Güneş tepeye yaklaşmış, gökyüzü suskun bir maviye dönmüştü. Kamp yeniden toparlandı; ağır sırt çantaları omuzlara asıldı, sessiz bir düzen içinde yol alındı. Ela ve Baran, grubun biraz gerisinde kalmışlardı. Adımları ağır, konuşmaları fısıltı gibiydi; ama kelimeler, ikisinin kalbinde büyük yankılar uyandırıyordu. Ela, taşlı yolda yürürken bir an Baran’a döndü; gözlerinde tereddütle karışık bir merak vardı. “Bana kendinle ilgili bir şey söyle… kimsenin bilmediği bir şey.” --- Baran durakladı; Ela’nın gözlerinin derinliğine baktı. Sonra bakışlarını yere indirdi; kelimeler zor döküldü: “Ben… yalnızlıktan nefret ediyorum.” Ela bir adım daha yaklaştı; “Sen hep yalnız kalmayı seçmişsin gibi duruyorsun,” dedi; sesi merakla dolu. Baran başını salladı. “Evet… seçtim. Çünkü yalnız kalmak, bi

