Aşağıda avluda, Fırat şimdi tek başına durmuş, onun penceresine bakıyordu. Bu mesafeden bile bakışlarının ağırlığını, kendisinin olduğunu ilan ettiği şeyi talep edeceği o gelecek gecelerin vaadini hissedebiliyordu. Titreyen ellerle perdeleri çekti ama fark etmezdi. Duvarlar çok ince, kilitler çok dayanıksız, geleceği çoktan belirlenmişti. Banyo suyu yan odada akıyor, buhar hayalet parmaklar gibi kapının altından kıvrılıyordu. Dicle pencerede kaldı, alnını cama dayamış, gülümseyip tüm bunların normalmiş gibi davranmak zorunda kalacağı akşam yemeğine kadar dakikaları sayıyordu. Minnettar olduğunu. Bu hayatı kendisinin seçtiğini. Koridorda ayak sesleri duydu, sadece Fırat'a ait olabilecek ağır adımlar. Kapısının önünde durdu ve Dicle nefesini tuttu, kapı kolunun dönmesini bekledi. Ama u

