Süveyda ve babası Ardil arasındaki buzlar çözülmeye başlamıştı. Ancak Zeliha Hanım, bu yakınlaşmadan rahatsızdı ve planlarını devreye sokmaya karar verdi.
⸻
Gölge
Gece yarısı, konağın etrafında sessiz adımlar yankılanıyordu. Süveyda, Pullu’yu kontrol etmek için ahıra yöneldiğinde, karanlıkta bir gölge fark etti. Tam o anda, arkasından biri onu yakalayıp ağzını kapattı.
“Sakin ol, hanımım. Benim, Yusuf.”
Süveyda derin bir nefes aldı.
“Ne yapıyorsun burada bu saatte?”
“Bir şeyler ters gidiyor. Ahırın arkasında yabancı izler buldum. Biri konakta dolaşıyor olabilir.”
O sırada, uzaktan bir çığlık sesi duyuldu. İkili, sesin geldiği yöne doğru koştu.
⸻
Kaçış
Konağın arka tarafında, hizmetçi Ayşe yerde baygın yatıyordu. Yanında ise kırık bir vazo ve kan izleri vardı.
“Ayşe!”
Süveyda eğilip nabzını kontrol etti.
“Nabzı zayıf ama yaşıyor. Hemen yardım getirmeliyiz.”
Yusuf, konağa doğru koşarken, Süveyda etrafı inceledi. Birden, arkasından gelen bir ayak sesi duydu. Dönüp baktığında, yüzü maskeli bir adamın ona doğru geldiğini gördü.
“Sen de kimsin?”
Adam cevap vermedi, sadece elindeki bıçağı kaldırdı.
Süveyda, hızla geri çekilip ahıra doğru koştu. Pullu’yu serbest bırakıp üzerine atladı ve konağın dışına doğru dörtnala sürdü.
⸻
Takip
Süveyda, ormanın derinliklerine doğru ilerlerken, arkasından gelen at nalı seslerini duydu. Maskeli adam, onu takip ediyordu.
“Nereye kadar kaçacaksın?”
Süveyda, ormanın içinde dar bir patikaya saptı. Ancak bu patika, eski bir köprüye çıkıyordu. Köprü, zamanla çürümüş ve tehlikeli hale gelmişti.
Pullu’yu durdurdu ve arkasına baktı. Maskeli adam hızla yaklaşıyordu.
“Burada sona erdi.”
Süveyda, köprünün diğer tarafına geçmek için Pullu’yu sürdü. Köprü, atın ağırlığıyla sallandı ama dayanabildi.
Maskeli adam da köprüye adım attı. Ancak tam ortasına geldiğinde, köprü gıcırdadı ve bir anda çöktü.
Adam, aşağıdaki nehre düşerken bir çığlık attı.
⸻
Gerçekler
Süveyda, sabaha karşı konağa döndüğünde, Ardil ve Yusuf onu bekliyordu.
“Neler oldu?”
Süveyda, yaşadıklarını anlattı. Ardil, derin bir nefes aldı.
“Bu, Zeliha Hanım’ın işi olabilir. Seni korkutup uzaklaştırmak istemiş olabilir.”
O sırada, Zeliha Hanım salona girdi.
“Ne bu gürültü?”
Ardil, annesine sert bir bakış attı.
“Artık yeter, anne. Süveyda’ya zarar vermene izin vermeyeceğim.”
Zeliha Hanım, bir an duraksadı, sonra başını çevirdi ve odasına doğru yürüdü.
⸻
Yeni Bir Başlangıç
O günden sonra, konağın havası değişti. Süveyda, babasıyla daha fazla zaman geçirmeye başladı. Yusuf ise her zamanki gibi yanında oldu.
Geçmişin karanlık gölgeleri yavaş yavaş dağılırken, Süveyda yeni bir başlangıç yapmaya hazırdı.
GÖZYAŞININ KOKUSU
Süveyda, başında babası ve Yusuf’la konağa döndükten sonra o gece uzun süre uyuyamadı. Gözlerini tavana dikmiş, annesini düşünüyordu. Annesini hiç tanımamıştı ama kalbinde öyle derin bir boşluk vardı ki, adeta her atışı “anne” diye atıyordu. O gece yatağında doğrulup Ayşe Ana’nın verdiği küçük muskayı yastığının altından çıkardı. Parmaklarıyla üzerindeki işlemleri okşadı. Bu küçük muska, onu yıllardır koruyan tek şeymiş gibi hissediyordu. Ama artık sadece korunmak yetmiyordu.
Süveyda kararını verdi. Ne pahasına olursa olsun, geçmişin karanlık sırlarını öğrenecekti. O gece Yusuf’a gizlice bir not gönderdi:
“Atları hazırla. Sabah gün doğmadan eski değirmen yolundan çıkacağız.”
⸻
SIRLARIN GİZLİ DEFTERİ
Sabahın ilk ışıklarıyla Süveyda ve Yusuf, ormanın içinden geçerek harabe evin yakınlarına geldiler. Ayşe Ana’nın yaşadığı o ev… Süveyda hâlâ oraya ilk düştüğü anı hatırlıyordu. Başını tutarak kalkmış, gözlerini kısmış ve Ayşe Ana’yla ilk defa göz göze gelmişti.
Kapıyı yavaşça çaldı. Yaşlı kadın, onları görünce başını sallayarak içeri davet etti.
“Geleceğini biliyordum,” dedi kısık ama derin bir sesle.
Ayşe Ana, sobanın başındaki sandığı gösterdi. “Annenin sana bıraktığı şeyler burada,” dedi.
Süveyda gözleri dolarak sandığı açtı. İçinden zarif işlemeli bir defter, bir mendil ve gümüş bir kolye çıktı. Defter, Şirin’in günlüğüydü.
⸻
BİR ANNENİN ÇIĞLIĞI
Süveyda defteri açtı. Şirin, ilk sayfaya şu cümleyi yazmıştı:
“Ben bu satırları belki bir gün kızıma ulaşır diye yazıyorum. Eğer bir gün bu defteri okuyorsan, bil ki seni canımdan çok sevdim kızım. Belki seni hiç göremedim, ama her gece içimde senin varlığınla uyudum.”
Sayfalar ilerledikçe, Şirin’in konağa nasıl zorla kabul edildiği, Zeliha’nın baskıları, Ardil’in ilk zamanki sevgisi ve sonrasında içine düştüğü karanlık anlatılıyordu. En sarsıcı satırlardan biri şuydu:
“Eğer bir şey olursa, bilin ki bu doğum kaderin değil, bir bedel oldu. Beni istemediler… ama seni istesinler. Beni sevmeyenler, umarım seni sever kızım.”
Süveyda, gözyaşlarını tutamadı. Yusuf onun omzuna elini koydu. “Artık gerçeği biliyorsun. Bu acıların bir anlamı olmalı.”
⸻
ZELİHA HANIM’IN SON HAMLESİ
Ancak Süveyda’nın annesinin defterini bulduğu haberi kısa sürede konağa ulaştı. Ve Zeliha Hanım, son ve en acımasız hamlesini yapmaya karar verdi. Ardil’in aklını iyice karartmak için Süveyda’nın annesinin geçmişiyle ilgili yalanlar uydurdu: “Şirin, seni kandırdı oğlum. O kadın ailesini kullanarak seni avladı. Defterin içindekiler kurgu. Süveyda şimdi bu kurmacalarla seni etkilemeye çalışıyor. Onu uzaklaştırmalısın!”
Ancak artık Ardil, duvarlarının içindeki karanlığı fark etmişti. Sessizce başını iki yana salladı. “Yeter anne. Yıllardır senin sözlerinle yaşadım. Şimdi kendi gerçeğimle yüzleşeceğim.”
⸻
KARAR GECESİ
Ardil o gece Süveyda’nın odasına gitti. Kızını ilk defa gözlerinin içine uzun uzun baktı.
“Sana ilk kez baba gibi bakabiliyor muyum, bilmiyorum,” dedi. “Ama artık denemek istiyorum.”
Süveyda, gözyaşları içinde “Ben senin kızınım baba,” dedi. “Annem bana seni anlatmadı ama yüreğimde hep sevdim seni.”
O an ikisi de yılların buzunu, gözyaşıyla eritti.
⸻
YENİ BAŞLANGIÇ
Ertesi sabah, Ardil tüm konağı topladı. Zeliha Hanım’a dönerek, “Bu konağın hanımı artık Süveyda’dır. Ben onunla gurur duyuyorum,” dedi. Ardil, Süveyda’ya annesinden kalan gümüş kolyeyi kendi elleriyle taktı. Bu, geçmişin kapanıp yeni bir yolculuğun başladığının işaretiydi.
Ama geçmiş her zaman toprak altından çıkmayı bilir. Ayşe Ana, Süveyda’ya veda ederken bir sır daha fısıldadı:
“Annenin ölümü… sıradan bir doğum değildi. Bir gün bu gerçeği öğrenmek istersen, ardına kadar açılmış başka bir kapı var.”