Ana koridora çıktığımızda Hare’yi duvarın önünde, kollarını göğsüne kavuşturmuş beklerken buldum. Önce bana, sonra yanımdaki Algan’a baktı. Tek kelime etmedi ama ne sorduğunu gayet iyi anlamıştım. Yine ne halt yedin? Kaşlarımı kaldırdım. Sonra. Gerçi önce üzerimi düzeltmem gerekiyordu. Pencereden çıkmaya çalışırken bluzumun bir yanı pantolonumun belinden kurtulmuş, saçlarım da omuzlarıma iyice dağılmıştı. Beni bu hâlde gören biri gerçekten tuvaletten geldiğime inanır mıydı, emin değildim. Neyse ki arkadaşlarımın aklına ilk gelen şey hiçbir zaman mantıklı bir açıklama olmuyordu. Yekta ve Aksel yanımıza ulaştığında Hare hâlâ açıklama bekliyordu. Neyse ki Yekta sabırsız davranıp konuyu başka bir felakete çevirdi. “Tuvalete gidip adam mı buldun?” “Yeni hizmet. Lavaboların yanında dağıtı

