Kuzey’in gecesi, güneşin batmasıyla değil, soğuğun kemiklere işleyen bir ağırlığa dönüşmesiyle iniyordu. Kiara’nın beyaz hücresinde zaman kavramı, penceresiz duvarların arasında eriyip gitmişti. Sadece nöbet değişimlerinin ayak sesleri ve kapının ağır demir sürgüsünün gürültüsü, ona günün hangi saatinde olduğunu fısıldıyordu. Ancak en kesin saat, Vorn’un ayak seslerinin koridorda yankılanmasıydı. O ses, Kiara için artık gece yarısının, “Kış Ocağı” olma vaktinin geldiğini gösteriyordu. Kapı gıcırdayarak açıldı. İçeri giren soğuk hava akımı, odadaki zaten buz gibi olan atmosferi daha da keskinleştirdi. Vorn, üzerinde sadece kürk bir pelerin ve altında gevşek duran deri pantolonuyla eşikte belirdi. Arkasındaki meşalelerin titrek ışığı, geniş omuzlarını ve yüzündeki o kalıcı, tatmin olmuş zaf

