Dünden beri uyuduğum için yataktan kalkmam kolay olmuştu. Hiç üstümü değişmeden direkt Ege’nin odasına gittim. Kapıyı açtığımda yorganına sımsıkı sarılmış, terden su gibi olmuş Egeyle karşılaştım. Başıma geleceğini biliyordum zaten. Yanına gidip elimi alnına koydum. Kesin havale geçiriyordu. “Ege... Ege uyan. Kalk bir üstünü değiş. Ege!” dedim bağırarak. Yarım açılan uykulu gözleriyle bana bakıyordu. “Ecem.” dedi hasta sesiyle. “Ama ben sana dedim Ege ya. Kalk hadi üstünü değiştir bir. Aç şu yorganı da 50 derece olmuş ateşin.” dedim ve yataktan doğrultum. Öksürerek ayağa kalktığında tekrar yatağa yığıldı. Önüne eğilip yüzüne bakmaya çalıştım. “Hadi toparlanmaya çalış biraz. Ege... Uyudun mu be yuh.” dedim bağırarak. Onu bırakıp dolabına ilerledim. Uzun kollu tişörtüyle atlet alıp tekra

