Serhat'tan,
Uçarak evlilik teklif etmek için geldiğim evin kapısına ikinci defa gelmiştim ama bu defa uçmuyor, şimşek gibi çakmak istiyordum bana kumpas kuran ahlaksızın beynine.
Apartmanın merdivenlerini adımlarımla döve döve ikinci kez kapısına geldiğimde öfkem biraz olsun yatışmamıştı.
Bana yaptığı düpedüz tecavüz sayılırdı ve ben bunun hesabını en ağır şekilde sormak istiyordum.
Dairesinin katına geldiğimde, adım seslerimin gürültüsüyle dikkatlerini çektiğim bir iki meraklı komşu beni izlemeye başladı.
Bu kadar sese kapıya çıktılarsa sabahki seslerimizi kesin duymuş olduklarını düşündüm.
Canı cehenneme, umurumda bile değildi. Şimdi çok daha fazlasını duyacaklardı nasıl olsa.
Evin kapısının önce ziline bastım. Cevap alamayınca bu defa yumruklarım muhatap oldu kapıyla.
Döner merdivenden sarkan apartman sakinlerinin beni ayıplar konuşmalarını işitmek umurumda değildi.
Bu evin içinde yaşayan kadın, bana ayıbın en alasını yapmıştı. Benim de biraz gürültü çıkarmaya hakkım vardı şimdi.
Lüks muhitteki eski binanın kapısı yumruğuma dayanamayıp menteşeden oynadıkça hala kapıyı açmadığı için deliriyordum. En sonunda ayağımın tabanı ile bir tekme atarken öfkemi gizlemeden bağırdım.
“ASLI!”
Katlardan gelen rahatsız homurtular artarken kapıya bir tekme daha attım. Apartman görevlisi olarak tanıdığım adam yanıma gelerek kolumu tuttu.
“Bir sakin ol beyim, Aslı hanım evde yok.”
Ne diyor diye dikkat kesildim, o da anlatmaya devam etti.
“Bu gün öğlenden sonra yabancı bir araba almaya geldi. O da elinde ufak valizle bindi gitti.”
Adama teşekkür etmeyi bile düşünemeden kendimi apartmanın dışına atıp telefona sarıldım, ulaşılamıyordu.
Telefonu öfkeyle sıkarken aracıma doğru yürüdüm. Burada yapılacak işim kalmamıştı. Arabaya bindiğimde az evvel ulaşamadığım numaraya bir engel atıp yola koyuldum. Aslı sayfası benim için sonsuza kadar kapanmıştı artık.
Geldiğim hızda memlekete döndüğümde ailemle beraber yaşadığım konak fena halde karışmıştı.