-Maya'dan- Otelden eve döndüğümde saat gece yarısını çoktan geçmişti. Ayaklarımdaki stilettoları kapının girişinde birer füze gibi fırlatıp attığımda duyduğum rahatlama, sanırım dünyadaki hiçbir servetle satın alınamazdı. Ancak zafer sarhoşluğum kısa sürdü. Çünki salondaki berjerde, kucağında bir kase papatya çayı ve elinde yine o uğursuz kronometresiyle Bedri Bey oturuyordu. "Cinayet..." diye mırıldandı Bedri Bey çayından bir yudum alırken. Sesinde bir tiyatro tragedyası oyuncusunun hüznü vardı. "Koskoca salonda, Türkiye'nin en zengin adamının göğsüne meteor gibi çakılmak... Maya, sen bir zarafet abidesi değil, bildiğin bir doğal afetmişsin." "Bedri Bey," dedim topallayarak yanına gidip kendimi koltuğa bırakırken. "O adam bir duvar! Bildiğiniz beton! Ben ona çarpmadım, ben bir bi

