Masanın üzerinde duran siyah dosyaya bakıyordum. Gerçi dakikalardır böyleydi; o bana, ben ona bakışıyorduk. Bir türlü açmaya cesaret edemiyordum. Elimi uzatıyor, sonra geri çekiyordum. Sanki kapağını açtığım an bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını hissediyordum. Kadın ise tek kelime etmeden beni izliyordu. Ne acele ettiriyordu ne de vazgeçecekmiş gibi görünüyordu. Güya kararı tamamen bana bırakmıştı ama ikimiz de biliyorduk: Aslında önümde tek bir seçenek vardı.
Derin bir nefes aldım. Parmağımı kapağın üzerinde gezdirdim.
"Bu dosyanın içinde ne var?"
Kadın fincanındaki kahveden küçük bir yudum aldı.
"Hayatını değiştirecek adam hakkında bilgiler."
Acı bir tebessüm ettim.
"Benim hayatımı çoktan değiştirdiniz."
"Hayır." Başını iki yana salladı. "Asıl bundan sonra değişecek."
Sözleri mideme taş gibi oturdu. Derin bir nefes alıp dosyayı açtım. İlk sayfada sadece tek cümle yazıyordu: Yekta Gençaslan hata affetmez. Kaşlarım çatıldı. İkinci sayfayı çevirdim; bu kez fotoğrafı vardı. Takım elbisenin içinde dimdik duran, yüzünde tek bir ifade bulunmayan bir adam... Buz mavisi gözleri objektife değil, sanki karşısındaki insanın zihnine bakıyordu. Fotoğrafın altında kısa bilgiler sıralanmıştı:
Yaş: 30
Medeni Durumu: Müzmin bekar
Meslek: Gençaslan Holding Yönetim Kurulu Başkanı
Karakter Analizi: Güven problemi yüksek. Duygularını belli etmez. Kurallarından taviz vermez.
Sessizce güldüm.
"Bunu psikolog mu yazdı?"
Kadın umursamaz bir tavırla omuz silkti.
"Onu çok iyi tanıyan insanlar bilir bunları."
Başımı kaldırdım.
"Peşine birilerini mi taktınız?"
"Evet."
"Bu kadarı saplantı."
"Hayır." Kadın gözlerini bana dikti. "Bu hazırlık."
Dosyanın diğer sayfasını çevirdim. Bu kez maddeler sıralanmıştı:
Sevmediği Şeyler: Yalan, gösteriş, israf, dakik olamamak, kendisine dokunulması.
İstemsizce kaşlarımı kaldırdım.
"Kendisine dokunulması mı?"
Kadın ilk kez hafifçe gülümsedi.
"Kimsenin kişisel alanına girmesine izin vermez."
"İlginç."
"İlginç değil." Bir an durdu. "Tehlikeli."
Sayfaları çevirmeye devam ettim. Yurt dışı seyahatleri, şirket toplantıları, katıldığı davetler... Her şey tarih tarih yazılmıştı. Bir insan hakkında bu kadar bilgi toplanması ürkütücüydü. Dosyayı kapatıp kadına baktım.
"Siz benden tam olarak ne bekliyorsunuz?"
Kadın çantasından ince, krem rengi bir zarf çıkarıp masaya bıraktı.
"Plan."
Kaşlarım çatıldı.
"Plan mı?"
"Yekta Gençaslan tesadüflere inanmaz. Bu yüzden senin hayatına girişin de tesadüf olmayacak."
Zarfı açtım. İçinde önümüzdeki haftaya ait bir davetiyenin kopyası vardı. Gençaslan Holding'in düzenleyeceği bir yardım gecesi... Altın varaklı davetiye, şık bir otelin logosu ve en altta tek bir cümle: 'İlk karşılaşma.'
Kalbim hızlandı. Başımı yavaşça kaldırdım.
"Yani..."
Kadın cümlemi tamamladı:
"Evet. Onunla ilk kez burada tanışacaksın."
Aramıza derin bir sessizlik çöktü. Elimdeki davetiye artık sıradan bir kâğıt değildi; hayatımın yönünü değiştirecek ilk adımdı. Kadın ayağa kalktı.
"Yarın sabah saat dokuzda seni almaya gelecekler."
"Nereye?"
"Eğitime."
"Ne eğitimi?"
Kapıya yönelirken arkasında tek bir cümle bıraktı:
"Yekta Gençaslan'ın karşısına sıradan biri olarak çıkamazsın, Maya."
Kapı kapanırken elim hâlâ davetiyenin üzerindeydi. İlk kez içimde garip bir his belirdi. Korku değildi... Meraktı.
Yekta Gençaslan... Gerçekten nasıl bir adamdı?