Züleyha; Aradan tam bir ay geçmişti.. Ne gelen vardı ne de giden. Annemle telefon konuşmalarımızda bile Derman’ın adı geçmez olmuştu. O unutmuş muydu beni? Unutursa da kırılmazdım ki. O mutlu olsun yeter ki.. Kızıyorum kendime.. Derman’a söyleseydim keşke diyordum. Ama Mustafa’nın her geçen gün başka bir yüzünü görüyordum. Ve gün geçtikçe daha korkunç hale geliyordu benim için.. Sabah uyandığımda doktor kontrolüne gitmek için hazırlandım.. Evdekiler de zorla da olsa kabullendiler beni. En azından artık onlarla yemek yiyorum. Bir de bebek Mustafa’dan sandıkları için torun aşkıyla üzerime titriyorlar.. “Onu da ye, bunu da ye.” diye. “Bu topraklar böyle” diyordu Mustafa. “Hele bir de erkek olursa çocuk bak sen işin tadına.. Oğlumuzu yere bastırmazlar Züleyha.” dediğinde kanım çekildi.

