18.BÖLÜM

1423 Words
Hamileliğimin 4 ayının ortalarındaydım. Çok kilo almıştım. Evet şimdiden tam 7 kilo almışım. Evde penguen gibi geziyordum. Banu artık bizimle daha az kalmaya başladı ki savaş eskisinden daha iyiydi bana karşı. Hem oğlu dönmüştü 9 yaşında çok tatlı ve akıllı bir çocuktu. Hamileliğin iyi olan başka bir tarafı ise seks konusuydu. Savaş bebek zarar görmesin diye ilk 3 ay boyunca bana yaklaşmamıştı. Çünkü banu öyle demişti. Son zamanlarda iyice azmış olacak ki yine peşimden ayrılmıyordu hamileliği kullanıp onu bertaraf ediyordum fakat bu ne kadar sürerdi bilemiyorum. Mutfakta kendim için bir tabak dolusu eriği doğradım ve salatalık turşusunu da ekledim birazda tuz serpip tabağımı alıp tv izlemek için salona geçtim. Kendime bir komedi filmi açarken. Savaş geldi. Yanıma oturdu tabağıma yüzünü ekşiterek baktı. “o şeyi birbirine karıştırıp Yemen iğrenç” “ben değil bebeğim istiyor yemezsem ölecek gibi hissediyorum” “o fark ediliyor tabiki gece gündüz yemekten duba gibi oldun” Bedenime baktım öyle mi olmuştum çirkinleşmiş miydim. Takmamaya çalıştım filme devam ettim. İyice yanıma yaklaştı. “seni özledim” dedi. Hem beni beğenmiyor hemde arzuluyor bu nasıl işti. Omzuma bir öpücük bıraktı onu daha fazla reddedemiyordum. Hem ne demiştim bir aile kurmak istiyordum değil mi o halde ilk adımı ben atmalıydım İstemesem bile kendimi zorladım. Belki onu sevebilirdim. “savaş” “hiç bahane üretme beray kaç haftadır beklemekten öleceğim. Bu gün mazeret kabul etmiyorum” “ama savaş” “ne var ulan yine miden mi bulanıyor” “yok odamıza çıkalım mı diyecektim burası pek rahat değil” Dediğimde gözleri parıldadı. Bunu bekliyormuş gibi beni kucağına alıp yukarıya çıkardı yatağa yatırdı. Önce kendi elbiselerini sonra benimkileri çıkardı. Bakışlarından hoşlanmadım çünkü bir çöpmüşüm gibi bakıyordu. Aynı hızla üzerimden kalktı ve ne olduğunu anlayamadım. Ben bebeğim ve hayatım için bir adım atmak isterken o beni reddetmişti şaşılacak şey doğrusu. “savaş bir sorun mu var” “var göz zevkim bozuldu. Her yerin çatlak içinde hiç kusura bakma şuan içim seni almıyor” dedi pantolonunu çoktan giymiş ve odadan çıkmıştı. Neden işe yaramıyordu. Kaçarken olmuyordu uysal olduğumda olmuyordu. Peki nasıl mutlu olacaktım ben. Her şeyden önce ayağa kalkıp boy aynasında kendime baktım tamam biraz kilo almıştım. Belki hafif çatlaklarımda vardı. Ama dayanılmaz derecede çirkin değildim öyle değil mi. Kendime bakarken çok hayıflandım. Savaş için değil ama çirkin olduğumu söylenmesi ve hissettirmesi canımı yakmıştı. Demek ki güvendiğim son şey yani güzelliğim oda beni terk etmişti. Yatağıma girdim yeniden, ağlayarak uyuya kalmışım. Yeniden uyandığımda hava kararmıştı. Aslında kalkmazdım ama gelen seslere uyanmamak mümkün değildi. Kapıyı usulca açıp sessizce aşağıya doğru indim. Gördüğüm manzara karşısında ne yapacağımı bilemedim ve ellerim ile ağzımı kapadım. Savaş sarışın bir kadını hayır mankeni evimin koltuğunda beceriyordu. Kadının iniltisi tüm evde yankılanıyordu. Kadın zevkle başını yana yatırırken, beni görmüştü ve güldü alay edercesine. Savaş da bana doğru baktığında, Gözlerinde ne bir utanma nede suçluluk duygusu vardı. Aksine beni gördüğünde hareketleri daha da sertleşti. Kadın daha çok bağırdı. Neyi ispat ediyordu. Beni aşağılamak için başka bir şey mi bulamamıştı. Midem daha fazla onları izlemeyi kaldıramazdı. Derhal odama çekilip uzaklaştım. Bu iğrençti onlarla duygusal yada fiziksel olarak yaşadığı zevkten ziyade hep böyle miydi? Başka kadınlarla yatıp sonra benimle mi beraber oluyordu! Ne kadar aptalım değil mi bir caniden iyi olmasını bekleyecek hatta beni mutlu edeceğini düşünecek kadar aptal. Hamileliğimin geri kalanında da bu hep böyle oldu savaş daima başka kadınlarla eve gelmişti. Kiminle yattığı umurumda değildi de ben kendimi çok aşağılanmış hissediyordum. Artık sağda solda kadınlarla yatıp kalkması ve sürekli buna şahit olmak canıma tak ettiğinden yatak odasından eski odama taşındım. Sürtüklerini o yatakta daha rahat becersin ve bu kez benim göz zevkim bozulmasın diye. Bazen aşeriyorum ama benimle ilgilenecek adam gibi bir adam olmadığı için söyleyemiyorum. İsteyemiyorum hele o gördüklerimden sonra. Anlamıyorum bu adam benimle evlenmek için bin takla atmıştı, kaçtığımda sürükleyerek eve getirdi. Hatta katil bile oldu. Her şey hevesi geçene kadar mıydı ama öyle olsa beni bırakırdı. Bence insanların acizliğinden zevk alıyordu. Yada tamamen benim hayatımla oynamak için yapmıştı zevkine. Doğuma son 2 hafta kaldığında, oldukça heyecanlıydım. Cinsiyetini maalesef burada öğrenemezdik. Sadece kalp atışlarını dinliyorduk ve banu zaten doktor olduğundan benimle ilgileniyordu. Savaş yeniden kaçmamdan korkuyor olmalıydı. Bu arada evlendiğimizden beri iki ev değiştirmiştik. Nedenini bilemiyorum ama sürekli yer ve mekan değiştiriyorduk. Bir kaç gün boyunca bebeğime oda hazırlamak için uğraştım. Babası gününü gün ederken ben bebeğimin gelişine hazırlanıyordum. Mis kokulu dünyayı benim gözlerimden görecek bir bebek. Acaba ona karşı iyi bir anne olabilecek miyim? Yada yetebilecek miyim? Bunları zaman gösterir elbet ama şunu çok iyi biliyorum ki ben çocuğumun kararlarına saygı duyan biri olacağım. Onu güçlü yetiştirip merhametli olmayı öğreteceğim. Odayı beyaz kahve tonlarında yaptım ki bu iki cinsiyet için uygundu. Akşama doğru bebeğimin hiç hareket etmediğini fark etmiştim. Bu beni biraz ürküttü. Ama işlerim bitmişti ve odanın penceresini açtım koku gitsin diye bende odama geçtim geçmeden koridordan gelen seslere aldırış etmemeye çalıştım. Üzerimi değiştirdim duş alacak halim yoktu kendimi çok zorlamıştı belim ağrımaya başladı. Fazla ayakta kaldığımı düşünüp uzandım. Geçmesini bekledim. Geçmiyordu. Koca göbeğimle yardım olmadan yatıp kalkmak yeterince zordu ve birde bu ağrı eklenmişti. Odanın içinde dolanmaya başladım gittikçe şiddetleniyordu. Lavaboya gidip külotuma baktığımda kahverengi sümük gibi bir şey vardı ve kaçırmışım gibi duruyordu. Doğum başlamış olabilirmiydi? Daha vakti vardı henüz 36+5. Gündeydik. Panik oldum ne kadar istemesem de onun odasına gidip haber etmeliydim. Belim ikiye ayrılacak gibiydi. Kapıyı çaldım çıkmasını bekledim ama gelen giden yoktu. Yine çaldım yine yoktu. Ve dördüncü kez çalmaya niyetlendiğimde kapı açıldı, “ne var beray ne istiyorsun!” “savaş sanırım doğruyorum” dedim sakin kalmaya çalışarak. Güldü, “ne yani kıskançlığın için bebeği mi kullanacaksın? Kıskanacak bir durum yok ben sadece sen kadınlık vazifeni yerine getirmediğin için burdayım şimdi git yat daha yeni kontrol edildi doğuma daha var” “ama savaş gerçekten öyle değil çok sancım var” dediğimde hissettiğim ağrı yüzümü buruşturmama neden olmuştu. “gaz sancısıdır gez dolaş geçer beni bölme işim var!” kapıyı suratıma kapatıverdi. Ben ise ne yapacağımı bilmez bir şekilde dolanıyordum. Acıda ölmek üzereydim saat gece yarısı 4 e geliyordu hala uyuyamamıştım. Koridorda yürümeye karar verdim. Ben yürüdükçe bebek aşağıya iniyor gibiydi. Acı dayanılmaz olmuştu. Çarasizce yine savaşın kapısına gittim. “savaş! Ne olur banu yu ara doğuruyorum lütfen” Yine hırsla kapıyı açmıştı. “ulan ben seni...” O sırada suyum gelmişti. Ben acı içinde ona bakarken bu kez bana inanmış olmalıydı. Odama kadar beni götürdü. Ve bir kaç dakika içinde acı daha dayanılmaz bir hal almıştı. Savaş ise çoktan banuyu aramıştı. Acı içinde haykırırken savaş dışarıda bekliyordu en azından şuan birinin elimi tutup teselli etmesine ihtiyacım vardı. Banu kireç gibiydi geldiğinde acele ettiği pijamalarla gelmesinden belliydi hemen gelip Başımı okşadı. “tamam şimdi sakin ol güzelim bakalım ne durumdayız.” Hemen alt tarafa geçip birde çarşaf gerdi bacaklarıma ona bu şekilde görünmek utanç verici de olsa mecburdum. “doğum başlamış” dedi savaşa bakarak. Ona kızıyordu belli ki saatlerdir ona söylüyordum ama dinlemiyordu. “savaş bana sıcak su bebeğin kıyafetleri makas yada bıçak ve mümkünse alkol getir” savaş aptal gibi bakıyordu. “koşsana be adam kız birazdan doğuracak!” “şimdi beray düzgünce ıkın bebeği bana güzelce ittirmen gerekiyor. Sancı geldiğinde tüm gücünle tamam mı?” Başımı salladım sanki başka çarem varmış gibi hayatımın en zor deneyimlerinden biriydi. Dakikalar geçerken ben yapamıyordum belkide yapmayacaktım. Burada öleceğimi düşünmeye başladım. Lanet olsun ki gücüm kalmamıştı. “sakın sakın gözlerini kapatma, savaş bu kıza profesyonel bir yardım lazım ikisi birden ölecek yoksa” “olmaz sen halledersin, onu hastaneye götüremem biliyorsun” “savaş şuan en önemli şey beray ve bebek” “banu burada olacak diyorum elinden geleni yap delirtme beni!” Banu yine bana döndü, “biliyorum çok zor ama şuan tüm umudunu sana bağlamış bir bebek var lütfen biraz daha dayan olurmu yoksa ölecek” Bebeğim ölsün istemezdim tamam başta öyle demiştim ama onun kalp atışlarını duymadan o ilk tekmeyi hissetmeden önceydi. Tüm gücümle bir kaç sefer daha denedim. “görüyorum bebeğin başı geliyor biraz daha ha gayret” Ve bir kaç denemede bebeğin kafası çıkmıştı. Banu kafasını bana uzattı “ kesmem gerekiyor çıkarken vajinanı parçalayabilir” “ne gerekiyorsa yap” dedim boğazım ağrıyordu. Kestiğini hissettim eş zamanlı olarak bir rahatlama hissettim bebeğimin vajimdan kayışını ağlayışını. Rüya gibiydi her şey sesler boğuk boğuktu. “kız çok güzel bir kızınız oldu” diye çığırdı banu. Onu alıp yanağıma yasladığında artık dünyalar benimdi. Daha onu ilk defa görüyor ilk defa kucaklıyordum ama banu onu savaşa verdiğinde içimde bir şeyler kabardı. Kızıma dokunması onu koruma iç güdümü harekete geçiriyordu. Bilincimin açık olduğu son anlarda o minik bebek artık hayatımın merkezindeydi. Ben artık bir anneyim onu her ne olursa olsun koruyacağım...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD