Telefonumun ekranı çoktan kararmıştı. Az önce gelen tek kelimelik mesaj, birkaç saniye sonra kendiliğinden silinmişti. Girdik. Maymun ve Yengeç artık vakfın servis bölümündeydi. En azından mesajın bana söylediği buydu. Planın ilk kısmı tamamlanmış, asıl tehlikeli kısmı başlamıştı. Karşımda duran Algan’ın bundan haberi var mıydı, yoksa yalnızca benim bir şeyler çevirdiğimi mi anlamıştı, kestiremiyordum. İkinci ihtimal bile yeterince kötüydü. Bakışlarım elindeki çantaya kaydı. Küçücük bir el çantasıydı. İnsan içine en fazla ruj, kartlık ve hayatını mahvedecek iki üç sır sığdırabilirdi. Ben üçünü de başarmıştım. Üstelik annemin kolyesi hâlâ gizli bölmedeydi. Algan’ın parmakları iç astarın üzerinde gezindiğinde nefesimi tuttum. Bunun rastgele bir hareket olduğuna inanmayı çok isterd

