TANITIM +21 🔥

392 Words
Tanıtım Delilşah Şahinoğlu, topraklarına hükmeden o sert ağa; bense onun oyununa dahil olan üniversite öğrencisi Lîvyan… O, beşik kertmesinden kaçmak için beni seçmişti, bende eğitimimi tamamlayabilmek ve hayatta kalabilmek için onun sunduğu bu sahte evlilik teklifine ‘evet’ demiştim. Aramızda aşk yoktu, sadece mecburiyetler vardı diye düşünmüştüm. Başta ikimizde de birbirinize dokunmayız, sadece bir formaliteyi yaşarız diye düşünmüştüm ama öyle olmadı. İlk geceden beri beni bu karanlık, şehvetli döngünün içine hapsetmişti. Çıkarlarımız üzerine kurduğumuz bu köprü, yatak odasının kapısı kapandığı an yıkılıyor, yerini kontrolsüz bir yangına bırakıyordu. *** Ilık suyun tenimden süzülürken bıraktığı o rahatlatıcı his, kapının sertçe açılmasıyla yerini buz gibi bir gerçeğe bıraktı. Delilşah... Odaya girdiği an, içerideki buhar bile korkudan havada asılı kaldı sanki. Gözleri, ıslak vücudumda vahşi bir hayvan gibi geziniyordu. Hiçbir şey söylemeden, üzerindeki gömleğin düğmelerini tek eliyle çözerken bana doğru adım attı. "Delilşah, ne yapıyorsun?" diye fısıldayabildim sadece. Sesim, suyun sesiyle yarışamayacak kadar cılızdı. Cevap vermedi. Beni duşun soğuk fayanslarına yasladığında, su ikimizin üzerine de sicim gibi yağmaya başladı. Gömleği yere düştü, o sarsılmaz Ağa, Şahinoğlu Konağı'nın mermer zemininde çıplak ve savunmasız kalmıştı. Ama hayır, o asla savunmasız değildi. Ellerini ıslak saçlarımın arasına geçirip başımı geriye yatırdı. Gözlerindeki o tanıdık karanlık, sahte evliliğimizin tüm duvarlarını yıkıp geçti. "Beni delirtiyorsun Lîvyan," dedi, sesi suyun sesini bastıran tok bir gürültü gibiydi. "Bu odadan çıktığımızda kim olduğun umurumda değil, ama şimdi sadece benimsin." Dudakları, boynumda yakıcı bir iz bırakırken, elleri bacaklarımdan yukarı doğru tırmandı. Hiç beklemeden, o amansız varlığıyla beni duvara çiviledi. "Ahhh!" diye kopan çığlığım, banyonun yankılı atmosferinde hapsoldu. Beni kucağına alıp sırtımı fayanslara sertçe dayadığında, acı ve hazzın o karmaşık dansına başladık. Suyun altında, tenlerimizin birbirine çarpışma sesi, inlemelerim ve onun boğuk nefesleri... her şey birbirine karışmıştı. O, benim eğitimimi sürdürebilmem için sunduğu o anlaşmalı kocaydı; bense onun beşik kertmesinden kurtulmak için kullandığı 'karısı'. Ama şu an, o suyun altında, o sadece Delilşah'tı, bense onun kollarında eriyen Lîvyan. Oyun bitene kadar durmadı. Beni o duvarda, o soğuk fayansların üzerinde paramparça edene kadar, içimdeki tüm direnci yok edene kadar devam etti. İşi bittiğinde, su hala akıyordu. Beni yavaşça yere bıraktı, ıslak vücuduna aldırmadan havlusunu aldı ve banyodan çıktı. Odanın kapısı kapandığında, arkasında sadece su sesi ve o tanıdık, buz gibi soğuk adamın gölgesi kaldı. Delilşah Şahinoğlu. Geceleri beni yangınlara atan, gündüzleri ise bakışlarıyla beni donduran o ulaşılamaz ağa. Bakalım bu sahte oyunun sonunda hangimiz diğerinin kalbini gerçekten mühürleyecekti?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD