Hafta sonu demir beni arkadaşları ile kaynaşmak için bir yere götüreceğini söyledi. Aslında gitmek istemiyordum. Özellikle o yavşak arkadaşı varken ha birde çetin var tabiki.
Ama böyle bir sebepten gerilmek yada onu kırmak istememiştim. O güne özel olarak elbise giydim siyah uzun kollu midi boy kare yakalı belden oturmalı bir elbise saçlarımı bukleler halinde omuzlarımdan aşağıya bıraktım. Bilerek uzun kollu giymiştim çünkü kollarım jilet izleri ile doluydu.
Bugün güzel özel olmak istemiştim. Anlaştığımız saatte anneme bir doğum gününe gideceğimi söyledim. Fazla kurcalamadı zaten son zamanlarda pek ortalarda yoktu sevim bazen evde bazen ananemlerde de kalıyordu. Annem ise vaktinin büyük bir kısmını telefonla geçiriyordu. Bir kaç gece eve gelmediği de olmuştu.
Yani benim peşime düşecek değildi. Demir beni almaya geldiğinde ben hazır bir şekilde bekliyordum. Beni gördüğünde gözlerindeki hayranlık ifadesini gördüm.
“beray mı demeliyim benim tanıdığım kız değil gibisin çünkü”
“iltifat olarak kabul ediyorum” dedim gülümseyerek.
Gittiğimiz yer onların tabiri ile ‘lokal e’ gelmiştik içeride bir kaç puf koltuk ve yuvarlak yüksek masalar vardı herkes ayakta muhabbet ediyor içki içiyordu.
Açıkçası ben böyle bir yer düşünmemiştim. Belki bir kafe yada çay bahçesi tarzı mekan beklerken bardan hallice bir yere gelmiştik ve daha önemlisi elbisem ben buraya ait değilim diye bağırıyordu.
Arkadaşları beni gördüğünde kendi aralarında gülüştüler ben şimdiden rahatsız olmuştum. Yinede bozuntuya vermeden oturdum.
“hoşgeldin minik kuş” dedi batuhan yılışık yılışık. Yinede iyi bir izlenim için,
“hoş buldum saol” dedim.
Herkesle tek tek el sıkıştık. Kızlar diğerlerine göre daha samimiydi.
Çetin denilen herif burada değildi. Yanımda demir diğer yanımda Batuhan karşımda furkan ve kızlar vardı.
Furkan sevgilisiyle utanmadan öpüşüyordu ve ben kendimi başka yöne bakmak için zorladım. Batuhan hemen atladı..
“abicim gidin kendinize oda bulun ayıp denen bir şey var. Hem beray kuşum alışık değil utanıyor”
“kuşum falan hayırdır batu” dedi Leyla hiç utanmış gibi değildi.
“sana ne kızım o benimle onu arasında değil mi bebeğim” derken yanağımı sıktı. Alenen bana sulanıyordu demirden bir tepki bekledim fakat bu tarafa bakmıyordu bile.
“alışık değilse kiliseye gitsin. Bizim ortam böyle hem bu kılıkla oraya daha uygun” dedi aslı acımadan burada olmamdan dolayı rahatsızdı sanırım.
Başka ortamda olsak mesela hiç umursamadığım birinin olduğu bir yerde belki sessiz kalırdım. Ama sevdiğim çocuğun gözleri önünde küçük düşmektense, bu gece daima saklayıp kimseye göstermediğim manyak karıyı serbest bırakırım daha iyi.
Sözlerine karşılık furkan,
“ooooo vurdu gol oldu” dedi şebek herif.
Leyla önce aslıyı sonra Furkanı dürttü.
Baştan aşağı abartılı bir şekilde onu süzüp döndüm.
“aslıcım bence senin şu üzerindekiler de buraya pek uygun değil otobandaki arkadaşlarına katılsana” dediğimde masadaki kahkahalar çoğaldı. Aslı daha da kızardı.
“bana bak bücür kendini bir şey sanma o yanındakine güveniyorsan da söyleyeyim-”
“kes sesini aslı durduk yere kıza sataşma bu gece benim misafirim!” dedi demir hiddetle.
Aslı susup kaldı. Çekinmişti ve hızla masan ayrıldı.
Leyla Cana yakın bir şekilde bana baktı. “sen ona aldırış etme yeni arkadaşlara alışık değil”
Peki demekle yetindim. Aslının ardından demir telefonuna gelen bir mesajla acele ile kalktı bir kaç dakikaya geleceğini söylemişti ama gelmedi.
Ve aradan yaklaşık 1.30 saat geçince sinirlenmiştim. Zaten batu olacak gerizekalı yavşaklık yapıp duruyordu ve ben sıkılmıştım onu aramak için ayağa kalktım.
Her yere baktım ama yoktu en son lavaboya bakmak için koridora girdim.
Erkekler tuvaletine girmek pek akıl kârı değil tamam ama şu durumda kime ne anlatabilirim ki.
Ben içeriye girip tek tek tuvaletleri kontrol ederken Batuhan arkamdan sarıldı.
“sarhoş edici bir kokun var” leş gibi içki kokuyordu.
“batu nabıyorsun bırak beni”
“Şşş biraz dur böyle hem adım ne kadar yakıştı ağzına bir kere daha söyle”
Kulak mememi yalayıp ısırdı. İçine kapanık biriyim asla ezik yada aptal değilim. Gerektiğinde konuşmasını çok iyi bilirdim. Yada vurmasını...
Ayağımı bacak arasına kadar kaldırıp hırsla vurdum.
“gerizekalı sana hiçbir kıza izinsiz dokunamayacağını öğretmediler mi?”
Acı ile bağırdı. Bir yandan da belli belirsiz küfür ediyordu. Kimseye veda bile etmeden oradan ayrıldım. Demir beni yalnız bırakmıştı dahası arkadaşı bana kur yaparken sessizdi. Gavator. Evet aksini ispatlayana kadar adı Gavator. En kıza zamanda onunla konuşmam gerekiyordu.
~(demirin bakış açısı)
Son zamanlarda beray ile kafam çok karışıktı ben ona derman olacakken o bana çok iyi gelmişti. Yanında hiç olmadığım kadar gülebiliyordum. Hele kızarıp domates gibi olduğunda.
Onu öpmek aklımda yoktu. Ama ona bu kadar yakınken ve kokusu Başımı döndürüyorken yapamadım. Tatlı dudaklarını öpmeden duramadım. Ve bana karşılık verdiğinde içimde bir şeyler erimişti.
Arkadaşlarım olanların farkındaydı artık zamanımın çoğunda onunla takılıyordum bizimkileri boşlamıştım. Ve berayı bizimle istemiyorlardı. Onun bizi ifşa edeceğine inanıyorlardı. Ama ben ona alışmıştım. Çetin,
“kızı getir yarın görelim bakalım ne kadar uygun bize”
“olmaz buraya getiremem” dedim hemen.
“korkma yemeyiz minik kuşunu” dedi aslı.
Berayı en çokta o sevmezdi çünkü Didemin yakın arkadaşıydı. Ve Didem benim sevgilimdi. Son zamanlarda aramız hayli bozuk sayılırdı ve aslı hesabını beray dan kesiyordu. Çetinin bakışları sertleşti. Evet ondan korkardım. Beraber takılıyor olabiliriz ama ciddi anlamda öfkesini kazanırsam cesedimi bulamazlar.
“kızı getir demir yarın! Anlaşıldı mı” evet demekten başka çarem yoktu ve kabul ettim.
Ve o gece geldiğinde aslının tavrına şaşırmamıştım. Ama beray ki beni her geçen gün şaşırtıyordu aslıyı kızdırmıştı ve ben engel olmasam didemle barıştığımızı anlatacaktı. Beraya aşık olmadığımı kanıtlamak için onunla barıştım.
Ama bende ona aşık olmadığıma emindim sadece onu beğeniyordum. Yada bilemiyorum belki alacağım tepkilerden korkuyordum.
Didem bana mesaj attığında lokeldeydi ikisinin karşılaşmaması için hemen onu götürmek zorunda kaldım eve bodrumda ki odama Götürdüm onu. Kızmıştı o kızla beni yan yana görmek onu sinirlendirmişti. Uzun zamandır beraberdik üzülmesine gönlüm el vermedi. Berayı beğeniyorum ama didemi de bırakamıyordum.
Ve bu lanet denklemde kafayı yemek üzereyim.
Hıçkırarak ağlarken kollarımı ona sardım koltuk da uyuyakalmışız.
Ertesi sabah didem uyanmış bana bakıyordu. Gülümsedim.
“günaydın sevgilim” dedi.
“günaydın”
Kaşları atıldı.
“sadece günaydın mı hani aşk sözcükleri” dudaklarını büzmüştü.
“günaydın canımın içi” dedim onu memnun etmek için
Bir süre sessiz kaldı kafasındaki soruları sormadan rahat edemeyeceği belliydi.
“sor hadi”
“o kız yani senle o aranızdaki tam olarak ne ufak bir yardım gibi değil demir beni kandırma”
“Ah sevgilim son kez anlatıyorum ona göre ablamı biliyorsun” başını salladı. “o kızda benzer bir durum yaşıyor ve bana aşık bir anda uzaklaşırsam daha kötü olur diye düşündüm ve psikolojik olarak ona destek oluyorum”
“yani aranızda duygusal bir şey yok”
“yok çiçeğim” onu öptüm diyemezdim.
“Onu sevmiyorsun yani”
“hayır sadece acıyorum, sence ben öyle bir kızı sevebilir miyim?”
“sıkıysa dene sen benim sevgilimsin” dedi daha da sıkı sarılarak.
Bir iki saat sonra didemi yolcu etmiştim. Geri bodruma dönerken kapının oradaki bir şey dikkatimi çekmişti. Gümüş üzerinde papatyalar olan bir bileklikti.
Görünce kalbim sıkıştı bu Beraya aitti ne zaman düşürmüştü didem ile beni görmüş müydü hemen mesaj attım ama cevap gelmedi aradım her seferinde meşgule düştü neredeyse hava kararacaktı ve hala ondan ses seda yoktu. son çare olarak evine girmeye karar verdim. Umarım hiçbir şey görmemiştir diye dualar ettim.