Esma, hastane odasında solgun bir ifadeyle yatağa yaslanmıştı. Yüzünde bir damla bile gözyaşı kalmamış, ama gözlerinin derinliklerinde acının en ağır izleri birikmişti. Daha önce acı çektiğini sanmıştı, ama gerçek acının ne olduğunu şimdi, bu anda, içinde duyuyordu. İçinde bir boşluk vardı; o kadar derindi ki hiçbir şeyle dolmuyor, hiçbir şey bu acıyı hafifletmiyordu. “Bu zamana kadar hep acı çektiğimi sanmışım…” diye mırıldandı, sesi kırılgan ve titrek. “Ama çektiklerim acı değilmiş. Bu başka… kemiklerim kırılıyor sanki, içim parçalanıyor. Tunahan…” Gözleri Tunahan’a döndüğünde, içindeki acının derinliğini onun bakışlarında da görüyordu. Tunahan yavaşça yanına yaklaştı, sessizce oturdu. Gözlerinde hem suçluluk, hem de Esma’ya duyduğu derin bir şefkat vardı. Onun bu kadar acı çekmesine d

