Yanlış Anlaşılmalar

1009 Words
Ateş Ben de mekandan ayrılıp eve geçtim. Derin uykuya dalmam neredeyse sabahı bulmuştu. Sabahın çok erken saatlerinde uyandım. Pek huyum olmasa da bugün şirkete erken gidecektim. Toplantıdan önce halletmem gereken işler vardı. Hazırlanıp evden çıktım. Şirkete girdiğimde Oya hemen ayağa kalktı. ''Hoş geldiniz, Ateş Bey. Erkencisiniz.'' dedi ve gülümsedi. Hiç cevap vermeden üst kata yöneldim. Odama geldiğimde, Zeynep dalmış bir şekilde çalışıyordu. ''Günaydın ajan!'' Şaşkınca suratıma baktı. ''Ateş bey, günaydın. Erken geldiniz. Saat daha dokuz buçuk.'' dedi ve gülümsedi. Gülme! Herkes de geldiğim saate laf ediyor. ''Şirketime gelirken sana mı haber vermeliydim?'' dedim soğuk bir şekilde. Gece çocuklarla yaptığımız konuşmalardan sonra, daha soğuk davranmaya karar vermiştim. Ama o gülümsediğinde pek mümkün olmuyor işte. Benim sert tepkimden sonra yüzü düştü. ''Yok, ben erken gelmem demiştiniz ya o yüzden şaşırdım. Görüşmeniz de birde.'' ''Halletmem gereken işler var. Bana bir kahve söyler misin?'' dedim ve cevap bile beklemeden odama ilerledim. Odama girip Deniz'i aradım. ''Bana bak Deniz, hala uyuyor musun? Sana bugün erken gel demiştim!'' dedim hafif sitemli. ''Uyandım Ateş merak etme. Yoldayım. Ayrıca erken gel demedin. Toplantıya geç kalma dedin.'' dedi ve gülmeye başladı. ''Gel sen gel, güldüreceğim seni.'' O sırada kapı çaldı. Zeynep kahvemi getirecek diye beklerken Oya elinde bir paket ve kahve tepsisiyle içeriye girdi. Niye geldi, Zeynep nerede?'' ''Neyse, çabuk gelmeye çalış Deniz. Sunumun üzerinden geçmemiz lazım.'' ''Tamamdır kardeşim, on dakikaya oradayım.'' Telefonu kapattım. Oya kahveyi masama bıraktı. Yine bana temas etmeye çalışıyordu. Bu kadın neden laftan anlamıyor acaba? ''Artık bir asistanım var. Kahvemi neden sen getirdin?'' ''Zeynep toplantı için hazırlık yapıyordu o yüzden benden rica etti efendim. Ben de zaten sizinle görüşmek istiyordum.'' ''Zeynep mi rica etti? Birbirinizden pek hoşlanmış gibi durmuyordunuz?'' ''Yok, biz çok iyi anlaştık. Siz yanlış anlamışsınız. Gerçi Zeynep biraz tuhaf biri.'' ''Nasıl tuhaf?'' ''Yani, benden duymasanız daha iyi ama...'' ''Söyle haydi, oyalama beni.'' ''Bana biraz planlarından bahsetti. Yani basit hesaplar, siz anlarsınız. Karan Bey'i tavlamaya çalışıyor sanırım. Sizden yüz bulamayınca ona dönmüş bence. Kim olursa olsun diye düşünüyor.'' Saçmalık! Böyle biri olmadığını Karan kendi ispatlamıştı. Karan ispatladı? Tabii ya, kızı kendi beğenince bana iyi göstermeye çalışmış olmalı. Gecede çok samimiydiler zaten. O zaman Zeynep gerçekten beni tavlayamayacağını anladı ve Karan ile ilgilenmeye başladı. ''Çıkabilirsin, neyi bekliyorsun hala?'' ''Efendim, ben yanlış anlamaları düzeltmek ve özür dilemek için size bir hediye almıştım aslında.'' ''Böyle bir şeye gerek yok.'' ''Lütfen kabul edin, kendimi çok mahcup hissediyorum.'' dedi ve utanır gibi bana baktı. Az önce kahveyi verirken de böyle davransaydın o zaman kızım? Ah! Gerçekten beni böyle kandırabileceğini mi sanıyor? Benden bir hareket göremeyince paketi kendi açtı ve içerisinden bir tişört çıkarttı. ''Lütfen, kabul edin. Denemek ister misiniz? Gerçekten sizden özür dilemek istiyorum.'' dedi ve yanıma doğru geldi. Tişörtü bana doğru uzattı. ''Tamam, alacağım ama bir daha ne böyle bir olay yaşamak istiyorum ne de senden bir hediye. Anlıyorsun değil mi?'' Gülümsedi ve tişörtü bana verdi. O sırada masadan henüz içmediğim kahveyi aldı. ''Ben size yenisini getireyim. Bu soğumuştur.'' dedi ve bir iki adım attı. O sırada ayağı kaydı ve tüm kahve üzerine döküldü. ''İyi misin? Yandın mı?'' ''Yok yok iyiyim.'' Bir anda mini eteğine rağmen eğilip yerleri temizlemeye çalıştı. Elimdeki tişörtü ona uzattım ve odamdaki banyoda üzerine değiştirmesini söyledim. Orada ilk yardım eşyaları da vardı. ''Ama tişörtü size almıştım.'' dedi ve mahcup bir şekilde bana baktı. ''Sorun değil Oya, git üzerini değiştir. İyice yanacaksın beklerken.'' ''Teşekkür ederim.'' dedi ve banyoya gitti. Hemen giyinip geri geldi. ''İyi değilsen çıkıp hastaneye git.'' ''Teşekkür ederim ama iyiyim. Ben burayı temizlemesi için birilerini göndereyim. Kusura bakmayın Ateş Bey.'' ''Önemli değil, çıkabilirsin artık. Kötü olursan da bana sormana bile gerek yok, işten istediğin zaman çıkabilirsin.'' Başıyla teşekkür edip odadan çıktı. Bir süre sonra temizlik için geldiler, ben de Deniz ile görüşmek için onun odasına geçtim. Odadan çıktığımda Zeynep'in oldukça suratsız olduğunu fark ettim. Suratsız da değil üzgün gibiydi. Ama hiçbir şey sormadan yanından ayrıldım. Sadece birinci toplantı odasını hazırlamasını istedim. Oya Bir yıldır bu şirkette çalışıyorum. Geldiğimden beri de Ateş ile yakınlaşmaya çalışıyordum. Hafif flörtleşmeler yaşasak bile hiç daha fazlası olmamıştı. Şu Zeynep geldiği an ise her şeyin ters gideceğini hissettim. Ateş'in ona olan bakışları bile bunu anlamak için yeterliydi. Ateş'in beni dışarıya davet etmesiyle planlarımı devreye soktum. Onu bu gece mutlaka tavlamalıydım. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise işimi garantiye almak için bebek planlarımı devreye sokacaktım. Mekanda Zeynep'i görmemle bu kızdan da kurtulmak istedim. Onu tehdit olarak kabul etmiştim bir kere. Onun yanında Ateş'e sevgilim gibi davrandım. Ateş ne kadar sert dursa da oldukça kibar bir adamdır. Asla insanların yanında beni küçük duruma düşürmezdi. Buna güvenerek tüm sınırları zorladım. Artık Zeynep bizi sevgili sanıyordu. Bundan sonra ona göre davranırdı. Ateş ile o gece beklediğim gibi gitmedi. Sürekli gözlerinin Zeynep'in üzerinde olduğunu fark ettim. Ertesi gün şirkette Ateş'i de Zeynep'e karşı doldurdum. Umarım planlarım işe yarar. Bu işin sonunda kazanan ben olacağım. Hem Ateş'i hem de Şanlı soyadını... Ateş ''Deniz gelmişsin. Neden yanıma uğramadın?'' ''Şimdi geldim daha, izin ver de bir soluklanayım Ateş.'' dedi ve güldü. Sunumla ve teklifimizle ilgili bir konuşma yaptık. Saat on ikiye gelmek üzereydi. Yemek için şirketten çıkmaya karar verdik. Odama gittiğimde Zeynep'in hala üzgün olduğunu fark edince bir sorun olduğunu düşündüm ve bu kez konuşmak istedim. ''Zeynep, iki dakika odama gelir misin?'' ''Burada söyleseniz, odaya girmesem şimdi?'' dedi ve yüzü tuhaf bir hal aldı. ''Ne saçmalıyorsun Zeynep? Neden girmiyorsun odaya?'' ''Daha yeni temizlediler ya deterjan kokusu beni etkiliyor. O yüzden demiştim Ateş Bey.'' ''Tamam o zaman, bekle ben ceketimi alıp geliyorum.'' dedim ve odama gittim. Ceketimi alıp tekrar odadan çıktım. ''Zeynep, iyi misin?'' Bu duyduğum Deniz'in sesiydi. Ben de soracaktım zaten, konuşacaktım. Sana ne oluyor Deniz? Dönüp Zeynep'e baktım. ''İyiyim Deniz Bey, siz?'' ''Zeynep, halini hatrını sormuyorum. Üzgün duruyorsun. Bir sorun mu var?'' ''Yok Deniz Bey, her şey yolunda.'' dedi ve gülümsedi. Başkasına gülümsedi yine... O gamzesi çıktı ortaya... ''Çıkalım mı Deniz, sohbetiniz bittiyse eğer?'' dedim biraz öfkeyle. ''Çıkalım çıkalım, sen acıkmışsın belli. Sinirlerin yine tepelerde.''' dedi ve güldü. Zeynep de gülümsedi. ''Zeynep, biz yemeğe çıkıyoruz sen de ye istersen ama yarım saate burada ol. Toplantıya sen de gireceksin.'' dedim ve Deniz ile beraber çıktık. ''Kardeşim, sen böyle kaba mıydın hep? Kızı da davet etseydik ya?'' ''Sus Deniz.''
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD