Tüm gün damlalarını akıtmayan gökyüzü ben eve gelir gelmez bardaktan boşanırcasına yağmaya başlamıştı. Babamla ikimize yaptığım sıcak çikolataları alıp şöminenin dibindeki koltuklara oturduğumuzda kendimi sabaha aksin daha iyi hissediyordum. İçimden geçen sadece uyumaktı, sadece uyumak. Yılların ve belki de son birkaç ayın bana öğrettiği birkaç şeyden birisi ise uyumanın hiçbir şeyi geçirmediği olmuştu, sadece boşa zaman kaybıydı. İçimdeki kitap okuma hevesini kırıp babamın yanı başında sessiz bir akşama uğurlamıştım kendimi. Ağır ağır yanan şöminenin karşısında sıcak çikolatalarımızı yudumlarken ve karşımdaki televizyonda ağır aksiyon devam eden filmi sadece seyrederken tüm günün gerginliğini almak istiyordum üzerimden. Tüm sözleri hiçe saymak istedim. Tüm fedakalarlıkları ve vefasızlık

