Sabahın serinliğinde, taş evin önünde durdular. Ela’nın elinde küçük bir kese; içinde yasemin, reyhan ve birkaç nane tohumu vardı. Ellerinin çizgilerine sinmiş toprak kokusu, sanki geçmişten getirdiği bir hatıra gibiydi. Ela, Baran’a döndü; gözlerinde heyecan, dudaklarının kenarında utangaç bir gülümseme: “Çocukken hep bahçesi olan bir ev hayal ederdim,” dedi. “Ama oraya hiç dokunamazdım… hep pencereden bakardım.” Baran, Ela’nın elindeki keseye dokundu; bakışları yumuşaktı, sesi derin: “Şimdi o bahçeyi birlikte kuracağız… toprağın tam ortasında.” --- Toprağı elleriyle eştiler; Baran’ın avuçları hâlâ nasırlı, Ela’nın parmakları ince ama inatçıydı. Ela bir tutam tohumu toprağa bıraktı; dudaklarından fısıldayan bir dua gibi döküldü: “Büyüsün, kokusu evimize sinsin… ve bizi hep hatırlatsın

