-Maya’dan- Sabahın ilk ışıkları Gençaslan malikanesinin yüksek pencerelerinden içeri süzülürken, salondaki hava bir fırtına öncesinin o tekinsiz, ağır sessizliğiyle doluydu. Masanın üzerinde duran üç adet siyah klasör, dizüstü bilgisayarın ekranında sürekli akan yeşil kod dizilimleri ve Yekta’nın elinde tuttuğu o gümüş dolma kalem... Her şey, otuz yıllık bir hesabın kapatılacağı o tek bir ana ayarlanmıştı. Bedri Bey, elinde altın işlemeli porselen fincanıyla salonda bir kuğu gibi süzülüyor, ancak gerginlikten fularının ucunu parmağına dolamaktan kendisini alamıyordu. Aras ise dünkü çikolata macerasından sonra Yekta’nın korumalarının gözetiminde koltukta uslu uslu oturuyor, arada bir Bedri Bey’in attığı keskin bakışlardan kaçmak için gözlerini halının desenlerine dikiyordu. "Saat s

