Gece, şehri tamamen sarmıştı. Sokak lambalarının titrek ışıkları, karanlık köşe ve ara sokaklarda korkutucu gölgeler oluşturuyordu. Liya, adımlarını sessizce atarken kalbi göğsünden fırlayacak gibiydi. Her adımda, Aras Kağan’ın soğuk ve acımasız bakışlarını zihninde tekrar ediyordu. O gece, Liya için başka bir sınavdı. Aras onu bekliyordu; bu kez, sadece bir uyarı değil, kararlı ve acımasız bir sınır koymak için gelmişti. Motor sesiyle irkildi. Aras Kağan, karanlığın içinden sessizce çıktı. Kask yoktu; saçları rüzgârda savruluyor, gözleri Liya’yı tarıyordu. Ama bu bakışlar artık sadece tehdit değil, kontrol ve ölüm vaat ediyordu. “Bu geceyi unutamazsın, Liya,” dedi Aras, sesi buz gibi keskin. “Beni sınırlarını bilmeden görmeye devam edersen… ödeyeceğin bedel çok ağır olacak.” L

