Üzerimdeki papatyalı elbisenin eteklerinde gezdirdim parmak uçlarımı.. Saçlarımı tek örgü yapmış ve sırtıma salmıştım.. Duvardaki küçük aynamdaki görüntüm, hoşuma gitmişti.. Burnumun üzerindeki çillerim, güneşi gördükçe dahada koyulaşıyordu.. Ama kapatmak gibi bir dert içinede girmiyordum.. Bugün nişan için alışverişe gidilecekti, dün akşam Ekrem bey aramış ve babama müsait olup olmadığımızı sormuştu.. Babam dünden razı bir şekilde, " müsaitiz beyim, aramanıza hiç gerek yok.. Ne zaman isterseniz buyrun gelin, biz artık bir aileyiz.. " diye başlayan konuşmasını bitirdiğinde öğrenmiştik çarşıya gidileceğini.. Yüzükler takılalı bir haftayı bulmuştu.. Konu komşu, köyden akrabalar derken tebriğe gelenlerin haddi hesabı yoktu.. Her biri şaşkın, her biri meraklı ve her biri fesatlanmaktan ve bu

