Akşam sekize birkaç dakika kala Yalınkaya Kültür Vakfı’nın önündeydim. Siyah, sırtı açık, vücuduma oturan ama gösterişten uzak bir elbise giymiştim. Saçlarımı ensemde gevşek bir topuzla toplamış, makyajımı her zamankinden biraz daha özenli yapmıştım. Boynumda annemden kalan taşlı kolye, kulaklarımda ise onunla takım olan küpeler vardı. Binanın girişindeki camda yansımamı gördüğümde duraksadım. Parmaklarım kendiliğinden boynumdaki taşlara uzandı. “Özür dilerim,” diye fısıldadım. Annemin bana bıraktığı birkaç eşyadan biri… Elimi indirdim. Birkaç gün önce güneş ışığında gördüğüm tabela, şimdi binanın cephesine yerleştirilmiş aydınlatmalarla parlıyordu. Yalınkaya Kültür Vakfı. Derin bir nefes alıp içeri girdim. Fuaye, gündüz gördüğüm o sakin ve gösterişli yer olmaktan çıkmıştı. Krist

