Okul çıkışında onu beklemeden sınıftan çıktım. Demek ki her şey dış görünüşmüş arkadaşlar. normalde benim muhatap olmayan bir çok sınıf arkadaşım benimle aktif olarak muhabbet etmeye çalışmıştı.
Ani değişime demirin sinirlendiği çok belliydi arkadaşlarının yanından ayrıldığımızdan beri benimle konuşmuyordu.
Batuhan benim Beşiktaşlı olduğumu duyunca 1 hafta sonraki derbi maçına davet etti. Kendisi de Beşiktaşlıyımış ve diğerleri arasında tek kalmak istemediğini söylemişti demir buna karşı çıkıp gelemeyeceğimi söylediğinde zevkle geleceğimi söylemiştim.
Demirin arkamda yürüdüğünü farkındaydım. Görmemiş gibi davrandım. Evimin önüne geldiğimde,
“biraz konuşabilir miyiz” dedi.
“peki konuşalım dinliyorum” dedim yüzümü ona çevirdim
“bak ne oldu bilmiyorum eğer bana o gece seni bıraktım diye kızgınsan ve o yüzden böyle davranıyorsan-”
Asıl mesele o değildi ama buda kızgınlığım için başka bir sebepti.
“yok canım sana ne diye kızayım öyle şeylere takılmıyorum artık başka bir konu yoksa yukarı çıkacağım” düz bir sesle
“aslında var batuhanın teklifini niye kabul ettin”
“senden izin mi almam gerekiyordu demir” bıkkınlıkla cevap verdim.
“sana yavşıyor farkındasın değil mi?”
“evet ama senin için sorun değil gibiydi. Neden önemli ki”
“beni sevdiğini sanıyordum”
İçimden bende öyle sanıyordum demek geçti ama kendimi susturdum.
“eee demir sürekli bildiğim şeyleri söylüyorsun nereye varacaksın”
“senden hoşlanıyorum beray yani tam olarak adını koyamıyorum ama Batuhana samimi olman canımı sıkıyor”
“peki o bana dört nala koşarken niye canın sıkılmıyordu”
“o zaman sen ona karşılık vermiyordun ayrıca şuan ki karakter değişimini anlayamıyorum”
“konu benim karakter değişimim değil ve sen bana diyorsun ki ben 1 hafta sonraki maça gelmeyeyim ve batuhan ile konuşmayayım öyle mi”
“evet aynen öyle” dedi kendinden emin bir şekilde.
Küçümseyici bakışlarla ona cevap verirken içeriye girmeye hazırlandım.
“o halde demir avcunu yalarsın hangi sıfatla bunu söylediğini iyi düşün”
Kapıyı suratına kapatırken öfkeden kızaran hatta moraran yüzü çok komikti. Zafer edası ile odama çıktım.
1 hafta sonra maç için hazırlanmaya başladım. Fazla açık giyinmek istemedim üstelik rahat olsun istiyordum siyah İspanyol paça tayt giydim üzerine de adımın yazılı olduğu beşiktaş formasını giyip hırkamı üstüme geçirdim. Bana kuzenimden hediyeydi.
Hafta boyunca demir ile konuşmadık sırasını değişmiş ve benimle oturmamıştı. Birde kız gibi trip atması iyice canımı sıktı. Ben bu çocuğun nesini sevdim diye düşünmeye başladım.
Lokalde aynı köşede otururlarken beni ilk fark eden batuş oldu. Leyla ile bana el sallarken demir anlık olarak bana baksa da önüne döndü.
İçlerinde daha bakışlarıyla bile insanı korkutan bir adam vardı aslı yanında ona ne kadar sırnaşsa bile o asla onunla ilgilemiyordu.
Bakışları bana kaydığında batu,
“siz tanışmadınız değilmi, çetin buda sana bahsettiğimiz mini- yani beray” dedi. Hala sessizce bana bakarken elimi uzatmak gibi bir aptallık yaptım.
“ben beray merhaba” önce uzattığım elime sonra yine bana alayla baktı. Ellerimi hemen geri çekip oturdum ve bu tatsız olayın beni asıl amacımdan çevirmesine izin vermedim. Hırkamı çıkardım.
“oha çok iyi fanatik misin kız sen” dedi Leyla. Formayı kast ederek.
“hayır ama bazen izlemeyi seviyorum”
“hah işte gördünüz mü maç izlemek o kadarda kötü değilmiş az şu kızla takılın da bir şeyler öğrenin” dedi furkan.
Leyla, “bana hala 22 adamın bir top peşinde koşması saçma geliyor”
“bir maç keyfimiz var başlama leyla” dedi batuhan. Maç başladığında hepimiz tv ye kilitlendik. İlk dakikalarda çok gergindik. Sonrasında bizim takım ilk golü attığında heyecanla ayağa kalktık kendimizi epey kaptırmıştık.
“gol ulan golllll” diye bağırdı Batuhan bana sarıldı ve bende ona sarıldım. Kollarına alıp beni iki tur döndürmüştü ki demirin delici bakışları altında gerilmiştim.
“hay sikeyim böyle işi ya” diye itiraz ediyordu furkan.
Maç son hız devam ederken ilk yarı 1-0 bizim üstünlüğümüz ile bitti. İkinci yarıda başlamıştı.
“hayır hayır hakem taraf tutuyor neresi faul” dedim itiraz ederek.
“Adamı sakatlıyordu lan hala neresi faul diyor” dedi furkan
Batuhan araya girdi, “penaltı vuruşu”
“ay bakamıcam batu” derken elimi sıkı sıkı tuttu. Neyse ki maç bizim lehimize bitmişti. Bu gece çok iyi eğlenmiştim. Tâki o kız gelene kadar.
Aslı bana sinsi sinsi bakıp gülüyordu. Ne o ağlayıp gideceğimi mi sanmıştı.
Demir ise kaskatı kesildi bakışlarımı doğruca ona kaydırdım çünkü her hareketini merak ediyordum.
Önce ayaklandı ve kızı alıp götürmek istedi konuşmaları duyulmasa bile kolunu tutup çekmesinden anlamıştım doğruca masaya gelip elini ilk önce bana uzattı.
“merhaba canım seni ilk defa görüyorum ben didem, demirin sevgilisiyim” dedi bana meydan okuyarak
“memnun oldum didem ben beray okuldan arkadaşlarıyım” dediğimde beklediği bu değildi. Ağlayıp gitmemi veya olay çıkarmamı bekledikleri belliydi ama ellerine o kozu vermemiştim.
Demir bana şaşkınca bakıyordu ve ben umursamadım. Bu tavrıma karşın oda ben burada yokmuşum gibi didemle sarmaş dolaş oturdu. İçkiler geldiğinde didem küçükseyerek içmem için gaza getirmeye çalışmıştı.
Elbette bunu yapmadım. O ise hırsından daha fazla içmeye başladı. Ben Batuhanla maç hakkında konuşurken, gözlerim ona kaydı. Demir ile öpüşüyordu. Midem bulanmıştı ve kızmıştım hayır dideme değil demirin iki yüzlülüğüne.
Didem ise beni görmüştü zevkle gülümsedi aklınca beni kıskandırıp eziklediğini sanıyordu. Ama durum tam tersiydi ve ben bu geceden sonra bırakın demiri görmek adını bile duymak istemiyordum.
“beray olmuyor değil mi ne kadar belli etmesen de ona hala aşıksın”
“sarhoşluğuna veriyorum didem” dedim. Onunla bu konuşmayı yapmak istemiyordum. Oda benim kadar suçsuzdu demir ikimizinde kandırmıştı.
“hayır hayır aslında hiç bu kadar aklı başında değildim seninle bu konuşmayı uzun zaman önce yapmalıydım”
Demir didemin bileğini tutup, “yeter didem daha fazla kendini rezil etme sarhoşsun otur.” Dedi
“Şşş demir sen karışma artık herkes haddini bilmeli” yarım yamalak konuşuyordu ve ayağa kalkıp parmağını bana salladı.
“sen benim sevgilimden neden uzak durmuyorsun onun sana olan yardımseverliğini kullanıp daha fazla aramıza girmeye kalkma artık defol git senin yüzünden aramızdaki her şey berbat durumda”
“ben mi aranıza giriyormuşum” dedim gülerek.
“evet sen onun iyi niyetini kullanıyorsun kendini ona pazarlamaktan vazgeç!”
Son cümle canımı sıkmıştı ki ekledi. “tıpkı bir fahişe gibi”
Bu kez delirme sırası bendeydi. Batuhanın belli belirsiz konuştuğunu duydum. “şimdi sende kıçına tekmeyi yersin artık”
“kendimi pazarlayan ben değilim o çok güvendiğin sevgilin senin yanından gelip beni öpüyordu. Hem ondan hiçbir beklentim yokken”
Didem demire hayal kırıklığı ve öfke ile bakıyordu. Sonra tekrar bana döndü.
“yalan söylüyorsun. Sırf aramızı bozmak için”
“ne sen nede o arkandaki inan hiç umurumda değilsiniz. Ama birinden hesap soracaksan o bende değilim git ve ona sor ikimizide idare eden o. Bir sevgilisi olduğunu bilseydim değil yakınlaşmak arkadaş bile olmazdım.”
Herkes ihaneti kaldıramaz oda kaldıramamış gözleri dolmuştu aşkından demire toz kondurmuyor tek suçlu beni görüyordu. İnkar ederek üzerime yürüdü bana tokat attığında kan beynime sıçramıştı.
Demir artık araya girmek için geç kalmıştı. Bende ellerimi saçlarına dolayıp kendime doğru çektim.
“bırak beni hem suçlu hem güçlü orospuya bak!!”
“orospu diye anana derler sana üzülmüştüm ama zerre hak etmiyorsun” dengemizi kaybedip düştük.
Bu kez o benim saçlarıma yapıştı yan yanaydık ve canım hayli yanmıştı. Tırnaklarımı yanağına geçirip derin izler bıraktığımda bağırarak saçlarımı bıraktı.
Bu kez ben onun üzerine çıkıp yüzüne bir yumruk attım oda tırnakları ile benzer çizikleri benim yüzüme ve kollarıma bıraktığında kendimi iyice kaybettim. Aramızda ciddi bir arbede yaşandı.
Batuhan ve demir bizi ayırmaya çalışıyordu. Diğerleri ise keyifle izliyordu.
“tamam beray hadi bırak bak kız kendinden geçiyor” dedi batuhan.
“gebersin köpek” diye bağırdım.
“ehh yeter ulan” deyip kollarını bana sardı. Didemin üzerinden beni alırken demir didemi kucakladı koltuğa oturtup onunla ilgilendiğin de içimde bir şeyler kopmuştu. Artık eskisi gibi sevmesem bile canım yanmıştı.
Koşar adım mekandan çıkarken Batuhan hırkamı getirdi. Bana bir peçete uzattı.
“dudağın kanamış” dedi Her zamanki gibi alaycı değil ciddiydi.
“saol batuhan”
“seni evine kadar götüreyim söz veriyorum canını sıkmam” dedi itiraz etmedim saat epey geç olmuştu.
“Batuhan o hep böyle miydi” dedim yan yana giderken. Onun gerçek yüzünü kabullenemiyorum.
“aslında arkadan konuşmayı pek sevmem ama didemin söyledikleri doğruydu”
“nasıl yani?”
“yani beni bilirsin kadın cinsini severim ve seni beğendiğimi söylediğimde ne istersem onu yapabileceğimi söyledi”
“hayır hayır bu kadarını da demiş olamaz”
“üzgünüm bak gerçekten bunu gözünde puan kazanmak için yapmıyorum ama dikkatli ol demir sandığın kişi olmayabilir”
Biliyordum bunu anlamıştım ama keşke ilk baştan fark etseydim de kendimi ona bu kadar kaptırmasaydım. Eve geldiğimde kimseyle konuşmadan odama çekildim.