BASİT BİR REKABET

1041 Words
Birlikte yiyip sohbet ederken Şirin en başından beri merak ettiği şeyi sordu: ‘’Akın Beylerle niye küssün?’’ İsmi duyar duymaz tadı kaçtı Nihat Çetin’in. Ama Şirin’e anlatması gerektiğini biliyordu. Eğer Şirin ondan bir sıkıntısını saklasaydı üzülürdü. O ise en sıkıntılı dönemlerini saklamıştı. ‘’Üniversitedeyken… Yani biliyorsun 16 yaşındaydım başladığımda. Akın, Bahri, Koray ve ben Fransızca hazırlık sınıfındaydık. Bir de Umutcan diye bir çocuk vardı. Ortak arkadaşımız. Aslında onların grubundaydı ama bana da ilk günden beri yakınlık gösteriyordu. Hepsi benden iki yaş büyüktü ve kampüste çok popülerlerdi. Özellikle bu Akın. ‘’ Şirin başıyla onayladı. Bunu tahmin etmek zor değildi. Nihat Çetin devam etti: ‘’Umutcan her ne kadar bana abilik yapmayı sevse de Akın başlarda bana bayağı mesafeliydi. Beni pek sevmiyor gibiydi. Bence ondan daha zeki olmamı kıskanıyordu da neyse…’’ Durdu ve Şirin’in gözlerinin içine baktı: ‘’Ama onun bana olan antipatisi benim ona olan hayranlığımı daha da güçlendiriyordu sadece. Ben toplum içinde ne kadar zorlanıyorsam O öyle kolaylıkla iletişim kurup kendini sevdiriyordu ki. Bu akşam davette de görmüşsündür nasıl şov yapacağını iyi bilir. Az önce sen hani dedin ya ‘sen olmak istiyorum diye’ bende işte ‘o’ olmak istiyordum. ‘’ ‘’Gençtin ve toydun. Bilmediğin bir şehirde, senden yaşça büyük, yetişkin sayılabilecek insanların arasında yapayalnızdın. Örnek alacak birine ihtiyacın vardı.’’ Diye durum tespiti yaptı Şirin. 16 yaşında biriyle (NÇF), 18 yaşında birinin (Akın) arasında görünüşte iki yıl olsa da aslında koca bir çağ vardı. Nihat Çetin ona sevgiyle baktı. Beni daha iyi anlayan biri var mı bu dünyada? ‘’ Bir süre sonra, tabi Umutcan’ın da çabalarıyla daha sık onlarla takılmaya başladım. Onların arasında tuhaf durmamak için verdiğim çabayı muhtemelen başka hiçbir şey için vermemişimdir. İki yıl kadar süren arkadaşlığımızda o dördü grubun as üyeleri, bense genç inek çocuk olarak onların yancısı gibiydim. Akın bile nihayet beni arkadaşı olarak görmeye başlamıştı bir süre sonra. Sen ve Aslı'yla olduğum kadar olmasa da bayağı yakın bir arkadaşlığımız vardı. Aileleriyle bile tanışmıştım.‘’ ‘’Telefonda konuşurken nadiren de olsa arkadaşlarından bahsettiğini hatırlıyorum, evet. Bir süre sonra onlardan bahsetmeyince çoğu samimiyetsiz üniversite arkadaşlığı gibi dağıldığınızı varsaymıştım.’’ Diye araya girdi yine Şirin. ‘’Onların beni arkadaşları olarak görmeleri için o kadar çok kendimden ödün verdim ki... O yüzden onlardan sana hiç doğru düzgün bahsetmedim. Üniversiteye erken başladığımı ve erken bitirdiğimi biliyorsun. Yaz okulu, muafiyet sınavları, üstten aldığım dersler… Her fırsatı değerlendirdim. Akınlar 2. Sınıfın sonundayken ben 4.sınıfı bitiriyordum. 19 yaşındaydım ve mezuniyetime iki ay kalmıştı. Sevgili arkadaşlarım, benim hiç kız arkadaşım olmamasını garipsiyorlardı. Bana seni biriyle tanıştıracağız dediler. Bir kız arkadaşım olması çok da umurumda değildi ama onları da kıramadım. Grupta Akın’a takıntısıyla sürekli adı geçen bir kız vardı. Ama Akın ondan nefret ediyordu. Onunla tanıştırdılar beni. Kız bencildi, kibirliydi. Bayağı bir de manyaktı ama… öyle güzeldi ki Şirin. İlk gördüğümde uzun uzun bakakaldığımı hatırlıyorum. Ben başlarda çok utangaçtım. Göz göze geldiğimizde bile dilim tutuluyordu. Hayatımda ilk defa âşık olmuştum. O da bana aşık sandım. İnsan âşık olmadığı biriyle neden sevgili olsundu ki. Ben malum arkadaşlarımla bile aşmadığım sınırlarımı o kızla aştım. Partilere gittim. İçki içmeye başladım. Öyle güzel ve popüler biriydi ki benimle çıktığı için bende bir anda herkesin dikkatini çekmeye başlamıştım. Ne kadar zengin olduğumu bile herkes ilişki yaşadığım süreçte fark etmişti. Birden okulun aranan adamı olmuştum. Sonra işte bir gün… Umutcan’la telefonda konuşuyordum. Sınavların birinden çıkmıştım sanırım. Konuşmayı bitirdiğimizde Umutcan telefonu kapatmayı unuttu ve benim hala telefonda olduğumdan habersiz, Akın’la muhabbet etmeye başladı. Telefonu kapatmak üzereyken ‘kız arkadaşımın’ sesini duydum. Anlaşılan yanlarına gelmişti. Oturdu, bir kahve söyledi ve benim gibi cüce bir ergenle bir ayın ne kadar… sıkıcı ve… ezikçe olduğunu anlatmaya başladı. Sonra Akın’a benimle çıkarak ‘iddiayı’ kazandığını iletti. Karşılığında Akın’la tatile mi ne gidecekmiş.’’ Şirin şok olmuştu. Arkadaşı adına üzülmüş ve Akın’a ikinci kez kinlenmişti. ‘’Ahh, Nihat…’’ diyebildi sadece. Nihat Çetin acı acı gülümsedi. ‘’Daha kötüsü bu onlar yüzünden başıma gelen en kötü şey bile değildi. Kız o gün Akın’la konuştuktan sonra benim yanıma bile gelmeden mesajla benden ayrıldı. Bir süre okula sadece sınavlar için gittim. Diğerleriyle takılmayı bıraktım. Grup mesajları bile sinirimi bozuyordu o yüzden okul grubu dahil bütün gruplardan çıktım. Hakkını yiyemem Umutcan sık sık arıyordu beni. Diğerleri de arada haber alıyordu. Mezuniyetim yaklaştı diye kendimi derslere verdiğimi söylüyordum. Ama onları dinlediğimi, iddia mevzusunu öğrendiğimi bilmiyorlardı. Gerçekte ise aşk acısından mı kullanılmış olmaktan mı bilmiyorum ama bir çeşit depresyon geçiriyordum sanırım. Bu arada hala, biraz zaman geçip unuttuktan sonra onlarla arkadaşlığıma devam ederim diye umuyordum. Kızı aklımdan ve hayatımdan tamamen silmiştim. Daha doğrusu silmeye çalışıyordum. Bir hafta filan sonra kampüste bazı dedikodular dönmeye başladı. Kız muhtemelen arkadaşlarına ‘ben Akın’la çıkmak için birisinin duygularıyla oynadım’ diyemediği için benimle ilgili bir sürü şey uydurmuş. Ona karşı kabaymışım, benim için fazla mükemmel oluşunu hazmedemediğim ve benden daha iyilerine layık olduğunu bildiğim için kıskanıp baskılıyormuşum, onun yanında arkadaşlarım dahil herkesin dedikodusunu yapıyormuşum…’’ Kendi kendine güldü. ‘’…küçükmüşüm!’’ diye bitirdi. Şirin anlamamıştı. Safça ‘’Boy olarak mı yaş olarak mı?’’ diye sordu. Nihat Çetin tekrar güldü. ‘’İkisi de. Bir de…Şey olarak…’’ Bakışlarıyla aşağıyı işaret etti. Şirin kıpkırmızı oldu. ‘’OHAA! Bu kötülük artık. Sonra ne oldu?’’ ‘’Aslına bakarsan söylenenlerin çoğunu takmıyordum pek. Mezun olmak üzereydim. Kızla birkaç masum öpücükten fazlasını yaşamamıştım. Bunu arkadaşlarım zaten biliyordu. Dünyanın geri kalanının düşüncesi çok umurumda değildi. Yüzüme karşı küçük olup olmadığını merak eden birkaç kişinin de meraklarını 'göstererek' giderdim.’’ Bu sefer ikisi de güldü. Şirin elini ağzına kapatmış kıkırdıyordu. ‘’Senin bunu yapabilecek kadar gözü kara biri olduğunu düşünmemişlerdir.’’ Dedi. ‘’Onlar beni senin tanıdığın gibi tanımıyorlardı. Neyse… Hani kız, Akınların dedikodusunu yaptığımı söylemişti ya... Bu onların da kulağına gitmiş. Bu sefer onlar da bana tavır almaya başladı. Bunu yapabilecek biri olduğumu düşünmelerine daha da kırıldım. Bir daha konuşmadan bitirdik dönemi. Mezuniyet partisinde benimle son kez konuşmak için yanıma geldiler. Kızı da getirmişlerdi. Olayları tartışmaya başladık. Kız o anda bile geri adım atmıyor, onu Akın’dan kıskandığım için arkadaşlarımı ona karşı kötülediğimi söyleyip duruyordu. Onları kendimden küçük görüyormuşum, yalnız kalmamak için katlanıyorum filan demişim güya. Tartışma büyük bir kavgaya dönüştü. Ben mezun olduğum gece dört sevgili arkadaşımdan güzel bir dayak yiyip hastanelik oldum. Öyle de bitirdik. İş hayatında karşılaşmaya başlamadan önce hiç bağımız kalmamıştı. Bizimkisi öyle basit bir rekabet değil yani. ‘’ Nihat Çetin, hikâyenin böyle bitmesini beklemeyen şok olmuş Şirin’i oturduğu yerde bırakıp su almaya gitti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD