Üç gün geçti. Liya o üç gün boyunca evden tek bir adım bile atmadı. Perdeler çoğu zaman kapalıydı. Telefonu sessizdeydi. Kapı çalmadı, kimse gelmedi. Sanki dünya durmuştu da yalnızca o, o evin içinde zamanla birlikte ağır ağır akıyordu. Ama Aras’ın dünyasında hiçbir şey durmazdı. Üçüncü günün gecesi, adamlarından biri kısa ve net konuştu: “Evden çıkmadı Aras Bey. Işıklar yanıyor ama hareket yok. Telefonu da kapalı.” Aras’ın kaşı istemsizce gerildi. Yine mi… Ateşi. O geceki titremesi. Baygın hâli. Kısa bir sessizlikten sonra kararını verdi. “Takibi kesin. Ben bakacağım.” Arabayı kendisi kullandı. Yol boyunca aklında tek bir düşünce vardı: Ya bu kez geç kalırsam? Binaya sessizce girdi. Asansörü kullanmadı. Anahtarı cebinden çıkardığında bir an durdu. Bunu ben yaptırdım, diye düş

