Ela ailesiyle beraber gelip kaymakamlığa yakın 2+1 eşyalı ev tutmuştu. Ailesi 1 hafta kalıp evlerine dönmüştüler. Ela her gün erken kalkıp sabah kahvesini termosuna koyup işe gidiyordu, artık kahvaltı yapmaması lazımdı zaten yeterince kilo almıştı ve kendine verdiği bir söz vardı. 1 hafta boyunca annesi her sabah ve akşam mükemmel yemekleriyle yeterince karnını şişirmişti.
Annesi sevdiği herşeyden yapıp bolca buzdolabına koymuştu bir an önce onları unutup kendine sıkı bir diyet ve iyi bir spor programı yapmak zorundaydı.
Artık 1 haftalık süreci atlattığı için bugün iş çıkışı kendine uygun bir spor salonu bulmayı kafasına koymuştu.
Yanında staj yaptığı Gökhan Bey çok anlayışlı ve uyumluydu. Her fırsatta ondan yeni şeyler öğreniyordu ve her öğrendiğini mutlaka hem aklına hem ajandasına yazıyordu.
Gökhan: Aferin sana bu zamana kadar 4 stajyerim oldu,ama sen zekanı çok güzel kullanıyorsun. Planlı programlı olman da çok iyi geçen ki etkinliği ben neredeyse unutuyordum sen söylemesen aklımdan çıkmıştı.
"Teşekkür ederim Gökhan Bey. Ben aslında lisedeyken çok unutkandım normal yapacağım bir işi bile unutuyordum, sonra bir gün annemin günlük hastahanede yaptığı işleri yazdığını gördüm ve nedenini sorduğumda 'Söz uçar yazı kalır' atasözünü söylemişti, bende o günden beri aklıma ne gelirse yazıp ne işim varsa onu da planlamaya döktüm."
Ferit: Sayın amirim hazırsanız çıkabiliriz.
Gökhan: Evet çıkalım bizim hanım çok güzel bir liste almış onları alalım. Sende gelmek ister misin Ela?
"Teşekkür ederim amirim, ben biraz çarşıda gezmek istiyorum 1 haftadır ailemle ilgileniyordum gezmeye pek fırsatım olmadı."
Gökhan: "Sen bilirsin iyi akşamlar." diyip koruması Feritle beraber çıkmışlardı.
Mesai bitmişti. Ela telefonunda 'kız kardeşim' yazan kişiyi arayıp açmasını bekliyordu. Ama telefondan gelen sesle irkildi;
"Efendim Gakko" (Elazığ ağzı kardeş demek)
"Herhalde benim kardeşimi kaçırmışlar ya, ben hemen biletimi alıp geliyorum, 1 hafta daha bekleyemeyeceğim."
Dedikten sonra iki kızda kahkahalara boğulmuştu.
"Gerçekten buraları çok sevdim, okulumu öğrencilerimi herşey mükemmel bir an önce gelmeni bekliyorum şu bir hafta hızlı geçsin artık."
"Bende sevdim Gökhan Bey çok iyi bir amir Ferit Bey de öyle ikisiyle de iyi anlaşıyorum. Anca haftaya izin alabildim o da program olmadığı için bende sabırsızlanıyorum, senin yanına gelmek için."
"Neler yapıyorsun hemen dökül detay ver bakalım, sesin soluk soluğa yoksa spora yürüyüş yapmakla mı başladın?"
"İşten yeni çıktım ancak bugün spor salonuna bakmak için fırsatım oldu, yürürken nefes nefese kaldığıma göre durum baya kötüye gidiyor bir an önce bulmam gerek spor salonunu."
Diyip kıkırdamıştı ama bi yandan da vücuduna bakıyordu şuan büründüğü kişiden hiç memnun değildi.
"Tamam ben kapatıyorum eve geçince ararsın otururken konuşuruz böyle rahatsız olacaksın, unutma sen her halinle güzelsin ve özelsin kardeşim benim için."
Ela, yüzünde ki en güzel tebessümle kardeşini dinliyordu;
"Teşekkür ederim kardeşim eve geçince arayacağım yanına gelmeden önce haber vermem gereken bir durum var mı?"
Hala arkadaşı ona birşey anlatmamıştı ama yine de onu rahatsız edip düzenini bozmak istemiyordu.
"Hayır o burada yaşamıyor canım kardeşim gönül rahatlığıyla gelebilirsin zaten geldiğinde herşeyi yüzüne anlatmak istiyorum ki tüm samimiyetimi görebilesin."
Selim'le ilişkilerinden emindi, ciddi bir adım atmanın zamanı da gelmişti artık.
"Peki kardeşim sen nasıl istersen öyle olsun haftaya görüşmek üzere hoşçakal kendine iyi bak."
Aslında Ela çok mutluydu, kardeşinin hayatı güzel gidiyordu. Onu telefondan bile mutlu olabildiğini anlıyordu. Tek isteği kalbinin kırılıp üzülmemesiydi. Zeynep her zaman sert mizaçlı olmuştu ama bu gönül meselesi gerçi Ela bu zamana kadar bu anlamda bir şey yaşamamıştı. O yüzden nasıl bir his olduğunu bilemezdi...
Biraz daha yürüdükten sonra ileride bir spor salonu gördü ve içeriye girip konuşmaya başladı;
"Merhaba ben spor programlarınız hakkında bilgi almak istiyorum."
Seda: Merhaba! Hoş Geldiniz spor salonumuz 2 şubeden oluşuyor şuan bulunduğunuz şubemiz karmadır, diğer şubemiz de erkek kadın ayrı çalışmaktadır. İlk 3 gün içerisinde hocalarımız sizin kapasitenize göre programınızı ve diyetinizi hazırlıyor.
"Aslında şuan geldiğim şube bana daha iyi olur hem yürüyüş yapmış olurum gelirken ısınmış olurum. Kayıt yaptırmak istiyorum lütfen ilgilenirseniz sevinirim."
Seda: Tabi ki bugün ki yetkili hocamızı çağırayım hemen size spor salonu gezdirsin ve neler yaptığımızı anlatsın, dedikten sonra telefonla birini aramıştı Seda Hanım. Ela'nın arkası dönük olduğu için gelen kişiyi görmemişti ama konuşma sesini duyunca o tarafa dönüp bakmıştı;
"Merhabalar ben spor hocanız olacağım ismim Ercan en az 3 ay devamlı olarak çalışmanız gerekmektedir. Kısaca spor salonunu gezip neler yapacağınızı nasıl program uygulayacağımızı anlatacağım."
Ela'nın anlamadığı birşey olmuştu o an sanki göğsü sıkışıyordu gözleri yanıyordu, Ercan bey spor hocası olmasına rağmen aşırı kaslı biri değildi, gözleri aynı zeytin gibi simsiyahtı, gayet yakışıklıydı. Sanırım kalbinin yerini öğrenmişti ve şuan o kalp sevmek istiyordu.
Ercan ilk defa spor salonuna gelen bir kadından bu kadar etkilendiğini hissetmişti, karşısında hafif kilolu uzun boylu göğsünün altına kadar uzun simsiyah saçları gibi gözleri de siyah olan bir kadın vardı. Etik olmadığını biliyordu ama gönül bu ferman dinlemez.
*********************************************
Onur, aslen kürt olan bir aileden geliyordu, ama babası polis olduğu için bir çok yeri gezmişti. Üniversiteyi Ankara'da okumuştu. En büyük hayali Savcı olmaktı. Hukuk bölümü bittiğinde sınavlara hazırlanıp kazandığında havalara uçuyordu, çocukluk hayali gerçekleşmişti. Hatay iline Savcı olarak atanmıştı. Hatay'a geleli bir kaç gün olmuştu, daha önce hiç bu şehire gelmemişti, o yüzden bol bol gezip her yeri öğrenmeye çalışıyordu.
Okuldan arkadaşının tavsiyesiyle burada Savcı olan başka biriyle aynı evde yaşıyorlardı. Çünkü kendisi kalabalık bir evde yaşamaya alışkındı birden bire yalnız kalmak istemiyordu. Furkan, gayet ılımlı sakin biriydi hatta bazen onun evde olduğunu bile hissetmiyordu. Eve gittiğinde yine masa başında kitap okurken buldu onu. 1 senedir buradaydı, Onur gezerken sıkılıyordu, çünki o zaten buraya alışmıştı.
"Kardeşim şu mübarek sesini ne zaman duyarız acaba?"
"Kardeşim genelde aynı evi paylaşan kişiler sesten şikayet ederler, sen sessizlikten şikayet ediyorsun."
"3 kız kardeşle büyüdüm ben arkadaşım bu sessizlik bana fazla geliyor ev arkadaşı olalım, yalnız kalmayayım dedim ama seninde hiç konuşasın yok."
"Gün içerisinde o kadar konuşuyorum ki, artık kendi sesim kulaklarımı rahatsız ediyor, ama aslında bir dava konusunda sana danışmak istiyorum, biraz oturda tartışalım sende rahat et."
"Nihayet be kardeşim, konuş bakalım sesin bir de benim kulağıma gelsin." diyip masaya oturduğunda Furkan davaya isim detay vermeden ana olayı anlatarak onun fikrini sormuştu. İki savcı kafa kafaya vermiş davayı çözmeye çalışıyorlardı.