“Tan lütfen, burada böyle kalamam, gitmeme izin ver lütfen…” diye sızlandım. Kollarım çok gergin bağlı olmasa da acımış ve ağırlaşmıştı böyle kalmaktan… Tan yanıma yerleşti. Beni kucaklar gibi kendine çekti, zemin onun ağırlığıyla çökerken ona doğru kaydı bedenim. Göz bandımı çıkardı. Kolu boynuma geçmişti. Dudakları çok yakındı dudaklarıma ve yeşil gözleri gözlerime bakıyordu. Erkeksi çekiciliği nefesimi kesiyordu. Dudaklarımı yalama ihtiyacı hissettim, Tan’ın varlığından mı yoksa ondan yayılan ısıdan mı bilinmez, dudaklarım kurumuştu. Dilimi dudaklarımda gezdirmemek için kendimi zor tutuyordum. Tan bir süre benimle öyle kaldıktan sonra konuştu. “İstifa etmenin cezası henüz bitmedi, bugün buradayız, yarın sana bağlı…” dedi ve lanet olası öyle güzel güldü ki, hayran kaldım. Erkeksi yüz

