Beyazıt'ın yoluma tuttuğu el feneri yardımıyla mezarlık çıkışına yürürken, saat 02.30 olmuştu. Yanından geçtiğimiz güvenlik görevlisinin, mırıldanarak “Bunlarda Allah’ın her gecesi buradalar,” dediğini duydum ancak önemsemedim. Çünkü kimin ne düşündüğünü boş vereli, çok uzun zaman olmuştu. Arabaya bindiğimizde, Beyazıt’ın morali bozuk görünüyordu, haklıydı. Adama hain gözüyle baktığım yetmezmiş gibi, birde sürekli tersleyip bağırıyordum. Sanki, yaşadığım bütün olumsuzlukların sebebi oymuş gibi, her seferinde sinirimden nasibini alıyordu. Abarttığımı kabul etmek, kendimi suçlu hissetmeme neden oldu. Vicdanen huzursuz oldum. Bu sebeple ilk defa onunla konuşma ortamı yaratmak için, annesini sordum. “Annenin durumu nasıl? Ömer diyalize girdiğini söylemişti,” dedim. Esasında, Beyazıt bilmese b

