydi neyse ki! “Ne saçmalıyorsun sen?!” diye çıkıştım bu sefer Sevgi’ye.
Sevgi güldü ve “Pamuklu kilotlarını giymeyi düşünüyor olamazsın. Bu eteğin altında seksi bir şey görmek ister bir erkek.” diye yanıtlıyor beni.
“Bu işi kabul etmem hataydı.” diye söylene söylene kabine geçtim. Tacizden kaçıp kendimi kıçımı mı sergileyecektim?! Ne ironi ama!
*****
Sevgi gerçekten kendini kaybetmiş gibi alışveriş yaparken Sedef sıkıntıdan, utancından adeta patlamıştı. Gösterdiği iç çamaşırları neredeyse ip parçası olmasına rağmen tüm aldıklarından daha pahalıydı. Bir de Sedef’e doğru göstermiyor muydu?! Sedef yerde bir delik olsada içine girsem diye düşünüyordu.
Alışveriş çılgınlığı bitmezken ayakkabı da aldılar. Bu ayakkabılar oldukça rahatsızdı ama Sedef buna da katlanmak zorundaydı. Şimdilik siyah, krem ve kırmızı bir çift almışlardı. Sevgi’ye kalsa tüm mağazadaki bu modelleri alacağı kesindi.
Sedef bitik bir halde ayakları vücudunu artık taşıyamaz halde Sevgi’yi eve dönmeye zorladı. Yeterli derecede alışveriş yaptığını düşünen Sevgi bir taksi çevirdi ve elleri kolları paketlerin ağırlığıyla yerde sürüyerek taksiye doluştular.
Sevgi arkadaşına bir paket çıkardı ve ona uzattı. Bu bir telefondu. Yeni iş yerinde eski tuşlu telefon kullanmasını istemiyordu.
Sedef her ne kadar itiraz etse de kabul etmek zorunda kaldı. Kızmıştı belki alışverişte hiç onu dinlemediği için ama o da alınanların bu işte kullanması ve giymesi gerektiği şeyler olduğunun farkındaydı.
Sedef sevgiyle arkadaşına sarılıp teşekkür ettikten sonra dolan gözlerini kırpıştırarak ağlamasını zor bastırdı. Bunu gören Sevgi “Hey bedavaya almadım annenin ameliyatından sonra bu işte çalışmaya devam edersen şöyle oldukça şık bir hediye alırsın bana artık böylelikle ödeşiriz.” dedi göz kırparak. “Ah arkadaşım. Ben senin o güzel niyetini bilmiyor muyum!” diye geçirdi Sedef, ama arkadaşının iyi niyeti karşısında çok duygusal hissetti ve sustu.
Eve geldiklerinde paketlerin indirilmesine yardım eden Sevgi gideceğini söyledi. Sedef teşekkür ederek onu yolcu etti. Aldıkları odasının büyük bir bölümünü kaplamıştı. Acaba abartmamışlar mıydı demekten kendini alıkoyamadı.
*****
O akşam çok yorulmuşum, hemen uykuya teslim oldum. Yarın hastaneye gidecektim. Pazartesi günü ise yeni işime başlayacaktım. Umarım her şey yolunda gider diye ummaktan başka çarem yoktu.
Sabah olduğunda hazırlanıp evden çıktım. Bir an önce annem hakkında bilgi almak istiyordum. Pazar günü doktorlarla görüşebilmenin mucize olduğunu düşünsem de evde de duramamıştım.
Hastaneye geldiğimde annemin daha rahat nefes aldığını öğrenerek rahatladım. Fakat görmem yasaktı. “Enfeksiyon riski çok fazla…”dedi doktoru, bu yüzden daha sonra bakacağız duruma. Geçmiş olsun.” diyerek beni açıkçası biraz rahatlattı.
Eve döndüğümde yapacak bir şey olmadığını anladım ve internetten dizi izlemeye karar verdim. Bu sırada bir e-posta geldi Tan beyden. Açtığımda kıyafetle ilgili olduğunu anladım.
Gri etek, siyah gömlek, saçlar topuz. Siyah stiletto. İyi bari dedim içimden iç çamaşır rengimi yazmamış diye düşündüm.
Bakalım beni neler bekliyordu?
Devam edecek…