Aslan Sabahın ilk ışıkları gözüme çarparken bu odaya da kalın kumaşlı siyah perdeden taktırmayı aklımın bir köşesine yazdım. İşim yokken gün ışığıyla uyanmaktan nefret ediyordum. Kolumun üstündeki ağırlıkla başımı soluma çevirdim. Cemre kolumun üstüne başını koymuş, eli göğüs kafesimin üstünde mışıl mışıl uyuyordu. Gece ben uyurken Cemre duş almış olmalıydı. Ne yüzünde makyaj vardı ne de üstünde dansöz paçavraları. Giydiği saten geceliğe göz ucuyla baktım, hoşuma gitmişti. En azından uyarılarımı bu defa dikkate alıp ben yanındayken paspal giyinmemişti. Kadınlar sabahlar çirkin olurdu, ama Cemre bu genellemeyi bozacak derecede güzeldi. İpeksi teninde birkaç küçük güneş lekesi dışında iz yoktu. Uzun kirpiklerinin gölgesi elmacık kemiğine düşerken, bir tutam saçı da yanağından göğsüm

