ÇUVALDIZ

1852 Words
Leyla bebek kızı Lale Ece’yi emzirirken kocasının giyinmesini izliyordu. “Akşama Şirinleri çağırdım. Ablası Jülide de gelecek.” dedi. “Tamam, sevgilim. Bir şey lazım olursa ararsın.” dedi kocası. Leyla içindekini tutamadı. “Kuzenini de mi çağırsak?” diye sordu. “İbrahim’i? Çağıralım da… Neden ki?” dedi Nihat Çetin. “Jülide de gelecek ya…” Leyla geçen sene onların görücü usulü buluşacaklarını öğrenince çok sevinmişti. Jülide’yi seviyordu. Eltisi olmasına bayılacaktı. İşte o zaman Fak ailesi düşünsündü. Ama… İşler pek Leyla’nın umduğu gibi gitmemişti. Bir ömür sürecek sandığı eltilik hayali sadece iki dakika sürmüştü duyduğuna göre. Nihat Çetin karısına gülümsedi. “Valla olsalar ben de sevinirdim. Ama sevgili kuzenim küçük bir çocukken bile kibirli p*çin tekiydi. Jülide onun için biraz fazla… Alaturka kalıyor. Eski karısı Vera, Bella Hadid ayarında bir kızdı.” “Ama hani kızına anne arıyordu da kadının kendisine uygunluğuna bakmayacaktı?” “O sadece lafta güzelim. Kafasının içinde hala en eliti, en güzeli olsun diyen soylu bir Fak var. Jülide’den iyisini bulamaz ama gel de anlat!” “Neyse ki ben bütün kriterleri karşılıyorum da senin böyle bir derdin olmadı.” dedi Leyla burnunu havaya dikerek. “Aynen öyle.” diyerek eğilip onu yanağından öptü kocası. Leyla biraz öpücüğün tadını çıkardı. “Çağıracak mısın?” diye sordu sonra. “Çağırayım mı?” “Çağır.” “Tamam o zaman.” dedi Nihat Çetin keyifle. Karısının açık memesine istekle bakıp bu sefer onu dudaklarından öptü. ———— İbrahim Emrah kızıyla birlikte Nihat Çetin’in evine gidiyordu. “Beni anladın değil mi kızım?” diye sordu arabanın aynasından arka koltuğa bakarak. Arka koltuktaki Ayperi, kendisi ve annesinin ki gibi kızıl saçlı olan taş bebeğine sıkı sıkı sarılmış bir şekilde pencereden dışarıyı izliyordu. “Anladım.” dedi sadece. Nihat Çetin amcasını seviyordu ama evden çıkmak hiç istemiyordu. Amcasının çocukları daha bebekti. Orada arkadaşlık edebileceği kimse yoktu. Ve babasının yaramazlık yapmaması için onu bu kadar sıkı tembihlemesi sinirlerini bozuyordu. Babasının elini tutarak merdivenleri çıktı ve kapının açılmasını bekledi. Kapıyı Leyla yengesi açtı. Onları gülümseyerek içeri aldı. Ayperi’ye sarılıp ayakkabısını çıkarmasına yardımcı oldu. “Ayperi bu akşam seninle aynı yaşta bir misafirim daha var. Onunla arkadaş olur musun?” diye fısıldadı ona. “Ay hiç çekemem Leyla Yenge.” dedi Ayperi dudak bükerek. Leyla gülüp onun yanağını sıktı. Sonra babasına döndü. “Hoşgeldin İbrahim.” deyip sarıldı. “Hoşbulduk yenge. Nerede bizimki de karşılamaya çıkmıyor bizi?” “Akın’la çalışma odasına çekildi. Bir projeye bakmaları gerekiyormuş. Gel içeri geçelim. Ben şimdi çağırırım onu.” İbrahim başını sallayıp oturma odasına doğru yürüdü. Leyla’yla birlikte içeri girdiğinde ilk gördüğü şey sadece kadınların içeride olduğuydu. İkincisi de Jülide Dağdelen! “Belki de kuzenimi ben çağırmalıyım?” dedi yengesine. Yerde yuvarlanan ikiz bebeklerini zapt etmeye çalışan Aslı ona seslendi. “İbrahim abi, gel çekinme. Yabancı yok burada. Şimdi gelir beyler.” dedi. Şirin de ona gülümsedi ama Jülide kucağındaki bebek yeğeni İpek’le daha çok ilgileniyormuş gibiydi. İbrahim içeri geçip tekli koltuğa oturdu. Ayperi de yanında içeri gelmişti. Babasının koltuğunun yan tarafına yaslandı. Şimdiden sıkılmıştı. “Hoşgeldin Ayperi.” dedi Şirin. “Bak bu benim ablam Jülide. Jülide’nin seninle aynı yaşta bir kızı var biliyor musun? Onun da adı Melis. Yan odada çocuklarla oyun oynuyor. Seni de onların yanına götüreyim mi?” “İstemem.” diye kestirip attı Ayperi. Şirim gözlerini kırpıştırdı. Küçük bir çocuğa alınmayı kendine yakıştıramadı. “Ayperi!” dedi İbrahim uyaran bir sesle. Ayperi babasına döndü. “Onların aptal çocuklarıyla oynamak istemiyorum. Burası çok kalabalık. Hadi eve gidelim.” dedi. Jülide’nin ağzından alaycı bir kıkırtı kaçtı. İbrahim kaşlarını çatarak ona döndü. “Sizi savcılık binası dışında görmek tuhaf geldi Jülide Hanım. Neye güldüğünüzü sorabilir miyim?” dedi. “Sizi de savcılık binası dışında görmek tuhaf geldi Savcı Bey. Sadece aklıma bazı ebeveynlik yorumları geldi de… Olgun bir kızla, şımarık bir kızın farkını düşünüyordum. Ve onları yetiştirenleri…” dedi Jülide. Lacivert gözleriyle ona alttan bir bakış attı. İbrahim ona cevap veremeden Melis kuzeni iki yaşındaki Nihat Çetin’in elini tutarak içeri geldi. Şirin teyzesine doğru yürüdü. “Teyze, Nihat galiba altına yapmış.” diye fısıldadı. Şirin ona gülümseyip oğlunu kucağına aldı ve odaya gitti. “Pamuk Şirin nerede, Melis?” diye sordu Aslı. Oğlu Emir ona tutunarak ayağa kalkmaya çalışıyordu. Yiğit de kardeşinin pijamasını çekmekle meşguldu. “Leyla teyze aldı. Karnı acıkmış.” dedi Melis. Sonra annesinin yanına geçip oturdu. İlgiyle Ayperi’ye bakmaya başladı uzaktan. Ayperi de onu baştan aşağı incelemiş, birkaç saniye sonra burun kıvırarak başını çevirmişti. Kendisi şık bir etek yelek takımı giyiyordu. Saçları bakıcıları tarafından özenle kıvrılmış ve güzel tokalarla arkada toplanmıştı. Melis ise beyaz bir eşofman altı ve beyaz tişört giymişti. Kahverengi kıvırcık saçları karman çorman bir şekilde sırtına dökülüyordu. Ayperi’nin ilgisini çekecek bir tarzı yoktu yani. Babasına döndü Ayperi. “Baba telefonunu ver.” diye talep ederek elini uzattı. İbrahim onu reddederse burada herkesin içinde sinir krizi geçireceğini biliyordu. Kızını kaldırıp kucağına oturttu. Ve telefonunu eline verdi. Göz ucuyla Jülide’nin yüzündeki alaycı gülümsemeye baktı. Ayrıca Melis bir kez daha dikkatini çekmişti. Ayperi’den yüz bulamayan küçük kız usulca Aslı teyzesinin yanına inmiş ikizlerle oynamaya başlamıştı. Bebekler onun yaptığı komik suratlara bakarak küçük kahkahalar atıyordu. “Kızım hadi Melis’le tanış.” diye rica etti İbrahim. Melis bunu duyunca kafasını kaldırmış, beklentiyle Ayperi’ye bakmıştı ama Ayperi gözünü telefondan ayırıp babasını cevaplamaya bile lüzum görmemişti. Jülide tekrar bebeklerle oynamaya dönen kızının hayal kırıklığını saklamaya çalıştığını görünce üzüldü. Kendisi de kızının yanına indi. “Saçların çok dağılmış. Gel bağlayayım.” dedi. “Pamuk Şirin saçımla oynamak istedi. O yüzden…” dedi Melis yumuşak bir şekilde. “Tokan nerede?” diye sordu Jülide. Melis cebinden tokasını çıkardı. Siyah düz bir lastikli tokaydı. Melis’in gür saçlarını zapt edebildiği için en sevdiği toka oydu. Jülide kızının saçlarını ellerinde sıkıca toplayıp tokasıyla at kuyruğu şeklinde bağladı. “Biliyor musun Aslı teyzesi? Benim kızım bu sene birinci sınıfa başlayacak.” dedi. “Oooo, Melis kuzum sen koca kız olmuşsun. Daha dün benim oğullarım gibi bebektin.” dedi Aslı. “Okuma yazma biliyorum ben. Sayıları da biliyorum. Anneme ikinci sınıfa başlayabileceğimi söyledim ama kabul etmedi.” dedi Melis. “Çünkü her ne kadar her şeyi bilsen de yaşıtlarınla okumalısın.” dedi annesi. Nihat Çetin ve Akın içeri geldi. İbrahim’le tokalaştılar. Nihat Çetin babasının kucağındaki Ayperi’ye eğildi. Eliyle telefonun ekranını kapattı ki Ayperi ona odaklanıp sarılsın. Ayperi mecburen amcasına sarıldı. “Ayperi’m… Telefona her zaman bakarsın. Gel biraz sohbet edelim. Bak burada bir sürü insan var. Seni tanımak istiyorlar.” dedi Nihat Çetin. Ayperi küçümser bir tavırla gözlerini odadakilerin üzerinde dolaştırdı. Özellikle yerde oturan kıvırcık saçlı kız ve annesinin üzerinde. “İstemiyorum amca. Bu insanlarla konuşmaktan hoşlanacağımı sanmıyorum. Babama eve gidelim dedim ama gitmedik.” “Niye kızım? Buradakilerin hepsi benim arkadaşım. Hepsi çok tatlı insanlar. Aslı haricinde tabi.” dedi Nihat Çetin. Aslı’nın ona fırlattığı minderi havada yakaladı. Ayperi bıkkın bir nefes aldı. İşaret parmağını Aslı ve oğullarının üzerine tuttu önce. “Bu bebekler çok gürültücü.” dedi. Sonra elini Melis’in üzerine tuttu. “Bu kız da o çirkin kıyafetleriyle fakir ve aptal gözüküyor. O yüzden onunla oyun oynamayacağım. Kimseyle zorla arkadaş olmak zorunda değilim.” dedi. “Ben de artık kendimi tutmak zorunda değilim.” dedi Jülide ve ayağa kalktı. İbrahim’e ve kucağındaki kızına doğru yanaştı sert adımlarla. İbrahim korumak ister gibi kızını göğsüne bastırdı ama Jülide ellerini dizlerine koyup kızının göz hizasına eğilmekle yetinmişti. “Bana bak bücür!” dedi keskin bir sesle Ayperi’ye. “Hemen babanın kucağından çıkacak ve gelip kızımdan özür dileyeceksin. Yoksa…” “Yoksa?” diye meydan okudu Ayperi ince sesiyle. İlk defa birisi onunla bu tonda konuştuğu için biraz şaşırmıştı. Büyük ve güçlü babası bile bu deli gibi bakan kadına bir şey diyememişti. Daha çok merakla ne diyeceğini bekliyor gibiydi. “Yoksa…” dedi kadın. Biraz daha yere eğildi. Ayperi’nin koltuğun yanına bıraktığı bebeğini eline aldı. “Bu güzel bebeği senin gibi çirkin ve şirret bir kızdan alır, bir daha da geri vermem.” “Jülide Hanım haddinizi bilin!” diye tısladı babası nihayet. Ama kadın umursamadan Ayperi’ye bakmayı sürdürdü. Ayperi onun dediğini yapmamaya devam ettiği için omuz silkerek doğruldu. “Bunu sen istedin.” dedi Ayperi’ye. Ayperi elini uzattı. “Bebeğimi ver!” dedi. “Baba, bebeğimi versin!” İbrahim bebeği versin diye elini Jülide’ye uzattı. Jülide alaycı bir şekilde gülerek geri çekildi. Bebeği kızına uzattı. “Git bebekle odada oyna bir tanem. Ayperi Hanım gelip sana birlikte oynayalım demediği sürece de sakın geri verme.” dedi. Melis bir bebeğe bir Ayperi’ye baktı. Ayperi ona öldürmek ister gibi nefretle bakıyordu. Annesinden bebeği aldı. Sonra yavaşça ayağa kalktı. Ayperi’ye doğru yürüdü. Bebeği geri uzattı. Ayperi bebeğini onun elinden koparır gibi çekip göğsüne bastırdı. Melis annesine doğru yürüdü. “Neden geri verdin?” diye sordu annesi dudaklarını büzerek. Melis omuz silkti. “Onunla oynamak istemiyorum. Kaba biri. Beni prenses yapmaya çalışan Pamuk Şirin’i, gürültücü ikizleri, sessizce yanımda oturan bebek Nihat Çetin’i tercih ederim.” dedi. Merakla onu dinleyen Ayperi’ye baktı. Ayperi onunla göz göze gelince ‘Hıh!’ yaparak başını öte yana çevirmişti. Şirin ve Leyla az önceki küçük oyun arkadaşlarıyla gelince Melis onları da alıp tekrar odaya gitti. İbrahim düşünceli bir ifadeyle küçük kızı izliyordu. Sonra Melis’in annesine tam tersi sert bir bakış attı. “Savcı olduğumu biliyorsun değil mi?” “Biliyorum.” dedi Jülide. Ona bakmadan çayını yudumladı. “O zaman ne hadle…” diye başlayan İbrahim’in sözünü kesti. “Kızının iyi bir derse ihtiyacı var. Savcı olduğun için yumuşak davrandım ama kimse benim kızıma aptal diyemez. İster beş, ister elli beş yaşında olsun.” “Çocuk bunlar. Bir şekilde anlaşırlar. Bir yetişkin olarak başkasının çocuğunda travma bırakamazsın.” dedi İbrahim. “Bazı çocukların travma bırakılmaya ihtiyacı var. Senin çocuğun bunun için kıvranıyor adeta. Sıkı bir disiplin ve iki tokatla çözülmeyecek şey değil ama neyse…” “BANA BAK!” diye kızını yere bırakarak ayaklandı İbrahim. Jülide altta kalmadı. O da ayaklandı. Hatta üç uzun adım atarak tekrar savcının dibine geldi. Kızına yapılan şey çok zoruna gitmişti. Babası Jülide’yi, kızı da Melis’i hor görmüştü. “Benim anneliğime etmediğin laf kalmadı. Bir de senin yetiştirdiğin çocuğa bak. Dur tahmin edeyim. Boşandın. Kızını aldın. Ama babalığını onun her istediğini yaparak kanıtlamaya çalışıyorsun çünkü ona zaman ayırmak için zahmet etmiyorsun. Bu da tabii ki kızını şımarık bir cadıya çevirmiş.” “Benim kızımı nasıl yetiştirdiğim seni hiç ilgilendirmez.” dedi İbrahim. “Benim nasıl yetiştirdiğim seni ilgilendiriyordu ama.” “Bunu hala yedirememiş olman çok komik.” “Çuvaldızı kendine batıramaman da öyle…” dedi Jülide. “Hayatının benim avuçlarımda olduğunu biliyorsun, değil mi?” diyerek cinayet suçlamasına atıfta bulundu İbrahim. Niyeti Jülide’yi biraz sindirmekti ama Jülide alaycı bir kahkaha attı. “Sanki beni tanıdığın için objektif olamayacağını söyleyip senin yerine başka bir savcı bulamazmışım gibi…” “Seni tanımıyorum. Sadece tanışmamız bir şeyi değiştirmez.” dedi İbrahim. “Bu odada bunun aksine şahitlik yapacak bir sürü insan var.” dedi Jülide. İbrahim kadının boğazına sarılmamak için öfkeyle alt dudağını ısırdı. Sonra Ayperi’ye döndü. “Hadi Ayperi gidiyoruz.” dedi. Ayperi memnuniyetle babasını takip etti. Giderken Jülide’ye dil çıkarmayı ihmal etmedi. Jülide gözlerini kısarak baba-kızın peşinden baktı. Leyla, kocasına eğildi. “Ne olur kocacığım ya, bunları mutlaka evlendirelim. Çok eğleniriz.” diye fısıldadı keyifle. Nihat Çetin sırıtarak karısını onayladı. İbrahim Emrah’ı ancak Jülide gibi bir şirret paklardı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD