-Maya’dan- "Gittiler değil mi?" diye fısıldadım, yatağın üzerindeki devasa saten yastığın arkasına sinerek. "Yekta... Lütfen bana o çalıların arasındaki siyah gözlüklü adamın Bedri Bey olmadığını söyle." Yekta, İtalya’nın Como Gölü’ne bakan o tarihi villanın geniş ve oymalı balkon kapısının önünde duruyordu. Üzerinde keten, beyaz bir gömlek ve lacivert şort vardı; o her zamanki çelik gibi duruşundan ödün vermiyordu ama buz mavisi gözlerini kısarak göl kenarındaki zeytin ağaçlarına bakarken çenesindeki kas hafifçe seğiriyordu. "O..." dedi Yekta. Sesi o kadar alçak ve tekinsiz çıktı ki, odadaki Venedik aynaları bile titredi. "O adam Bedri. Ve elindeki şey de... Şezlongun arkasına saklamaya çalıştığı mor tüylü yelpazesi." "CİNAYEEEET!" Gölün dingin sularında yankılanan o feryat, İta

