Kiara gözlerini açtığında, karşısında Vorn’un buz kadar soğuk yüzünü gördü. Oda, tamamen beyaz deriler ve fildişi süslemelerle döşenmişti, ama bu lüks, sadece bir kafesin gösterişli demirleri gibi hissettiriyordu. Vorn, odanın ortasındaki geniş yatağın kenarında oturuyordu, yanında duran uzun, gümüş bir tepside bir sürahi şarap ve birkaç kadeh vardı. Vorn, Kiara’nın uyandığını görünce yavaşça gülümsedi. "Kış Ocağı," diye fısıldadı, sesi sanki karda yürüyen bir kurdun hırıltısı gibiydi. "Yeni evini sevdin mi?" Kiara cevap vermedi. Boğazı kuru, vücudu hala Declan’ın ölümünün ve kaçırılışının acısıyla sızlıyordu. Vorn’un gözlerindeki açlık, sadece fiziksel bir arzu değildi; bu, bir gücün el değiştirmesi, bir mülkiyet ilanıydı. Kiara, Declan’ın yokluğunda hissettiği boşluğu, yeni bir maskey

