Tanıtım.

340 Words
MARDİN- Çeşmenin başında dizlerimin üzerine çökmüş, bakır tabakları sabunluyordum. Su buz gibiydi; ellerim kızarmıştı ama alışkındım. Köpükler avuçlarımın arasından kayıyor, taş zemine doğru akıyordu. Yanımda Emine ve Fatma vardı. Onlar da kendi kaplarını yıkıyordu ama asıl işleri konuşmaktı. Tam bir tabağı durularken uzaktan gelen postalların sert sesi duyuldu. Taşa vuran düzenli, ağır adımlar… Hepimiz aynı anda başımızı kaldırdık. Yoldan bir asker geçiyordu. Üzerinde ütülü üniforması, omzunda tüfeği, başında beresi… Dik yürüyordu. Sanki bu tozlu köy yoluna ait değilmiş gibi. Güneş yeni yeni yüzüne vuruyor, çenesinin keskin hattını belirginleştiriyordu. Emine dirseğiyle Fatma’ya dokundu. “Ay kız…” dedi fısıltıyla ama herkes duydu. “Ne kadar yakışıklı.” Fatma hafifçe kıkırdadı. “Şuna bak, filmden çıkmış gibi.” Ben hiçbir şey demedim. Ama bakmadım da diyemem. Elimdeki tabağı suya daldırmıştım ama gözüm yoldaydı. Asker tam çeşmenin hizasına geldiğinde başını hafifçe çevirdi. Göz göze geldik. O an zaman yavaşladı sanki. Bakışları koyuydu. Öyle hızlıca bakıp geçen bir erkek bakışı değildi. Kalbim bir anlığına hızlandı. Nedenini anlayamadım. Utanmış gibi hissettim ama başımı da hemen eğmedim. Sonra Emine yine fısıldadı. “Hazal sana bakıyor.” O an yanaklarımın ısındığını hissettim. Başımı eğdim, suya odaklandım. Tam sepeti kaldıracaktım ki arkamdan bir gölge düştü önüme. Postalların sesi bu kez çok yakındı. Başımı kaldırdım. Aynı asker. Bu kadar yakın olacağını beklemiyordum. Bir an nefesim kesildi. Emine ve Fatma susmuştu. Az önce kıkırdayan kızlar şimdi sessizce bizi izliyordu. Asker birkaç adım önümde durdu. Yüzü ciddiydi ama gözlerinde az önceki o dikkatli bakış vardı. “Kolay gelsin,” dedi. “Sağ olun,” dedim kısık bir sesle. Sepeti kavradım ama ellerim hafif titredi. Fark etmemesini umdum. Bakışlarını üzerimde gezdirdiğini hissettim. Önce yüzümdeydi. Sonra aşağı indi. O an içim gerildi. Gözleri dekoltemde takılı kaldı. Göğüslerime baktı. Yüzüm alev gibi yandı. Refleksle elimle yakamı toparlamak istedim ama hareketimi yarıda kestim. O anda anladım. Yaman abiydi bu, abimin yakın arkadaşı… “Yaman abi,” dedim. “Hazal?” Kaşlarını çattı. “Küçücük kızdın ne ara büyüdün…” Yaman abi… Sanırım bu adam rüyalarımı süslemeye devam edecekti. Kahretsin çok yakışıklıydı ve artık asker olmuştu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD