Trabzon'da yağmurlu bir gündü. Cenazeyi defnederken bile yağmur yağıyordu. Merhumun ailesi gidenlerine ağlarken, daha uzak kişiler ölümü hatırlıyor ve öteki dünya üzerine derin düşüncelere dalıyordu. Jülide babasının cenazesinden sonra hiçbir cenazeye katılmamıştı. Kendi ailesi dışında da katılmayı düşünmüyordu. İbrahim'in halasının evinde kalmayı tercih etmişti. Bir süre herkes burada kalacaktı zaten. Ev çok büyüktü. Fak sülalesi eksiksiz bir şekilde mezar başındayken o evde çocuklarla ilgilenmekteydi. Ayperi ve Melis'in yanı sıra Nihat Çetin'in iki kızı da onun yanındaydı. Jülide kucağına yatırdığı bebek Lale Ece'nin kokusunu içine çekerken birlikte evcilik oynayan diğer üçüne baktı ve kendi cennetinin o an orası olduğunu düşündü. Kız çocukları ne güzel şeylerdi. Eğer Jülide tekrar e

