Zeynep
Sabah erkenden uyandım. Sonuçta bugün ilk iş günümdü. Kıyafetlerimi gece hazırlamıştım. Hemen bir duş aldım, giyindim, saçımı ve makyajımı yapıp odamdan çıktım. Babamı uyanık bir şekilde salonda görünce oldukça şaşırdım. Dün bana attığı tokat, yaptığı imalar... Hepsi aklımdaydı hala. Canımı artık eskisi kadar acıtmıyordu. Çocukken, her şey daha zordu. Bir mağazaya gittiğimde orada el ele gezen baba ve kızları gördüğümde bile gözlerim dolardı. Ama artık, sevgisizlik beni yıkmıyordu. Babamın tokatları, sözleri canımı yakmıyordu. Bir kez gelse ve kızım diye sarılsa her şeyi unuturdum halbuki. O bir adım bile gelmiyordu.
''Zeynep!''
''Baba, işe gideceğim. Seninle tartışmak istemiyorum.''
''Adamlar geliyor. Parayı alacaklar.''
''Tamam, getireyim parayı, ne zaman gelecekler?'' Gece Ahmet Bey'in de yardımıyla hesabımdaki parayı çekmiştim.
''Yoldalar, gelmek üzereler.''
Odama gittim ve parayı aldım.
''Annem nerede?''
''Buradayım anneciğim, geldim.''
Bahçeden koşarak içeriye girdi annem.
''Neredeydin canım anam ya? Seni görmeden evden çıkınca işlerim yolunda gitmiyor biliyorsun.'' dedim gülerek.
''Geldim canım, adamların geleceğini duyunca Sevcan teyzenlere söyledim. Bir aksilik olursa haberleri olsun, yardımcı olsunlar diye. Uğur amcan çıkmadan yetişeyim dedim.'' dedi babamın duyamayacağı şekilde.
''Tamam anneciğim, Burak abi de evde mi?''
''Evet, evdeymiş.''
O sırada kapı çaldı. Babam kapıyı açtı ve bu kez önce Caner eve girdi. Girer girmez o bakışlarını üzerime dikti.
''Baban arayıp para hazır dediğinde oldukça üzüldüm, parayı almak değildi amacım.'' dedi iğrenç bir gülüşle.
Annem elimdeki para dolu çantayı alıp adama uzattı.
''Alın ve gidin artık.'' dedi annem.
Caner parayı aldı ve arkasındaki adamlara verdi. Yeniden bana döndü.
''İlk geldiğimde bana korku dolu bakıyordun. Bu kez fazla cesursun. Bu hoşuma gitmedi.''
Hıh diyerek güldüm.
''Korkmak için bir sebebim kalmadı.''
''Yanlış güzelim, artık korkmak için daha büyük bir sebebin var.''
Arkasını döndü ve çıkıp gitti. Kalbim çok hızlı atmaya başladı. Bu adam gerçekten takıntılı biriymiş, durmayacak.
''Kızım, Burak'a söyleyelim o götürsün seni işe. Bu manyak ne yapacak belli olmaz.''
''Anneciğim, Ali gelecek. O bırakacak beni. Onun ofisi de yeni şirketime yakın zaten biliyorsun, öğle yemeğinde de beraber olacağız. Korkma, ben her şeyi hallederim, biliyorsun.'' dedim ve yanağından kocaman bir öpücük aldım.
''Haydi çıkıyorum ben, akşam geç geleceğim, merak etme.''
''Neden geç geleceksin?''
Babamın sesi, annemle sevgi gösterimizi böldü.
''Borcumu ödemek için çok çalışmam gerekiyor ya ek iş de yapacağım. Yoksa borcu sen mi ödemek istersin?''
''Zeynep, sabah sabah alırım seni ayağımın altına.''
Hiç cevap vermeden evden çıktım. Ali gelmiş, beni bekliyordu. Koşarak yanına gittim ve ona sarıldım.
''Ali, sakın bir şey sorma. Her şeyi anlatacağım. Haydi gidelim.''
''Benden kurtulamazsın Zeyna, biliyorsun değil mi?''
''Elbette biliyorum, anlatacağım.''
''Sevimsiz arkadaşın uğurlamıyor seni bugün.''
''Sedef'e laf etmeyi bırak.''
''Tamam bir şey demedim. Nerede ama?''
''Ne yapacaksın sen nerede olduğunu?'' dedim, imalı bir bakış attım sonra da büyük bir kahkaha.
''Ne gülüyorsun be deli?''
''Ben seni çok iyi tanıyorum biliyorsun değil mi?''
''Ne alaka kızım? Nerede dedim alt tarafı. Bende görmeye meraklı değilim o sevimsizi. Zaten görseydim bugün işlerim yolunda gitmezdi. İyi oldu.''
Daha büyük bir kahkaha attım. Külahıma anlat diyerek arabaya bindim. Ya sabır diyerek Ali de arabaya bindi.
''Zeynep! Yok öyle bir şey.''
''Olmasın zaten Ali. Seni canımdan çok severim biliyorsun. Mükemmel bir arkadaşsın ama çok kötü bir sevgilisin. Sedef'i sana bırakamam.''
''Kötü bir sevgili olduğumu nereden çıkardın Allah aşkına?''
''Terk ettiğin kızlar gelip bana dert yanıyor yıllardır Ali.''
''Onlar benim sevgilim değildi. Takıldık sadece.''
''Bu daha kötü, bal gözlümden uzak dur.''
''Öyle bir niyetim yok zaten Zeynep.'' dedi trip atar gibi.
Yok artık sahiden küstü mü bana? Haha... Ali ya, inanılmazsın.
''Küstün mü?''
''Ne küsmesi ya, saçmalama.''
''Sedef, bugün işe erken gitti. O yüzden yoktu.''
''Kararını neden değiştirdin, neden söylüyorsun şimdi?''
''Ali, ben seni tanıyorum. Sedef'i de... Olmaz.''
''Zaten bir şey oldurmaya çalışmıyoruz Zeynep, sen yazıp sen oynuyorsun.''
''Öyle olsun bakalım.''
''Beni bırak artık, anlat bakalım neler oldu?''
Ali'ye tüm olayları anlattım.
''Bana bunları yeni mi anlatıyorsun kızım? Senin yanında olmalıydım. Paraya ihtiyacın varsa da bana gelmeliydin.''
''Zengin arkadaş, en sevdiğim arkadaş tipidir. Biliyor musun?'' dedim ve güldüm.
''Zeynep neden beni aramadın? Hiçbir şeyi kabul etmek zorunda değildin.''
''Merak etme, her şey yolunda.''
Ali'nin sinirlendiğini fark edince önüme döndüm ve sessizce şirkete vardık.
''Bebiş, öğle yemeğinde de beraberiz değil mi?''
''Evet Zeyna, gelip alacağım seni, bensiz çıkma.''
''Tamamdır öptüm.''
''Bol şans.''
Şirkete girdim. Gerçi burası hiç şirket gibi değildi. Büyük bir ofise benziyordu. Girişte masada oturan manken gibi kadının yanına gittim.
''Merhaba, ben Zeynep. Ateş Bey'in yeni asistanıyım.''
Yerinden bile kalkmadan yalandan bir gülücük attı bana. Sonra beni baştan aşağı süzdü.
''Selam, Oya ben. Gel seni götüreyim.''
Peşine takıldım ve beni üst katta Ateş Bey'e ait alana götürdü.
''Burası senin masan. Ateş Bey genelde geç gelir. O gelene kadar takılırsın buralarda.'' dedi ve dönüp gitti.
Ee, beni insanlarla tanıştırması, ne yapağımı anlatması gerekmiyor mu? Tuğçe ablayı da yanımda istiyorum sanırım. Ateş Bey gelene kadar, bilgisayardaki programları inceledim. Arkamdaki rafta dizili olan dosyaları karıştırdım. Sıkıntıdan patlamak üzereyken, kapı açıldı ve Ateş Bey içeri girdi. Muhtemelen babası kimi yolladığını söylememişti. Çünkü şaşkın bir ördek yavrusu gibi bakıyordu bana. Ardından o bakışların yerini öfke dolu olanlar aldı. Pek sevimli olmayan bir konuşmanın ardından odasına girdi, beni de resmen şirketten kovdu. Bende Ali'ye mesaj attım yemeğe gitmek için. Kahvaltı yapmadım, iyi oldu erken çıkmam diye kendimi teselli ediyordum. Ama keyfim kaçmıştı, sabahki enerjimden geriye hiçbir şey kalmamıştı.
Eşyaları alıp, şirketten çıktım. Ali beni dışarıda bekliyordu. Koştum ve boynuna sıkıca sarıldım. Sabah onu sinirlendirdiğim için gönlünü almak için çeşitli şebeklikler yaptım. Yemek için bir mekana oturduk.
''Zeyna, bu surat ne kızım kendine gel.''
''Gelemiyorum, adam kovdu beni resmen ya. Gözüme gözükme dedi.''
''Kızım senin işin bu deliyle. Mecbursun. Yapacak bir şey yok. Kendine gel ve o herife Zeyna'yı kimsenin yıkamayacağını göster. Hem ciddi bir görev seninki. Biliyorsun.''
''Evet ama adam beni kovdu diyorum.''
''Kovmamış Zeynep, gözüme gözükme demiş.'' dedi ve kahkaha attı.
''Ali..!''
Yemeği hızlıca yedik ve şirkete döndük. Yerime oturduğumda, Ateş Bey'in odasından çok fazla ses geldiğini duydum. Sonra yanıma biri geldi.
''Sen kimsin?''
''Ben Zeynep, Ateş Bey'in asistanıyım.''
''Ne zamandır?''
''Benim mesaim dokuzda başladı, teknik olarak dokuzdan beri ama Ateş Bey öğlen geldi. Ona göre daha yeni olmalı.'' dedim ve güldüm.
''Bugün yani, güzel. Sevdim seni Zeynep.''
Bana el sallayıp içeri girdi. Sadece arkasından baktım.