Birlikte mi?

1017 Words
Ateş Öğle yemeğinden döndükten sonra toplantıya geçtik. Uzun masanın en ucuna ben oturmuştum. Sağ tarafımda deniz sol tarafımda da Zeynep vardı. Bu sunumdan sonra alacağımız iş ile şirketimizin büyümesini yüzde otuz arttırmayı hedefliyorduk. O yüzden bu iş ve ortaklık çok önemliydi. Saat bir olduğunda konuklarımız geldi ve toplantıya başladık. ''Merhaba Ateş. Görüşmeyeli çok uzun zaman oldu.'' diye söze başladı Ömer amca. Babamın yakın dostlarından biriydi ve iş konusunda oldukça disiplinliydi. Babamın yakın dostu olsa da projemizi beğenmeden bize asla işi vermezdi. Bu yüzden çok iyi bir dosya hazırladık. Kendisi ne kadar düzgün bir adam olsa da oğlu tam aksiydi. Oğlu Bertuğ ile de tokalaştım ve yerime geçtim. Yanlarında asistanları da vardı. Asistan kız, davetkar bir şekilde bana bakıyordu. Zeynep'in boğazını temizler gibi çıkardığı ses ile döndüm. Yanıma yaklaşıp sessizce konuşmaya başladı. ''Bu işin çok önemli ve ciddi olduğunu söylemiştiniz Ateş Bey.'' dedi rahatsız gibi davranarak. Ne olduğunu anlamadığım için ben de ona doğru yaklaştım. ''Evet önemli zaten Zeynep. Bunu hatırlatmana gerek yok.'' ''Ne bileyim, fazla rahat davranıyor gibiydiniz.'' dedi ve göz devirdi. Bana mı göz devirdi o? ''Sabır, sabır.'' Sunumumuz yaklaşık bir saat sürdü. Zeynep çok ciddi çalışıyor, hiçbir detayı atlamıyordu. Ömer amcanın ek isteklerini de titizlikle not aldı. İşini ciddiye alması beni şaşırtmadı. Babam gerçekten çalışkan olmayan insanlara tahammül etmezdi çünkü. Bu titizliği Ömer amcanın ilgisini de çekti. ''Sunum harikaydı beyler. Bu benim beklentimin bile oldukça üstünde.'' ''Teşekkür ederiz, Ömer amca.'' ''Benim için her şey yolunda ama yine de benim finans ekibimle de bir görüşme yapmanızı isterim.'' ''Elbette, çok memnun oluruz.'' dedi Deniz. Biz dışarıdan, büyük firmalara finansal danışmanlık veren bir şirketiz. Şirketimizin adı Finova. Ömer amcanın holdinginin alt birimleri için de beş yıllık bir plan hazırladık zaten. Deniz ve ben kendi babalarımızdan bağımsız bir şey yapmak istiyorduk. Elbette o şirketlerin de danışmanlıklarını hatta daha fazlasını yapıyoruz. ''O zaman yarın bizim holdinge gelmenizi rica edeceğim ama lütfen asistanınZeynep de gelsin Ateş. Kendisinin iş disiplinine hayranım. Babandan çalamamıştım onu. Belki bu sefer benimle çalışması için onu ikna edebilirim.''' dedi ve güldü. Ben de yalandan gülümseyerek Zeynep'e baktım. ''Ömer Bey, çok kibarsınız yine. Ancak ikna olacağımı sanmıyorum. Ahmet Bey'e olduğu gibi Ateş Bey'e de sadakatim sonsuz.'' dedi ve bana baktı. Bana öyle bakmasan mı acaba? Yüzümdeki yalancı gülümsemenin yerini gerçek bir kahkaha aldı. ''Asistanımı duydunuz Ömer amca.'' ''Bu kez ikna etmek için ben de çabalayacağım. Yarın mutlaka gel Zeynep.'' diye araya giren Bertuğ oldu. Ne saçmalıyor bu? Zaten durmadan kıza bakıp duruyordu. Şaka olmalı. Zeynep sadece gülümsedi ve tekrar bana döndü. ''Ateş Bey'e bağlı. Gelmeme gerek varsa gelirim.'' Aferin be sana. Aldın mı cevabını Bertuğ? Herkesle vedalaşıp ayrıldık. O sırada Ömer amcanın asistanı yanıma gelip cebime bir kağıt bıraktı. Bana yeniden davetkar birr gülücük attı. ''Ne oluyor Zeynep?'' Kız arkasını dönüp gider gitmez Zeynep yanıma geldi ve cebime elini atıp kızın verdiği kağıdı kendi aldı. ''Bir şey olmadı Ateş Bey. Notları ben tuttum ya... Bu da toplantı ile alakalı diye düşündüm. O yüzden aldım. Önemli bir şeyse size iletirim merak etmeyin.'' ''Zeynep saçmalama istersen. Toplantı ile alakalı olsa sana verirdi zaten ya da mail atardı. Ver bana kağıdı.'' dedim ama yüzümdeki gülümsemeyi silemiyordum. ''Tamam tamam, ben bakayım işte lazımsa getiririm size. Çok işim var gidip onları halledeyim ben.'' dedi ve gitmeye çalıştı. Zeynep'i kolundan tutup kendime doğru çektim. ''Notumu alıp kaçmaya mı çalıştın sen?'' Fazla yakın olduk. Burun burunayız neredeyse. Ah! Kalbim duracak. Hani soğuk davranacaktım ben bu kıza? Kendin gel Ateş. Bırak kızı, gitsin. ''Yok, ben dediğim gibi...'' deyip alt dudağını ısırdı. Hemen buradan çıkmam lazım. Bir anda Zeynep'i bıraktım ve odama gittim. Ne oluyor bana ya? Aşk yok... Aşk diye bir şey yok Ateş. Geçecek. Bunlar düşündüğün gibi şeyler değil. Sakin ol oğlum. Kapının çalması ile biraz kendimi toparlamaya çalıştım. ''Gel.'' ''Şey, Ateş Bey müsait misiniz? Ben size kahve getirmiştim de.'' dedi gülümseyerek. Kızım bana bunu neden yapıyorsun ya? Biraz sakinleşseydim. ''Gel Zeynep getir. Kağıdımı da ver lütfen.'' dedim ve hınzır bir gülüş attım. ''Aaa ama dedim ya Ateş Bey size lazımsa getireceğim. Daha bakamadım ne yazdığına. Bir de siz gelip alır mısınız kahvenizi acaba?'' ''Ben mi gelip alayım? Sahiden sen neden odaya girmiyorsun da kapıda bekliyorsun Zeynep?'' ''Şey, efendim ben koku... Dedim ya deterjan kokusu şey yapıyor beni. Ondan yani...'' ''Havalandırma çalışıyor, koku falan yok. Haydi ver kahvemi.'' ''Ama... Şey yani. Siz gelip alsanız?'' ''Zeynep, zaten deterjan kokmuyordu. Alt tarafı biraz kahve döküldü. Ufacık yeri temizlediler.'' ''Kahve mi döküldü?'' ''Evet küçük ajan, bu saatte dip köşe odayı temizletecek halim yok ya.'' ''Aaa, öyle desenize ya. Tamam geleyim o zaman.'' dedi ve gülerek masamın yanına kadar geldi. ''Ayrıca ben küçük ajan mıyım? Büyüğüm kim?'' Gülmeye devam ediyordu. Gamzesine kilitlenip kalmıştım, zar zor sorusuna cevap verdim. ''Tuğçe tabii. Başka kim olacak? Yılanın başı o zaten.'' dedi ben de gülerek. Ben bu kızın yanında ne çok gülüyorum böyle? O da en çok benim yanımda mı gülüyor acaba? ''Zeynep, akşam işin var mı?'' ''Anlamadım Ateş Bey ne için?'' Anlamadın. E ben de anlamadım ki. Neden bunu sordum şimdi? Bir anda çıktı ağzımdan. Böyle söyleyemem tabii sana. Bir iki kez öksürerek zaman kazanmaya çalıştım. ''Bugün toplantının notlarını da hazırlaman ve düzenlemen gerekiyor ya ondan mesaiye kal diyecektim. Yani yarın çünkü yeni görüşme. Halledebilir misin bu akşam?'' ''Hallederim, merak etmeyin. Çıkmadan bitirmeye çalışırım, yetişmezse evde devam ederim. Sabaha hazır olur yani.'' ''Tamam, tamam o zaman. Sen çık da hallet, belki yetişir.'' ''Tamam, benden istediğiniz bir şey var mı başka?'' ''Yok, çıkabilirsin.'' Zeynep odadan çıkar çıkmaz derin bir nefes verdim ve başımı geriye yasladım. Neye karşı koymaya çalışıyorum ki ben böyle? Neyin savaşı bu? Bu savaş aşkla mı, Zeynep'le mi yoksa kendimle mi? Odada Ömer amcanın dediklerine göre planı düzeltmeye başladım. Çalan telefon elbette yine işimi böldü. ''Efendim Erdem.'' ''Nasılsın kardeşim?'' ''İyiyim, hayırdır?'' ''Akşam mekana gel. Zeynep'i de getir. Bu gece güzel bir konser olacak.'' ''Zeynep ne alaka lan?'' ''Zeynep de benim kankam artık ne var?'' ''Kankanı kendin çağır o zaman. Bana neden söylüyorsun?'' ''Numarasını alamadım o gün. Kafam çok iyi olmuştu. Aklıma gelmedi. Asistanın işte oğlum yakınındadır. Söylemiyorsan Deniz'den rica edeceğim.'' ''Tamam tamam ben söylerim.'' Odamdan çıktım ve Zeynep'e seslendim. ''Zeynep, işleri yapabildiğin kadar yap gece Erdem Glamo'ya davet etti bizi. Konser varmış.'' Şaşkınca gözleri açıldı. ''Nasıl yani? Birlikte mi gideceğiz?''
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD