9.BÖLÜM(EVLİLİK DÜŞÜNCESİ)

1416 Words
Annem ile kocası hakkında konuştuğumda. Bana aynen şöyle demişti. “ bir kere savruldum bir daha aynısı olsun istemiyorum beray lütfen sorun çıkarma hem seni sahiplenmesi bence gayet hoş bir davranış” Annemin gerçekten aptal olduğunu düşünmeye başlamıştım ve ona laf anlatamayacağımı fark ettiğimde sessiz kaldım kendi seçimiydi. Ben onu uyardığım halde buna katlanmak istiyorsa kendi bilirdi. Annem kapalıydı. Ama bizi hiç zorlamamıştı bizde zaten bir kaç küçük istisnalar dışında öyle aman aman açık gezen insanlar değildik. Ama gelin görün ki kocası aşırı tutucuydu. Annem ise bunu nasıl anlıyordu bilmiyorum ama bir anda çarşafa girmişti. Aile adetleri çok garipti. Sanırım doğulular ama eski adetleri hala yaşatmaya çalışıyorlar. Benim ise umurumda değildi. Bir kaç hafta Odamdan ayrılmadım yemeklere misafirlere ve başka herhangi bir şeye asla dahil olmadım. Tâki akşam kapım çalınan kadar. Çalındı diyorum çünkü son olaydan beri kilitliyorum. Çünkü az önceki gibi pat diye girmeye çalışıyorlardı. Kapıyı açtığımda annem karşımda duruyordu bana sertçe baktı. “derdin ne kız senin kapandın odalara” “ne yapayım çıkınca herkes şeytan görmüş gibi estağfurullah çekiyor” “sende kıçına bir etek giy başına bir yazma tak ölür müsün” “ben niye takıyorum ya rahatsızlarsa bakmasınlar” “açık göte herkes bakar az biraz beni düşünsen olmuyor değil mi ama yok işi gücün annemi nasıl üzsem, sen benim yuvamı mı yıkmak istiyorsun?!” “oha yok artık bir etek yüzünden yıkılacak sa bana değil kocana hesap sor” Etimi öyle bir cimcirdi ki moraracağından emindim. “baba diyeceksin baba kaç kere söyledim” “banane ya babam bile değil o benim bana birşeyleri dayatıp durmayın anne vallahi kaçarım bak” “yaparsın sen yaparsın var sende o kansızlık, baban belli” Oflayarak odama girdim aşağıda misafir varmış da gelmem lazımmış. Annemle daha da yüz göz olmadan misafirlerin yanına gittim. Aksi halde beni evlatlıktan reddedecekti. Üzerime geniş bir etek pantalon ve bir hırka aldım çünkü laf yetiştirmeye usanmıştım. Aşağıda savaş abi hani şu banyoya dalan herif Yasin abinin kardeşi oluyormuş. Kız kardeşleri annesi ve çeşit çeşit akrabası vardı hani sayamayacak kadar çok. Nezaketten hoş geldiniz demiştim ki önümdeki yaşlı teyze elini uzattı. Öpüp başıma koydum ve birbiri ardına uzanan elleri öpmekten fenalık gelmişti. En nefret ettiğim şey mesela niye tanımadığım biri elini öpeyim ki? Ya elini tuvaletten sonra yıkamadıysa yada başka pis birşey yaptıysa. Annem hemen beni tanıttı. “buda benim kızım beray” “maşallah maşallah Zehra pek güzelmiş kızın” “ya öyledir” Tam dönüp gidecekken annem herkesin içinde hadi otur kızım dedi. Bakışlar üzerimdeyken itiraz edemedim. Tek boş yer savaş abinin yanıydı oturdum. Aslında adettendir ki kadınlarla erkekler karışık oturmaz ama gelenler teyzeleri ve halaları olduğu için böyleydiler üstelik kocaları da gelmemişti o sebepten iki erkek vardı salonda Yasin ve savaş abi. Havadan sudan sohbet ederken, yaşlıca bir kadın savaş abiye döndü. “ee oğlum senin yaşında çoktan geçti bulamadın mı bir kısmet” “yok valla teyze kendi halimizdeyiz” “aa olur mu öyle şey sende evlen yuva kur” Savaş abi omuzunun üstünden bana baktı nedense bu bakıştan hiç hoşlanmamıştım. Konu onun evlilik hayatına kayarken bende su içmek için kalkıp odama döndüm. O insanlarla bir arada olmak beni geriyordu. Ertesi gün kahvaltıyı es geçmiştim. Annem yine kapıma elinde bir tepsi ile gelmişti. Kapıyı açar açmaz, “günaydın benim bal kızım” dedi tatlı tatlı annem bana hayatta öyle konuşmazdı bir şey isteyecek ama hayırlısı. “günaydın annem bu sevecen halini neye borçluyuz” “aa aşkolsun beray ben şans hep böyleyim” “Allah allah ben hiç farkında değilim” dedim alay ederek. “tamam gideyim o zaman” deyip yüzünü astı çıkacakken, “tamam şaka yaptım hadi gel beraber yiyelim” dedim Annemle yatağıma oturduk. Tahin pekmezi çok severdim ben kahvaltıya yumulurken annem söze girdi. “kızım sana bir şey soracağım” “sor anne dinliyorum” “sence savaş nasıl biri” “ne bileyim bir kaç sefer denk geldik o kadar oturup konuşmadım ne oldu sana bir şey mi dedi” diye sordum çünkü eğer dediyse Allah şahidim onu parçalardım. Bir kere daha annemi kimseye gezdirmeye niyetim yoktu. “hayır bana değil sana” “ne dedin anlamadım ne demiş bana” “dün sizi öyle ya yana görünce çok yakıştırmışlar beray. düşünsene sen ve ben aynı aileye gelin oluyoruz hem bu villa ile kalan arsalar evlerde bizim olur iki erkek kardeşler sadece Yediğim tahinli ekmek boğazımda kaldı. “aman aman su iç kızım nazara geldi” bir yandan sırtıma vururken ellerini uzaklaştırdım. “anne sen ne anlatıyorsun manyak mısın nesin ya” “ben senin iyiliğin-” “sen benim iyiliğimi filan isteme adama abi diyorum ben senden 2 yaş küçük biliyorsun değilmi aramızdaki yaş farkı benim yaşımdan büyük anne bir daha duymamış olayım Allah aşkına bir daha aynı sebeple bana gelme yoksa bu kez gerçekten kalbini kırarım!” elimdeki tepsiyi kucağına verip kapı dışarı ettim. Dışarıdan, “edepsiz. Edepsizsin sen ben seni nasıl yetiştirdim bilmem ki” diye söylenerek çıktı. Ay allahım ben ne ile sınanıyorum bilmem ki işleri güçleri yok gibi utanmadan 15 yaşındaki beni 35 yaşındaki adama yakıştırmışlar arada dile kolay 20 yaş var üstelik reşit bile değildim. Bazen aile içerisinde ve yemek sofralarında konuyu açmaya çalıştılar fakat ben oralı olmadım. Zaten aşağıya fazla inmiyordum ama oda burnumdan geliyordu. Bu durumda canımı sıkan en çok annemdi her şey den önce o karşı durmalıyken onlardan taraf oluyordu. Bazen içimden babam sana boşuna delirmiyormuş demekten kendimi alamıyordum. Bir kaç hafta sonra ise annemin hamile olduğunu öğrendik hemde 3 aylık ikizlere hamileydi. Bu habere sevinsem mi üzülsem mi bilemedim bebekleri severdim. Ama bu artık bu insanlardan kurtulamayacağımız anlamına geliyordu. Yaz dönemi bitmek üzereyken tekrar eski okuluma dönüp bu aptallardan kurtulmak istedim ananemde kalabilirdim. Bu fikri onlara söylediğimde beni bir vatan haini olarak ilan etmedikleri kalmıştı. Hepsi gitmeme şiddetle karşıydı ama ben kararlıydım. “anne burada kalamam bu insanlar bana göre değil görmüyor musun yaptığım her hareket batıyor” “seni sevdiklerinden öyleler” “ya ne demezsin bayılıyorlar bana” “beni iyi dinle beray bu zamana kadar sana hep anlayışla yaklaştım ama seni oralara göndermem” “sebep!” “çünkü o tekinsiz arkadaşlarını çok iyi biliyorum sen beni aptal mı zannediyorsun tek başına oralarda kalamazsın” Batuşdan bahsediyordu. Hepinizden daha adam desem eminim beni pencereden aşağıya atardı. “iyi bende konuşmam olur biter” “sanki ben kızımı tanımıyorum olmaz diyorum beray” “o zaman bende seni şikayet ederim beni o okula göndereceksin duydun mu yemin ediyorum ki herkese ballandıra ballandıra anlattığın o evliliğinin boş olduğunda söylerim onlarında beş para etmez bir insan olduklarını. Hatta ananeme söyleyeyim mi beni 20 yaş büyük adamla evlendirme hayallerinizi” “hele bir yap bak senin kemikleri nasıl kırıyorum” Koluma yapıştırdı bir tane, umurumda değildi çünkü istediğimi alacaktım. Yeni bir okul düşünürken eski okuluma geri dönüyordum. Bu habere en çok batuş sevindi hoş bir tanışma yaşamasak bile bana iyi bir arkadaş olmuştu. Eşyalarımı toparlayıp ananeme dönerken annem sevimi yanına almıştı sevim henüz ilkokul öğrencisiydi. Tamam pek fazla takıldığımız söylenemez. Ama onu çok severdim. O benden daha sosyal bir çocuktu benim arkadaşlığım fazla ihtiyacı yoktu. Ama birbirimizden ayrılmak fikrine epey üzülmüştük. Tıpkı bana benziyordu. Benim küçük bir versiyonum gibi tek fark uzun boylu oluşuydu ki eminim beni bir kaç seneye geçerdi. Okul yeniden başladığında yeni sınıfımda yeni arkadaşlar edindim. Demir sınıfını değiştirmişti. Batuhan ise artık lise son öğrencisiydi. Her teneffüste sınıfımın kapısına kadar gelir beklerdi. Bizim sınıfta ki kızların ona hayran hayran bakışları ve sırf onunla konuşabilmek için benimle arkadaş olmaya çalışmaları beni bunaltmıştı. “batuş günaydın nasılsın” “iyiyim senide iyi gördüm” “evet o evden kurtuldum ya daha ne isterim ama sevim için üzülüyorum umarım ona saçma sapan fikirlerini empoze etmezler” “senin gibi bir ablası varken o biraz zor” dedi biraz gergindi. Bir şey söylemek istiyor ama diyemiyor gibi. “ne söylemek istiyorsan söyle batuş” “aslında istemeyebilirsin ama” “ama ne” “haftaya Lokalde doğum günüm var ve yakın arkadaşım olarak oraya gelmeni istiyorum” “hayatta olmaz batu bak seni severim bilirsin ama o ortama giremem” “ya ben sana minik kuşum diyip bağrıma basıyorum sen beni kıracak mısın” “hiç öyle bakma ben sizinkilerin yanına geldiğimde illa bir olay çıkıyor” Yavru köpek gibi bakıyordu kıyamadım. “hangi rengi seviyorsun bari hediyemi alıp geleyim” dediğimde gözleri parladı. “ya sen kralsın ya” dedi sonra ekledi “bilirsin tek sevdamız siyah beyaz” Batuşa ne hediye alsam. Diye düşünmeye başladım. Hiçbir erkeğe Daha önce hediye almamıştım ve bu konu hakkında duru ya danışmaya karar verdim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD