İlk sıcaklık

1188 Words
Süveyda’nın Kararı Süveyda mektubu göğsüne bastırarak gözlerini kapattı. Annesinin yazdığı her kelime zihnine kazınmıştı. “Babam, Şahin Ağa’nın öz oğlu değil mi?” Bu düşünce, beyninde yankılanıp duruyordu. Yıllarca kendisini reddeden adamın içinde taşıdığı acıyı şimdi anlıyordu. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti? Zaten onu görmek bile istemeyen babası, böyle bir gerçeği kabul eder miydi? Bir süre sessizce düşündü. Ayşe Ana gözlerini kısarak onu izliyordu. Sonunda Süveyda derin bir nefes aldı. “Bunu babama söylemeliyim. Ama doğru zamanda.” Ayşe Ana başını iki yana salladı. “Baban dediğin adam, yıllardır sırtında koca bir yük taşıyor. Bu yük onu taşınmaz hale getirdi. Senin ona sadece gerçeği söylemen yetmez, Süveyda. Onu bu gerçekle yüzleşmeye hazır hale getirmelisin.” Süveyda, yaşlı kadının sözlerinin ağırlığını hissetti. Ayşe Ana haklıydı. Aniden gidip babasına böyle bir şey söylerse, belki de daha da uzaklaşmasına sebep olabilirdi. Öncelikle onunla iletişim kurmanın bir yolunu bulmalıydı. Ama nasıl? Bunca yıl onun varlığını bile kabullenmeyen adam, şimdi birdenbire ona kulak verir miydi? O gece konağa döndüğünde, babaannesi onu kapıda bekliyordu. Zeliha Hanım’ın yüzü asıktı. “Süveyda, bu kadar başına buyruk hareket etmeye devam edersen, sana uygun bir koca bulup evlendirmekten başka çarem kalmayacak.” Bu sözler Süveyda’nın içini bıçak gibi kesti. Konakta kadınların kaderi hep aynıydı. Biraz büyüyüp evlilik çağına geldiğinde, hiç kimse onların ne istediğini sormadan bir adamın karısı yapardı. Babası ona zaten bir yabancı gibi davranıyordu, eğer evlendirilirse hayatı tamamen kararacaktı. Süveyda derin bir nefes aldı, babaannesinin gözlerinin içine baktı. “Beni kimseyle evlendiremeyeceksin. Çünkü benim bir işim var.” Zeliha Hanım kaşlarını çattı. “Ne işiymiş bu?” Süveyda kendinden emin bir şekilde gülümsedi. “Babamı iyileştireceğim.” Babaannesi bu sözlere kahkaha attı. “Sen mi? Ardil yıllardır seni görmek bile istemedi, onu iyileştireceğini mi sanıyorsun? Aklını başına topla, Süveyda. O adamın kalbi taş kesilmiş.” Süveyda bir an durdu. Babaannesinin sözleri doğru olabilirdi ama bu onu durdurmayacaktı. “Ben denemeden vazgeçmeyeceğim,” dedi kararlı bir şekilde. O gece yatağına uzandığında, gözlerini tavana dikti. Artık plan yapma zamanıydı. Babasına yaklaşmanın bir yolunu bulmalıydı. Ona ne kadar kızgın olursa olsun, onu anlamadan onunla konuşamazdı. Bunun tek bir yolu vardı: Babasını gözlemlemek. İlk Adım Ertesi sabah Süveyda erkenden kalktı. Konağın büyük penceresinden dışarı baktığında, babasının her zamanki gibi çiftlik tarafına doğru yürüdüğünü gördü. Ardil, işlerine gömülüp kendisini unutmaya çalışan bir adamdı. Yıllardır bu böyleydi. Ama Süveyda, artık onun arkasından bakarak büyümek istemiyordu. Atını hazırladı ve gizlice onu takip etmeye başladı. Babasının çiftlikte atları izlediğini gördü. Sırtı dimdik, yüzü sertti. Ama gözleri… Babasının gözlerinde tuhaf bir hüzün vardı. Bir süre onu uzaktan izledi. Ardil bir atın yanına gitti, hayvanın boynunu sıvazladı. Süveyda içinden, “O bile senden daha fazla şefkat görüyor,” diye düşündü. O an ne yapması gerektiğini anladı. Babasına ulaşmak için onun bildiği dilden konuşmalıydı. Atlardan. İlk Konuşma Süveyda ertesi gün babasının her sabah gittiği ahıra gitti. Babası onu gördüğünde kaşlarını çattı. “Ne işin var burada?” Süveyda gülümsedi. “Pullu’nun nalları gevşemiş. Onunla ilgilenmek için geldim.” Ardil bir şey söylemeden ona baktı. Sonra başını çevirip atına döndü. Bu, Süveyda’nın beklediği bir tepkiydi ama pes etmeyecekti. Atın yanına gitti ve babasının attığı düğümleri çözmeye başladı. Ardil, Süveyda’nın ne yaptığını anlamaya çalışıyordu. Ama bir şey demedi. Birkaç dakika süren sessizlikten sonra, Süveyda “Siz de ata binmeyi sever miydiniz?” diye sordu. Ardil, ilk kez kızına bakarak cevap verdi. “Eskiden.” Bu bir ilerlemeydi. İlk defa ona gerçekten bir şey söylemişti. Gerçeklerle Yüzleşme Süveyda her gün ahıra giderek babasına yaklaşmaya çalıştı. İlk zamanlarda Ardil ona pek yüz vermedi ama zamanla varlığına alıştı. Bir gün Süveyda, babasının atının yanına oturmuş dizlerini göğsüne çekmiş halde buldu. Ardil hiç konuşmadan atına bakıyordu. Süveyda cesaretini topladı ve yanına yaklaştı. “Baba,” dedi. Ardil başını kaldırdı. Süveyda’nın ona “baba” demesi ilk kez bu kadar anlamlı gelmişti. “Sana bir şey söylemem gerek.”** Ardil kaşlarını çattı. “Süveyda, yine saçma sapan şeyler söyleyeceksen…” “Annem bir mektup yazmıştı bana.”** Bu sözler Ardil’in tüm vücudunu donmuş gibi yaptı. Süveyda devam etti. “Ve bana senin aslında kim olduğunu anlattı.”** Ardil’in yüzü kaskatı kesildi. “Ne saçmalıyorsun sen?” Süveyda cebinden mektubu çıkardı. “Bunu oku, baba.” Ardil titreyen elleriyle mektubu aldı. Gözleri satırları hızla tararken, yüzü her kelimede daha da gerildi. Sonunda mektubu elinden düşürdü. “Bu doğru olamaz…” diye fısıldadı. Süveyda babasının gözlerine baktı. İlk defa gözlerindeki acıyı, korkuyu ve şaşkınlığı gördü. “Baba, sen yıllardır kendini ve beni cezalandırıyorsun. Ama artık gerçeği biliyoruz. Artık geçmişin zincirlerini kırabiliriz.” Ardil derin bir nefes aldı. Hayatı boyunca inandığı her şey yıkılmıştı. Ama belki de bu, yeni bir başlangıçtı… Süveyda babasının önünde diz çöküp onun ellerini tuttu. “Beni sevmen için hiçbir sebep bulamıyorsan bile, en azından beni dinle.” O an, yıllar sonra ilk kez, Ardil’in gözlerinden yaşlar süzüldü. Ve Süveyda, babasının duvarlarını yıkmaya başladığını anladı. Kırılan Zincirler Ardil, yıllardır içinde tuttuğu acıyı ilk kez açıkça hissediyordu. Parmakları, Süveyda’nın avuçlarının içinde titriyordu. Onca yıl kızını yok saymış, onun varlığıyla yüzleşmekten kaçmıştı. Ama şimdi, Süveyda onun karşısında dimdik duruyordu. Gözlerinde yıllardır görmezden geldiği bir ışık vardı: Kabul edilmek isteyen bir evladın ışığı. Süveyda, babasının gözlerine bakarak devam etti: “Baba, annem öldüğünde ben dünyaya geldim. Bunun acısını taşıdığını biliyorum. Ama ben suçlu değilim.” Ardil derin bir nefes aldı. Boğazı düğümlenmişti. Söylemek istediği çok şey vardı ama kelimeler ağzından çıkmıyordu. Süveyda elini onun ellerinden çekerek ayağa kalktı. “Ben senden sevgi dilenmiyorum. Ama artık gerçeği biliyorum ve bilmeni istiyorum ki, ben de senin gibi yalnız kaldım. Yıllarca seni bekledim. Bir gün bana baba diyeceğin, saçımı okşayacağın günü bekledim.” Ardil, Süveyda’nın arkasından bakarken içindeki duvarların yavaş yavaş yıkıldığını hissetti. O an, yıllardır kaçtığı gerçekle yüzleşti: Süveyda, onun kızıydı. Kendi kanından, canından bir parçaydı. Ve o, bu gerçeği inkâr ederek kızıyla birlikte kendi hayatını da mahvetmişti. Konağın Değişen Havası Süveyda, o günden sonra babasının ona daha farklı baktığını hissetti. Hâlâ aralarında mesafe vardı ama artık gözlerinde öfke değil, tereddüt vardı. Babaannesi Zeliha Hanım, Süveyda’daki bu değişimi fark etmişti. Bir akşam yemeğinde ona sert bir bakış attı. “Ne yapmaya çalışıyorsun Süveyda?” Süveyda kaşlarını kaldırdı. “Ne yapıyormuşum babaanne?” “Babanı kendine çekmeye mi çalışıyorsun? Boşuna uğraşma, o adam seni hiçbir zaman kabul etmeyecek.” Süveyda derin bir nefes aldı. Babaannesinin her zaman güçlü ve otoriter olduğunu biliyordu ama bu sefer ilk defa onun sesinde bir korku sezmişti. “Eğer kabul etmezse, bu onun bileceği iş. Ama ben artık savaşıyorum.” Zeliha Hanım, torununun gözlerinde gördüğü kararlılıktan rahatsız oldu. Onun bu kadar dirençli olması, yıllardır yönettiği düzeni tehdit ediyordu. Babadan İlk Adım Günler geçtikçe Ardil, Süveyda’yı daha fazla gözlemlemeye başladı. Onun konakta nasıl yalnızlaştığını, atlara sığınışını, babaannesine meydan okuyuşunu fark etti. Bir gün ahıra gittiğinde, Süveyda’yı Pullu’nun yanında uyuyakalmış halde buldu. Küçükken annesinin de atları sevdiğini hatırladı. O an fark etti ki, kızı annesine sandığından daha çok benziyordu. Tereddütle Süveyda’nın üzerine bir örtü örttü. O an Süveyda gözlerini açtı ve babasını başında görünce şaşkınlıkla doğruldu. Ardil biraz geriye çekildi ama sonra durdu. “Üşütme.” dedi kısa bir cümleyle. Süveyda’nın kalbi hızla çarptı. Bu, babasının ona yıllardır söylediği ilk şefkat dolu cümleydi. Belki de her şey değişebilirdi. Ve belki, bu bir başlangıçtı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD