Batuhan’ın ardında Duru vardı nasılda güzelleşmişti. Gözleri dolu dolu bana baktığında yıllardır biriken duygularım gün yüzüne çıktı.
“Duru, sende buradasın”
“elbette burada olacağım. Ne demiştik daima beraber olacağız ve birbirimizi kollayacağız.” Evet öyle demiştik ama geçen yıllar sonunda umudumu kaybetmiştim ben.
“hadi gidiyoruz daha sonra hasret gideririz” dedi batu
Kesinlikle gidemezdim. Savaşı bırakamazdım kızım onunlaydı, eminim gidersem onu bana göstermezdi yada ben ona ulaşana kadar canını yakardı bin bir türlü ihtimal vardı kafamda dolanan.
“ben gelemem batu” dedim kesin bir dille yabancının gözleri üzerimde bizi dinliyordu.
“ne demek gelemem seni ne kadar uzun zamandır arıyoruz biliyor musun?”
Duru tükürürcesine konuştu, “sakın o herife aşık oldum deme vallahi seni boğarım” sanki aramızdan yıllar geçmemiş gibi eski samimiyetimizin olması beni gülümsetti,
“hayır aşık olmadım ama bir kızım oldu” şaşkınlıkla baktı, Batuhan ve Duru. İkiside öfkeliydi konuşmalarına müsaade etmeden devam ettim.
“savaş onu alıp götürdü savaşın beni bulup alması gerek kızımdan ayrılamam onsuz yapamam çabanızı takdir ediyorum ve size minnettarım. En azından batunun ölmediğini öğrendim ve inanın bu benim için çok önemli bir şey ama ben gelemem”
“savaş kaçtı” dedi Duru.
“beni alacaktır” dedim emin bir şekilde.
“kızım sen o insan azmanı ile beraber kala kala kafan kalınlaşmış herhâlde, savaş kaçtı uzun bir süre ortaya çıkmaz yani şuan gelemez!”
İnanmazdım beni bırakmazdı bunca yıl beni bırakmamıştı şimdi öylece gidemezdi hem de kızımız varken.
“ama kızım”
“kızını beraber bulacağız burada kalman bir şeyi değiştirmeyecek”
Diye beni çekiştirdiler. Ama kafam almıyordu kızımı alıp beni geride bırakmazdı mutlaka gelirdi. Ya gelirse ihtimali bile beni burada kalmaya itiyordu.
“hayır! Gelmeyeceğim ben. Gitmez o beni bırakmaz hem bıraksa kızım beni ister arar beni mutlaka alacak”
“nah alır bu saatten sonra o orospu çocuğu” dedi Batuhan.
Ama ben kararlıydım gitmezdim. Duru ve Batuhan onca dil dökmüşlerdi. Ama her seferinde cevabım aynıydı. Yabancı adam ilk kez söze girdi.
“ben aylardır bunun için mi çabaladım” dedi beni göstererek”
Batu “son bıraktığımda daha uysaldı ve akıllıydı şuan laftan anlamıyor” dedi.
“madem onca yıl o öküze alışmış anladığı dilden konuşalım bizde, bir işten hiç elim boş çıkmadım çıkmam” dedi üzerime gelirken.
Tek hamlede beni omzuna atıp yürümeye başladı.
“bıraksana beni aptal sana mı kaldı istediğim yerde kalırım”
“istediğin yerde savaşın evimi cidden”
“sanane ya bana karışmaya hakkın yok indir beni hemen!”
“laftan anladığında indiririm”
Dedi merdivenlerden inerken batu ve Duru kıkırdarken ben oldukça sinirlenmiştim. Sırtına defalarca vurmuştum ama indirmedi.
Bahçeye doğru çıktığımızda dışarıdaki bir kaç adamda silah vardı hepsi bize bakıyordu şu anki durum beni oldukça rahatsız etmişti.
“indir beni kendim yürürüm,”
“arıza mısın kızım yürü dedik gelmedin o hakkı kaybettin.” Çok geçmeden beni arabanın koltuğuna oturtup kemerimi bağladı ardımızdan Duru ve Batuhan da aynı arabaya bindi.
Ellerimi göğsümde birleştirdim. Onları gördüğüme çok sevinmiştim ama şimdi çok kızgındım yol boyunca tek kelime etmedim.
Beni bahçeli büyük bir eve getirdiler. İçeriye geçtiğimizde hırsla koltuğa oturdum onlarla konuşmaya niyetim yoktu.
“hiç tavır alma kızını biz buluruz kendini kessen seni ne orada bırakırdım ne o adama verirdim.” Dedi Batuhan.
Bu kez benim gözlerim doldu. “ben onun annesiyim bilmediğin şeyler hakkında yorum yapma sen vermezsin ama ben kızım için gözümü kırpmadan ateşe atlarım Batuhan duydun mu ben bile dayanamazken o hiç dayanamaz nerede nasıl yaşıyor mu bilmiyorum ve bu benim için savaşla olmaktan daha beter”
Dolup taşımıştım ağlamaya başladım Duru gelip sarıldı. Bu kez Batuhan konuştu.
“ben seni ayrıldığımız o günden beri arıyorum ulan kaç evi gezdim kaç defa baskına gittim yoktun. Ben seni ne kadar aradım biliyor musun peki ya Duru senin için ne kadar çabaladı biliyor musun. Kızını bulacağız ben bunca zaman pes etmeyip seni bulmuşum kızını bırakır mıyım o ite. Emin ol tırnağını bile bırakmam.”
“sahiden alır mısın getirir misin onu bana” dedim sesim titriyordu.
“getiririm sen yeter ki sakin ol bizi dinle”
Başımı salladım kızımı alabileceklerse benim için hava hoştu telefonuna bir bildirim geldi ve bana baktı.
“şimdi biz bir süre burada yokuz seninle görüşmek tehlikeli olacaktır bir süre Barlas ile beraber kalacaksın o sana her konuda yardımcı olur dikkatler üzerimizden ayrılıncaya kadar gelmeyeceğiz döndüğümde her şeyi anlatacağım ve bu kapıdan kızınla gireceğim tamam mı?”
Başımla onayladım sarılıp ayrıldık konuşacak çok şey vardı ama belliki işleri önemliydi ve acele ile çıktılar. O mesajda ne vardı bilmiyorum ama ciddi bir şeydi belli ki.
Yabancı bana bakıp sordu, “kızım yaşıyor mu bilmiyorum da ne demek?”
Ne diye her işe karışıyordu.
“sana ne sen ne diye her şeye karışıyorsun”
Oturduğu koltukta yayıldı, “o şerefsiz yüzünden peşimde beni öldürmek isteyen bir araba adam var! Merakımı mazur gör” dedi soğukça.
“nasıl yani?” savaşın doğru düzgün bir iş yapmadığını elbet biliyordum ama tam olarak ne olduğunu bilmiyordum ve bu Barlas denen adamdan öğrenebilirdim.
“ben silah satarım resmi gayri resmi ikisi birden. Alınan satılan gelen giden tüm malların yükümlülüğü bende. Ama mallar bana ait değil ve o şerefsiz benim mallarının arasında benim konteynırım da kadın ve uyuşturucu kaçırdı. Ve bundan ben sorumlu tutuluyorum tüm istanbul mafyası beni bir yakalasalar hacamat edecekler”
“ciddi olamazsın” dedim hayretle bana anlatmış olması daha garipti çünkü 2 saat bile olmamıştı tanışalı, “peki bunu bana niye anlatıyorsun”
“çünkü batuya güveniyorum. O sana güveniyorsa sana da güvenirim” samimiyetine inandım ve bende açıklamaya koyuldum,
“kavga ediyorduk. Zara yani kızım uyandı seslerimize, sonra beni korumaya çalıştı savaşı ısırdı. Savaşta tekme attı sonrasını bende bilmiyorum giderken baygındı Uyanmıyordu.”
“amına koyduğumun pezevengi” dedi sinirle küfür ederken, “bak aklıma ne geldi istersen onu yakaladığımda sana yaptıklarının acısını çıkarabilirsin”
“ne nasıl yani?”
“diyorum ki o pezevenkle işim bittiğinde istersen kum torbası niyetine istersen sana bir silah vereyim ağzına sıç bizim çocuklar bir şeyler anlatmıştı ama insan bir çocuğa öz kızına nasıl vurur lan!” diye bağırdı.
İster miydim bunu hiç düşünmedim. Elimde fırsat olsa savaşa zarar verebilir yılların hıncını alabilir miydim?
“olur ama silah değil jilet istiyorum” dediğimde gülümsedi bir zamanlar acımı kendimden çıkarıp kullandığım jileti acılarımın kaynağında kullanabilirim ve eminim bu bana çok zevk verirdi.
“istediğin gibi olsun”
Bana kalacağım odayı gösterdi. Evde hiç kadın kıyafeti olmadığından kendi tişörtlerinden verdi güzelce bir duş alıp uyuyacaktım belki biraz olsun içimdeki alevler böylece sönerdi.
“annnee!” diye bir ses ile uyandım. Batuhan bu kadar erken mi gelmişti.
“annnee! Neydesinnn!” yataktan hızlıca doğruldum bebeğim beni arıyordu. Odadan çıktığımda dışarısı karanlıktı. Sesleri takip ettim.
Salona vardığımda kızım beni bekliyordu. Koşar adım ona sarıldım
“zara annecim çok özledim seni”
Sarılmak istediğimde benden uzaklaştı. “anne neden gittin beni buyda bıyaktın”
“hayır annecim ben seni bırakmadım gel hadi annelere küsülür mü hiç? ”
“hayıy bıyaktın ben sana küstüm”
Bir kaç saniye içinde yine kanlar içinde yatıyordu. O anı yeniden yaşamak aynı duyguları yaşamama sebep oldu. Nefes alamıyor gibiydim.
“beray! Uyan kabus sadece hadi kalk”
Barlasın sesi ile uyandım kan ter içinde kalmıştım. Hala gerçekliğe dönememiştim kabus devam ediyor gibiydi titriyordum.
“tamam şşt sakin ol sana yiyecek bir şeyler getirmiştim sen sayıklamaya başlayınca uyandırdım kabus gördün”
“ben onu bırakmadım” dedim ağlarken.
“elbette bırakmadın. Onu sana geri getireceğiz ağlama” dedi şefkatle
Kollarını bana açtı tereddütsüz sarıldım çünkü şuan ihtiyacım olan içten bir sarılmaydı.
“iyidir değil mi” dedim ağlamam kesilmişti ama hıçkırıklarıma mani olamıyordum.
“iyidir annesi gibi inatçıysa çok iyidir” belli belirsiz gülümsedim.
Garip bir şekilde bana iyi gelmişti sakinleşmiştim.