-Maya’dan- Tuvaletin aynasında kendime bakarken derin bir nefes aldım. Bordo rujumu tazeledim, omuzlarımı geriye attım ve Bedri Bey’in kulaklarımda çınlayan "Kuğu gibi! Penguen değil!" talimatlarını zihnime kazıdım. Tamam, Maya. Kardeşin için, Aras için. Sadece bir dönüş, hafif bir temas ve o lanet kese Yekta’nın cebinde olacak. Bu kadar basit. Yani... Umarım bu kadar basittir. Tuvalet kapısını açıp Pera Palas’ın ışıl ışıl koridoruna adım attığım an, kalbim boğazımda atmaya başladı. Çünkü kapının hemen birkaç adım ötesinde, duvara yaslanmış bir halde beni bekleyen biri vardı. Yekta Gençaslan... Tek eli ceketinin cebinde, diğer elinde tuttuğu viski bardağıyla öylece duruyordu. Geldiğimi hissettiğinde başını yavaşça bana doğru çevirdi. O buz mavisi gözler, beni baştan aşağı ağır a

