Güvende Hissetmek

1006 Words
Zeynep Sonraki sabah uyandığımda kendimi pek iyi hissetmiyordum. Dün alkol kokusu beni çok etkilemişti. Yanlış anlaşılmasın alkole karşı olduğum falan yok ama hatıralar pek iyi olmayınca kötü etkiliyor. Duşumu alıp hazırlandım. Çok erken uyanmıştım evden çıkmam için hala vaktim vardı. Sedef'i arayıp kahvaltıya çağırdım. Annem, Sedef ve ben kahvaltı masasına geçtik. ''Güzelim, artık seninle konuşmamız gerekiyor. Neler oluyor? Neler konuştunuz, nasıl kabul ettin? Senden ne istiyorlarmış?'' diye sordu Sedef. ''Bal gözlüm, anlatacağım. Sakin ol. Onun için çağırdım zaten seni. Annemle ikinize birlikte anlatmak istedim.'' ''Anlat bakalım bebeğim, ne söylediler o gece?'' ''Anneciğim, o gece Tuğçe abla ile beraber Ahmet Bey ve Nevra Hanım ile buluştuk. Size anlatacağım ama sakin olun ve korkmayın.'' O gece konuşulanları anlatmaya başladım. Oraya vardığımda Ahmet Bey konuşmaya başladı. O Gece... ''Zeynep kızım, sana her şeyi anlatacağım ama sakin olmanı istiyorum. Her şey kontrolümüz altında. Tuğçe bize senin başına gelenleri anlattı ve bu konu ile ilgili bir araştırma yapmış. Babanın borçlu olduğu kumarhane Zafer Koca'ya ait. Evine gelen ise oğlu Caner. Bu aile bizim rakiplerimiz. Hatta onlara göre biz düşmanız. Uzun zaman önce yasa dışı işler yaptıkları için karşı karşıya gelmiştik. Polis ile ortak hareket ettik. Zafer Koca elindeki her şeyi kaybetti. O günlerden bize bir düşmanlığı var. Sonra nasıl toparladı, kim destek oldu, biz de bulamadık.'' ''Peki ben size yardımcı olacağım Ahmet Bey?'' ''Tuğçe seninle ilgili araştırma yaparken bir şey fark etmiş Zeynep.'' Meraklanarak devam etmesini bekledim. ''Caner'in adamları seni takip ediyor Zeynep kızım. Caner'in yanında bir iki adamımız var. Onlardan öğrendiğimize göre, Caner seni istiyor.'' ''Nasıl beni istiyor, anlayamadım?'' ''Babanın borcu olmadan önce bile Caner senin peşindeymiş Zeynep.'' Korkuyla gözlerim açıldı. ''Nasıl olabilir bu Ahmet Bey? Beni nerede görmüş ki? Ne olacak?'' Telaşlı bir şekilde konuşuyordum. ''Sakin ol kızım, amacımız hem seni Caner'den kurtarmak hem de ailemi.'' Tuğçe abla söze girdi. ''Zeynepciğim, Caner bizim şirkete geldiğinde seni görmüş olabilir. Babanın bu borca girmesi bile tesadüf olmayabilir. Biz seni onların önüne atmıyoruz aksine seni de korumaya çalışıyoruz. Lütfen yanlış anlama. Sadece kendimiz için yapmıyoruz bunu.'' ''Anlıyorum Tuğçe abla. Peki ne yapacağız?'' ''Kızım, sen oğlumun yanında işe başladığında hem seni hem de Ateş'i korumak daha kolay olacak. Kendini koruyabilmeni de bu yüzden istiyoruz. Alacağın eğitimlerde bu yönde olacak. İşler ne zaman karışır bilemiyoruz o yüzden kendini koruyabilmen gerek. Biz her zaman senin yanında olacağız. Caner, babasından daha sıkıntı biri.'' ... Bir saat süren konuşmanın ardından planlarını anlattılar. Aslında her şey çok basitti. Caner'in bana takıntısı olduğunu düşünüyorlardı ve bunu kullanmak istiyorlar. Bu konuşmalar esnasında hiç korkmadım. Aksine hayatımda ilk defa kendimi güvende hissettim. Arkamda gerçekten baba gibi duran bir adamın varlığını hissettim. Sanırım bu yüzden hiç korkmadan bunu kabul etmiştim. Şimdi... Anneme ve Sedef'e her şeyi anlattım. ''Kızım bu Caner denen adamın o gün bakışları da çok tuhaftı. Demek bu yüzdenmiş. Gerçekten seni koruyabilecekler mi?'' diye sordu annem. ''Merak etme anneciğim, her şey yoluna girecek. Kendimi güvende hissediyorum. Zaten onlar bu teklifi yapmasa Caner'e karşı daha savunasız olacaktık. Şu an her şey kontrolümüz altında.'' Sedef'in tedirgin bakışlarını hissedince ona döndüm. ''Merak etme bal gözlüm, her şeyi halledeceğiz.'' dedim. Onu da sakinleştirmem gerekiyordu. ''Nasıl merak etmeyeyim Zeynep? Abime de söyleyelim, o da bilsin.'' ''Ahmet amca ile konuşup sana söylerim balım, anlatmamız bir sorun yaratmaz bence ama yine de bilmeleri daha iyi olur.'' ''O ukala arkadaşın biliyor mu bunları?'' ''Ali mi?'' dedim ve kahkaha attım. ''Elbette anlattım ona da.'' ''Adı hiç lazım değil. O, benden önce mi öğrendi yani her şeyi?'' dedi ve trip atar gibi saçlarını savurdu. Uzun zaman sonra, ilk kez içten bir kahkaha attığımı hissettim. Hiçbir zaman başımda böyle bir bela olmamıştı ama kendimi hep savunmasız hissederdim. İlk defa bu kadar olayın arasında kendimi güvende hissediyordum. ''Neyse size doyum olmaz, ben işe geç kalmadan çıkayım.'' dedim. Evden çıktım ve iş yerime geçtim. Saat dokuz olmak üzereydi. Şirketten içeri girdiğimde Oya Hanım ile karşılaştım. Hafif bir baş selamı verip üst kata çıkacaktım ki bana seslendi. Dönüp ona baktım. ''Zeynepciğim, Ateş ile dün biraz tartıştık. Onun gönlünü almak istiyorum. Bugün müsait olduğunda bana haber verir misin? Ona sürpriz yapmak istiyorum.'' dedi. Ancak üstten bakışları ve yüzüne yerleştirdiği sinsi gülümseme beni çok rahatsız etmişti. ''Olur Oya Hanım, ben size haber veririm.'' dedim ve yukarı çıktım. ''Allah Allah ya! Bu kadın kesinlikle beni sevmedi. O bakışlar neydi öyle? Bir de normal bir şey söylerken bile insanı aşağılıyor gibi konuşuyor. Sevimsiz kadın. Aman ya! Sevimsizse bana ne sanki? Ben mi sevgiliyim? Ay, Ateş Bey gerçekten bu kadından nasıl hoşlanmış acaba? N yapıyorsun Zeynep? Kendi kendine dedikodu yapıyorsun resmen. Haydi işine!'' Kendi kendimu konuşmama ara verip masama oturdum. Planlamaları yapmaya başladım. Ateş Bey'in bugün öğleden sonra birde görüşmesi vardı. Muhtemelen on iki buçukta ancak şirkete gelirdi. Benim bu adamın daha çok yanında olmam gerek, ne yapsam acaba? Hayır benden de pek hoşlanmıyor ki. Yakınında da olamıyorum. ''Günaydın ajan!'' Duyduğum sesle başımı kaldırdım. ''Ateş Bey, günaydın. Erken geldiniz. Saat daha dokuz buçuk.'' dedim şaşkınlıkla ama yüzümde de bir gülümseme olmuştu. ''Şirketime gelirken sana mı haber vermeliydim?'' dedi ama yüzü çok donuktu. ''Yok, ben erken gelmem demiştiniz ya o yüzden şaşırdım. Görüşmeniz de birde.'' ''Halletmem gereken işler vardı. Bana bir kahve söyler misin?'' ''Tabii, hemen.'' dedim. Ateş Bey odasına gitti. Kahvesini söyledim. Biraz zaman geçince Oya Hanım'ı elinde kahve ile gördüm. ''Zeynep! Hani bana haber verecektin. Sana güvenmemekle doğrusunu yapmışım. Neyse ki mutfaktan haber verdiler.'' dedi ve saçlarını savurarak odaya girdi. Aman be kadın! Bir dinle bari. Neymiş bana güvenmeyerek doğrusunu yapmışmış... Hah! Bir kere müsait olunca haber ver dedin. Adam işlerimi halledeceğim dedi. Sana neyi haber vereceğim acaba? Neyse sakin ol Zeynepciğim, Sen çalışmana odaklan. Öğleden sonra yapılacak toplantıya ait dosyaların çıktılarını aldım. Oya Hanım odadan yeni çıkabilmişti. Bir saniye, bu ne? Az önce gömlekle girmişti bu kadın içeriye. Şimdi neden tişört var üzerinde? Hem de erkek tişörtü! Ateş Bey'in tişörtü mü o? Adamın sevgilisi ya sonuçta. Olabilir. Iyy! Ben o odaya giremem bir daha. Gözlerimi kısarak Oya Hanım'a baktım. ''Oya Hanım, az önce söyleyemedim ama halletmem gereken işler var demişti Ateş Bey. O yüzden size haber vermedim.'' ''Sorun değil şekerim, ben kendi işimi kendim hallettim. Barıştık zaten, anlarsın ya.'' dedi ve kahkasını atıp odadan çıktı. Ya sabır!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD