Evde ağlamaklı bir şekilde oturuyordum. Yarım saat sonra kapım şiddetle çalındı. Kim olduğunu tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yoktu elbet; gelen Barlas’tı. Kapıyı bu kez Atlas açtı. “Beray, konuşmalıyız. Sandığın gibi değil gerçekten.” Ama ben hiç oralı değildim, sanki onu görmemiş gibi davranıyordum. Peşinden Duru ve Batuhan geldiğinde özellikle tüm dikkatimi onlara verdim. “Aa, Barlas da burada, ne güzel.” dedi Duru. Kaşlarımı çatarak ona baktım. “Sen ağladın mı? İyi misin? Kıpkırmızı olmuşsun.” dedim. Duru başını eğdi. “Yok canım, ne ağlaması, gayet mutluydu.” dedi Batuhan. Anlamsızca ikisine baktım. “Sen hiç konuşma Batu, şu kıza yalan söylemeye hiç utanmadın değil mi?” “Allah Allah, Barlas’a söylen sen. Ben kendimi akladım.” dedi umursamazca, bir elini Duru’nun saçların

