13. BÖLÜM(KURTULUŞ)

1039 Words
Savaşın son hamlesi beni bir şeyler yapmak için zorluyordu. Annemle konuşmaya karar verdim. Yeni doğacak kardeşimin kıyafetlerini ütülemek ile meşguldü. Bu kez tartışmadan ciddi bir konuşma yapmamız gerekiyordu. “anne biraz konuşalım mı?” başını salladı, “tabi kızım gel seni dinliyorum.” “şey biraz oturalım öyle konuşalım elindekine biraz ara ver olur mu” diye sordum kibar olmaya çalışarak. “peki, ama acele et daha bir sürü işim var” oturdu bana beklenti ile bakıyordu söze nasıl girsem bilemedim. “şey anne konu savaş.... Yani pek sandığınız kişi olmayabilir dün bana neler dedi bir duysan. Eğer onunla evlenmezsem sevimi benim yerime alacağını söyledi. Hatta sana bile hakaret etti ve-” “gerçekten mi beray” Dediğinde umutlandım. “evet anne hatta bir önceki gecede-” Annemin bana inanacağını düşünen aptal tarafım kendini öyle güzel kandırmıştı ki annem ellerini durmamı söyleyerek kaldırdı ve kendide ayağa kalktı. “yeter beray! Gerçekten yeter çocukluğuna verip hep sessiz kalıyorum alttan alıyorum ama daha fazlasına tahammülüm yok benim. Bu aile size ne yaptı abla kardeş tutturdunuz biz burayı sevmedik diye. Kızım babanı hatırla sana yaptıklarını hatırla bu insanlar bize sahip çıkmaktan başka hiçbir şey yapmıyor ama size yaranılmaz tabi utanmıyorsun dimi savaşa iftira atmaya adam sana iyi niyetle yaklaşıyor sen iftira atıyorsun” dedi “anne yemin ederim iftira değil ben öyle biri miyim gerçekten o psikopatın teki” Yanağımda bir tokat patladı. “yaptığın her cahilliği hoş görürüm de bana iyilik yapan insanlara laf ettirmem sende azıcık haysiyet olsa ekmek yediğin kaba tükürmezsin, gerçi senin baban belli armut dibine düşermiş. Şimdi defol git odana gözüme görünme!” Annem belki bir gün pişman olacaktı ama o zaman iş işten geçmiş olurdu bugün bu tokadın değil ama bana inanmamış olmasının hesabını soracağım. Ellerim yanağımda odama çıktım kapının arkasına komodini çekip oturdum. Ben yapabilirdim de, ya sevim o dayanamazdı ki. Bir aklım hayatından sakın vazgeçme diyordu Diğer yanım ise sen çocukken de böyleydin hep fedakar olan taraftın değmeyecek insanlar için bile kendi arzularını bir kenara ittin şimdi kardeşin için yapmayacak mısın? Derin düşünceler içinde kıvranırken çoktan akşam olmuştu. Vazgeçmeyeceğim.. Hem kendimi hem kardeşimi çıkarabilirim değil mi ben neleri atlattım bunu da atlatırım değil mi? Öncelikle onunla evlenmeyi kabul edip kardeşimin gitmesini sağlayacağım o güvende olunca ise ben bu lanet yerden çıkıp gideceğim. Ama annem? O buradan çıkış biletini sabah bana attığı tokat ile kaybetmişti. Tekrar yanlış bir adama tutulmasının sebebi ben değildim. Herkes seçimlerinin sonuçlarına katlanmalı. Yerimden kalkıp savaşın odasına doğru yürüdüm ayaklarım defalarca geri gitmek istesede kalan son cesaretim le kapıyı çaldım. Beni gördüğüne şaşırmış gibi değildi. “kararını çabuk vermişsin” dedi küstahça. “seçenekler sınırlı olunca pek zor olmadı” dedim altta kalmayarak. “dinliyorum” dedi biliyordu kabul edeceğimi ettiğimi ama duymak istiyordu. Bende duymak istediklerini söyledim. “kabul ediyorum. Seninle evleneceğim ama dini olarak değil resmi olarak ve bir şartım daha var” Dinliyordu. Aslında hep biliyordu. O avcıydı ben avdım. Ben konuşurken o düşüncelerimi bile okuyabilirdi eminim. Resmi nikahı istememin sebebi ise en az 2 sene beklemesi gerek demekti. Ve ben bu sürede her şeyi yoluna koyabilirdim. Sanırım. “söyle” dedi cevabı bilse de dinledi. “sevim.. Onu buradan göndermeni istiyorum hayatına kimse karışmadan eskisi gibi devam etmesini istiyorum” “seninle evlenmeden onu gönderir miyim? Sana karşı tek kozumu kendi ellerimle göndermem” dedi net bir şekilde. “ama evlenebilmek için en az iki sene gerekli ve bu uzun bir zaman” dedim oda farkındaydı sınırlarımı görmek aşmak istiyordu “ben bilmem prenses, karar senin şartlarını kabul ediyorum ama hem ruhen hem bedenen benim karım olduğun gün sevim bu evden gidebilir” demişti umursamaz a ardına döndüğünde tekrar konuştum “eminim onu takip edecek birileri vardır ananemde kalacak ve her gün izlettirirsin ama sana yalvarıyorum bunu ona yapma” yere çöküp ona yalvarmaya başlamıştım. Bu ikinci planımdı. Adım adım yanıma gelip Başımı kaldırdı. “lütfen savaş...” Adını ilk kez böyle dile getiriyordum. Memnuniyetle kaşları havalandı ve gözlerindeki parıltıyı görmüştüm kibirli piç. Birilerine diz çöktürmek yalvartmak hoşuna gidiyordu. Ona sahte bir acizlikle baktım. “tamam yapacağım sadece senin için ve umarım beni haksız çıkarmazsın, yarın sabah gidebilir abimle konuşacağım” Sevinçle ayağa kalktım. Kapıya kadar gelip arkamı döndüm” çok teşekkür ederim savaş” dedim ve odadan çıktım. Sevim gidene kadar bu oyunu oynamalıydım. Hemen odama girip ananem ve batuş için birer mektup yazdım. Telefon yoktu ve tek çarem buydu. Sevim daha fazla bu şehirde hatta ülkede kalamazdı yurt dışına dayımın yanına gidebilirdi. Her şeyi kalem kalem anlatıp, sevime verdim ve ona da gerekli şeyleri tembih ettim. Gece boyu benimle kaldı saçlarını okşadım. Göğsümde yatırdım. Bakmayın fazla sevemedim dediğime onu ben büyüttüm. Annem çalışırken ben doyurup altını temizledim koynumda uyuttum. Bir nevi annesi sayılırım.. Annem sevimin gidişine üzgündü. Gitmesini asla istemiyordu. Ama artık kendi çocukları hakkında bile karar vermeye hakkı yoktu. Sevim gittiğinde derin bir nefes almıştım. Planım şöyleydi. Öncelikle sevim notlardan sadece Duru ve ananeme bahsedecekti Duru ise Batuhana anlatacaktı. Sevim güvenli bir yere gidince. Yani tam 3 gün sonra bende burada olmayacaktım Batuhan polis ile kapıya gelecek beni bu cehennemden kurtaracaktı. İlk gün savaştan kaçabilmeyi başardım. İkinci gün hastayım diye odadan çıkmadım üçüncü gün ise bir şeylerin ters gideceği düşüncesi içime yer etmişti. Evde saatlerce volta atmıştım tâki siren seslerini duyana kadar. Hepimiz pencerelere dökülüp polisin kimin için geldiğine bakıyorduk oysa ben biliyordum. Araçlar binanın önünde durup ekipler yukarıya çıktığında savaşın göz bebekleri adeta ateş ediyordu. Biliyordu benim işimdi ama birazdan kurtulacaktım ve geride kalanın bir önemi yoktu. Kapımız çalındığında zara teyzenin kalbine iniyordu. Yasin abi paniklemişti. Kapıyı koşarak ben açtım. “buyurun polis bey” dedim heyecanla öyle mutluydum ki. “savaş bayder, hakkında tutuklama kararı var buradalarmı?” “evet içeride kendisi hemen götürün” dedim Merdivenlerden nefes nefese Batuhan çıktı. “ oh çok şükür hadi gel” dedi kolumdan tutup hemen götürecekti. Zara hanım araya girdi. “benim oğlum ne etmiş de alıyorsunuz suçu nedir” “beray altunu hürriyetinden alıkoymakdan, cinsel tacizden ve tehditten, kendisi adına şikayette bulunulmuş” “beray siz misiniz” dedi bana dönerek “sizin de emniyete gelip yazılı ve sözlü ifade vermeniz gerekiyor.” Eveet yeter ki bu adamı başımdan alın ben her yeri imzalarım dedim içimden Başımı salladım çıkmak üzereyken, Zara teyze bana saldırdı. Araya batuş girip beni korumuştu. Artık dünya yansa umurumda değildi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD