Beni Sevmezsen

1003 Words
Ateş Zeynep ile şirketten çıkıp arabaya bindik. Navigasyondan evini açıyordum ki... ''Ateş Bey, ben eve gitmeyeceğim. İsterseniz siz beni yakın bir durakta indirin kendim geçeyim. Unutmuşum işim olduğunu.'' Bu yorgunlukla eve gitmeyip nereye gideceksin güzelim tam olarak? ''Nereye gideceksin? Yorgun ve uykusuzsun. Eve gidip dinlenmen gerekmez mi?'' ''Ben... Spora başlamıştım da unutmuşum. Oraya gitmem gerekiyor.'' Spor mu? Spor iyidir de salonda şimdi nasıl hocalar vardır tam olarak acaba? Ben de son zamanlarda sporu aksatıyordum. Daha düzenli yapayım bari. ''Tamam salona bırakayım seni, çıkışta da alıp eve götürüm. Uğraşma sen.'' ''Yani gerek yok aslında. Siz zahmet etmeseydiniz hiç.'' ''Zeynep haydi, hangi salon?'' Söylediği salonu daha önce hiç duymamıştım. Zaten yolu da o tarif etti. Oraya vardığımızda bana teşekkür edip arabadan indi. ''Zeynep, seni ne zaman alayım?'' diye seslendim hemen. ''Ateş Bey, zahmet etmeseydiniz aslında. Uzun sürüyor çünkü...'' ''Ne kadar sürecek?'' ''İki saat.'' ''Tamamdır, iki saat sonra gelip alacağım seni. Görüşürüz.'' Zeynep'i bıraktıktan sonra Tuğçe'yi arayıp evime birilerini yollamasını istedim. Dünkü dağınıklığı toplamalarını söyledim. Bugün hemen halledilmesi gerekiyordu. İki saat oyalandıktan sonra Zeynep'i almak için geri döndüm. Salonun önünde bir kadınla konuşuyordu, beni fark edince hemen arabaya doğru yürümeye başladı. Oldukça yorgun görünüyordu. ''Ateş Bey merhaba. Size çok zahmet oldu böyle...'' ''Bana bir şey olduğu yok küçük ajan. Senin işini kolaylaştırıyorum işte. Ne yaptığımı öğrenmene gerek kalmıyor.'' dedim ve güldüm. ''Yine de teşekkür ederim.'' ''Çok yorgun duruyorsun. Neden bu kadar uzun sürüyor sporun?'' ''Aslında çok sporla aram yok. Dinlenme sürem uzun oluyor herhalde o yüzden.'' dedi ve gülümsedi. Yorgun bir gülümseyiş... Gamzesini göremediğim bir gülümseyiş... ''Zeynep, çok yorgunsun biliyorum ama benim evde bazı sorunlar oldu. Eşyaları değiştirmem gerekiyor. Benimle gelmek ister misin?'' dedim ve kabul etmesini dileyerek ona baktım. ''Elbette gelirim, zaten sizin peşinizde olmam gerekiyor.'' dedi ve güldü. Ama sen böyle gülersen, ben yola nasıl odaklanacağım? ''Ayrıca Ateş Bey,, bunları zaten bana söylemeniz gerekiyor. Programınızın tamamını beraber yapmamız gerekiyor.'' dedi ve kaşlarının çattı. Hahaha! Beni korkutmaya mı çalışıyor sahiden? Sesli bir kahkaha attım. ''Bundan sonra dikkat edeceğim küçük ajan, sana haber veririm. Yine de ajan olan sensin. Biraz öğrenmeye çalışman gerekiyor sanırım.'' ''Benden ajan olmadığı çok belli, siz haber verirseniz en azından iyi bir asistan olmaya çalışırım.'' Sen bana böyle bakarsan hangi söylediğine hayır diyebilirim ki zaten? ''Yeterince iyi bir asistansın zaten.'' dedim ve gülümsedim. Mimarımın ofisine geldiğimizde araçtan indik. ''Hoş geldiniz Ateş Bey.'' ''Merhaba Cansu. Benim salonun yeniden düzenlenmesi gerekiyor, haber verdiler mi?'' ''Evet, Tuğçe Hanım aradı. Alternatif çizimler yaptık. Bakmak ister misiniz?'' ''Pek vaktim yok, seçelim bir şeyler. Çizimdekiler gelene kadar eve geçici bir şeyler yollaman gerekiyor.'' ''Ekibi yönlendiririm, bir iki saate hallederler.'' Bu konuşmanın ardından Cansu'nun odasına ilerledik. Sergilenen ürünlerin arasından yürürken Zeynep'in dikkatle etrafı incelediğini fark ettim. Gülümseyerek sallanan bir koltuğa bakıyordu. Cansu'ya işaret ettim ve onu da evime yollamalarını istedim. Tam Cansu'nun odasına girmek üzereyken Zeynep koluma dokundu. Yine bütün vücudumdan bir elektrik akımı geçer gibi oldu. Kendimi topladım ve ona döndüm. ''Ne oldu?'' ''Neden bana söylemediniz?'' diye sordu. ''Neyi, neden söylemedim Zeynep?'' ''Tuğçe hanımı arayıp ondan istemişsiniz. Hani iyi bir asistandım. Bana neden söylemediniz?'' Bana trip mi atıyordu sahiden? Trip atan birinin bana tatlı görüneceği asla aklıma gelmezdi. Ona doğru yaklaştım, başımı yüzünün yanına doğru eğdim ve kısık sesle konuşmaya başladım. ''Bundan sonra her şeyi, ilk sana söyleyeceğim.'' Geriye çekildim ve gözlerine bakmaya başladım. Yanakları yine kızarmıştı. Parmakları oynuyor, dudaklarını kemiriyordu. Bu haline gülmeden edemedim. ''Tamam.'' diyebildi sadece. Onunda bu kadar heyecanlanıyor olması benimle aynı şeyleri hissettiği anlamına mı geliyor? Mimar ile kısa bir görüşme yaptık. Zeynep'e de fikirlerini soruyordum ama ''Sizin eviniz, nasıl isterseniz öyle olsun'' diyordu sadece. Çıktıktan sonra arabayı, Zeynep'in evine doğru sürmeye başladım. Zeynep ara ara dönüp bana bakıyordu. Bir şeyler söylemek ister gibiydi. ''Sor haydi.'' dedim ve gülümseyerek ona döndüm. ''Zeki bir patronsunuz.'' Kahkaha attım ve konuşmaya devam ettim. ''Babamın ajanından bunu duymak, şahane bir şey. Sor bakalım ne soracaksın?'' Gülümseyerek konuşmaya başladı. ''Aslında soru sormayacağım ama bunları söylemek zorundayım.'' ''Tamam minik ajan söyle bakalım.'' ''Ateş Bey, babanız beni buraya yolladığında sizin her şeyinizi kontrol etmemi ve ona söylememi istedi, bunu zaten biliyorsunuz. Bu geçen süre içinde bunu pek yapamadım. Çünkü siz, iş yerinde çok az vakit geçiriyorsunuz ve kişisel programınızı benimle paylaşmıyorsunuz.'' Sözünü kestim, bu konuşmanın nereye gideceği belliydi. ''Ajanıma yardımcı olmak için bundan sonra elimden gelen her şeyi yapacağım.'' dedim kahkaha attım ve devam ettim. ''Zeynep, babam sana neyi ne kadar anlattı bilmiyorum ama tehlikeli olabilecek durumlar da var. Ben başta bunu kabul etmek istemedim. Oldukça saçma gelmişti her şey ama... Detayları boşver işte ama artık zaten babama karşı gelmeyeceğimi söyledim. Sana söylemesem de babam haberdar oluyor yaptıklarımdan. Ayrıca son günlerde ev iş arasındayım sürekli. Babamın sözünden çıkmıyorum.'' Tekrar güldüm. Zeynep' döndüm. Uykulu gözleriyle bana bakıyor ve merakla beni dinliyordu. Arabada hafif bir müzik açtım ve konuşmayı bıraktım. Çok kısa bir süre sonra Zeynep'in uyuduğunu fark ettim. Arabayı parkın orada durdurdum. Zeynep'e döndüm tamamen. Sen bana neler yapıyorsun böyle? İşler yolunda gitmezse ne olacak? Sen beni sevmezsen ne olacak Zeynep? Ben bununla nasıl mücadele ederim? Beni sevmezsen, istemezsen ne yaparım? Başımı koltuğa yasladım hala Zeynep'e dönüktüm. Bir iç çektim. Her şeye rağmen Zeynep, senin güldüğünü görmek bile yeterli gelecek sanırım bana. Bütün ömrümü böyle geçirebilirim. Ama beni seversen, neler olur? Ben nasıl biri olurum? Kaçtığım, yok saydığım bütün bu hislerle nasıl savaşırım? Gülümsedim. Çok içten bir gülümsemeydi. Elimi Zeynep'e doğru uzattım. Yüzüne dokunmaya kıyamadım. Önüne düşen bir parça saçını, elimin tersiyle sevdim. ''Benim buradan kurtuluşum yok sanırım.'' dedim ve derin bir nefes aldım. Biraz daha Zeynep'i izledim. Zeynep hareketlenmeye başlayınca ne yapacağımı bilemeden, bir anda gözlerimi kapattım. Ne yani, kız onu izlediğimi anlamasın diye uyuyor taklidi mi yapıyordum şimdi ben? Bazen verdiğim kararlar gerçekten çok mantıksız oluyormuş. Babamın söylediği şeylere şu an hak veriyordum. Ancak bir anda çok doğru bir şey yaptığıma karar verdim. Zeynep'in sesini duydum. ''Bu bir rüyaysa, hiç uyanmak istemiyorum.'' dedi. Neden dedi bunu şimdi? Bana bakarak mı söyledi acaba? Ama bu anı görmem gerekiyordu. Elimin üzerinde, Zeynep'in elini hissettim. Kalp atışım hızlandı. ''Ateş Bey, uyanın.'' diye seslendi. Uyku sersemi gibi rol yapmaya çalışarak gözlerimi açtım. Zeynep gülümseyerek bana bakıyordu. ''Gelmişiz, neden beni uyandırmadınız?'' dedi. Seni izlemek istedim...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD