8.BÖLÜM (YENİ AİLE)

1160 Words
~(demirin bakış açısı) Didem geldiğinde berayın tepkisinden o gün her şeyi duyduğunu anladım. Sessiz kaldım ve bu mevzuyu kızların çözmesini izin verdim. Madem o beni reddedip buraya gelmişti. Beni hiçe sayarak bende öyle yaptım o yokmuşçasına didemle vakit geçirdim. Ama didemin gereksiz yükselmesi işleri kötüleştirdi. Boşuna demiyorlar öfke ile kalkan zararla oturur diye. Berayın kavgadaki üstünlüğü ile didem perişan olmuştu. İkisini de seviyordum. Bendeki değerleri başkaydı. Keşke hiç birbirlerinden haberleri olmasaydı. En çok darbeyi didem almıştı ve ilk önce ona bakmam gerektiğini hissettim berayın gidişini bile görmedim sanırım Batuhan ile beraber gitmişlerdi. Okulda tamamen ondan uzaktım bir kaç defa konuşma girişiminde bulunsam bile benimle ilgilemiyordu daha çok sınıftaki yeni arkadaşları ve Batuhan ile beraberdi. Başta sesim çıkmasa bile Batuhana iyi bir ders vermek şart olmuştu. Dönem sonu için ufak bir hazırlık yapıldı kendi aramızda sınıfça bir kutlama yapacaktık. Spor salonunu kullanmak için müdürden izin almıştık. Kızlar süsleme ve diğer işleri hallettiler Ertesi gün büyük gündü. Beraya teklif etmek isterdim ama hala bana çok kızgındı. Kutlama günü geldiğinde herkes istediği biri ile katılabilirdi. Normalde olsa asla gitmezdim ama berayın çok merak ettiğim için bende katıldım. Gözlerimi onu ararken kapıdan içeriye girmişti üzerinde lacivert askılı belden oturmalı bir elbise vardı. Tek kelime ile mükemmel görünüyordu. Yanında gördüğüm kişi ise yine beni sinirlendiriyordu. Onunla uzun bir konuşma yapmamıza rağmen asla geri durmuyordu. Elleri berayın beline dolandığında kan beynime sıçradı. “beray” dedim onları durdurarak öyle bir bakıyordu ki konuşmadan küfür ediyordu sanki. “ne var ne istiyorsun yine” “bence aramızdaki mevzu fazla uzadı” Batuhan ağzını açmak üzereyken, “sen hiç konuşma lan senlik bir mevzu değil” beray ona bakıp başını salladığında sessiz kaldı. “aramızda bir şeyler kaldığını düşünmen ne kadar tatlı demir” dedi alayla beni nasıl kızdıracağını iyi biliyordu. “hayır benden bu kadar kolay vazgeçtiğinde inanmıyorum” “seni inandırmaya mı çalışıyorum sence!” “beray lütfen son kez konuşalım herkes ikinci bir şansı hak eder” “peki tamam o zaman sana bir kaç soru soracağım cevaplar beni tatmin ederse o şansı alırsın” Batuhan ters ters baktı. “ilk soru demir didemle ayrıldın mı” Soru derken başka Bir şey soracak sanmıştım beni seviyor musun biz seninle neyiz filan. Didemle ayrılmamıştım. Yalan söylemek istesem bile Batuhan buradaydı ve eminim beni ifşa etmekten zevk alırdı. “hayır” “ve hala gelip benden bir şans mı istiyorsun aptal mısın demir yoksa benimle dalga mı geçiyorsun” “hayır beray ben eskisi gibi arkadaş olarak” “arkadaşlar öpüşmez senden hoşlanıyorum da demez şimdi o palavralarını al dür bük kıçına sok çünkü ben artık yemiyorum!” İtiraz edecekken arkasını döndü bir kaç adım sonra yine bana döndü. “ve eğer tekrar karşıma çıkarsan seni ihbar ederim torbacı” Onu hafife almıştım. Kolayca affettirim kendimi sanmıştım ama olmamıştı onu sevmek aklımda yoktu. Öpmekte yoktu. Ama sevmiştim ve öpmüştüm. Ben sadece cesaretsizdim. Çetinden korktuğum için didemi bırakmadığım için. ~(berayın bakış açısı) Kutlamada herşey sorunsuz giderken demir benim sinirlerimi tavan yapmıştı. Ona yaklaştıkça otomatik olarak sinir katsayım artıyordu. Neyse ki Batuhan vardı aslında sandığım kadar kötü değilmiş. İyi bir dosttu. Annem ise bir kaç güne evlenecekti. Anneme sormayıp kaçırdığım şey ise buradan taşınmak oldu. Önce olsa itiraz ederdim ama tüm olanlardan uzaklaşmak banada iyi gelecekti. Çoktan eşyaların büyük bir kısmını toparlanmıştık nikahtan önce yeni evimize taşınıp düzenlemeliydik. Yarın taşınıyorduk yani gece sona verdiğinde Batuhan beni kapıya kadar bırakmıştı. “yarın gidiyorsun ha” “evet öyle bizimkiler fazla aceleci” “seni özleyeceğim minik kuşum” “yazışırız yine hem çokta uzak değil yarım saatlik yol” “olsun okulda olmayacaksın artık sana alışmıştım” “seni öyle çok arayıp mesaj atacağım ki inan benden bıkacaksın” diyerek takıldım. “kendine dikkat et ne olursa beni arayabilirsin biliyorsun” Başımı salladım “biliyorum” ve ekledim “iyi geceler batuş” “iyi geceler minik kuş” Vedalaşıp ayrıldık. Ertesi sabah yoğun bir gündü eşyalar taşındı yeni eve götürüldü. Biz evi güzelce yerleştirirken annemin kocası yasin abi gelmişti. Babacan bir tavrı vardı bende onu sevmiştim. İki gün boyunca eşyaları yerleştirdik. Henüz su doğal gaz ve elektirik açılmamıştı çıkan kişinin kestirmesini beklemek zorundaydık. Ertesi güne nikah olduğu için duş almak zorundaydım. Ve yasin abinin ailesinin evinde hazırlanabileceğimi söylemişlerdi. Hatta gece onlarda kalmaya karar verdik. Ertesi gün erken saatlerde banyoya girmek için eşyalarımı aldım. Altımda bir şort ve tişört vardı. Tam tişörtü çıkarıp kenara koyacakken içeriye pat diye biri girdi. Aslında kapı kilitlemeyi sevmezdim çocukken babam beni çok kilitlediği için bu bana rahatsız edici gelirdi ve alışmamıştım. İçeriye esmer 175 boylarında yaklaşık 35 yaşında bir adam girdi. Ben hemen ellerimle göğüslerimi kapatmaya çalışırken, o hala arsızca beni süzüyordu. Gözleri gözlerimle buluştuğunda hemen dışarıya çıktı. İnsan bir kusura bakma veya başka bir şey derdi değil mi ama yok! Az önceki olaydan ötürü hemen kapıyı kilitledim ve yanlışlıkla olduğunu düşünüp üstelemedim. Güzelce giyinip hazır olduğumda kendimi çok beğenmiştim. Dar boğazdan askılı dizimin hemen üstünde biten bordo bir elbise. Normalde pek makyaj yapmasam bile bu gün ağır bir makyaj yapıp kırmızı bir ruj ile bütünleştirdim. Herkes hazır olduğunda bir iki dakika gecikmiş olabilirdim. Ailenin yarısı kapalıydı. Ve bana onaylamaz bakışlarla bakıyordu. Yasin abi söze girdi, “kızım sen böyle mi geliceksin” Anneme baktım bir şey demesi için ama ses etmedi “evet sorun nedir” “sorun bir değil ki bunun her yeri açık” “ben beğenerek aldım. Ve bunu giyeceğim” karşılık verdiğime bozulmuştu. Kendini babamı zannediyordu bu adam? “kusura bakma kızım ben seni bu şekilde götüremem” Ağzım açık kaldı, “ne demek götüremem?! anne?” dedim hayretle işte şimdi konuşması lazımdı. “babanı üzme kızım başka bir şey giy bu kadarcık şey için gerilmeyelim” “pardon ne babası ayrıca ben bu elbiseyi giyeceğim yoksa hayatta gelmem” “peki sen bilirsin kızım” dedi yasin abi. Olanları kavrayamadım resmen elbise yüzünden burada kalmıştım. Ve gerçekten bensiz annemin nikahına gidiyorlardı. Aklıma ilk gelen kişiyi batuyu aradım. Olanı biteni anlattım ve bir kez alttan alırsam tepeme çıkacaklarını söyledi. Ve yakınlarda olduğunu beni alacağını söylemişti. Aşağıya indim babasının arabası ile gelmişti. “senin ehliyetin var mı batuş” “hayır ama alacağım hem çok iyi kullanırım” dedi kendinden emin bir şekilde. Yolda yeni ailemi çekiştirirken çoktan nikah salonuna varmıştık. Annemler de henüz yeni girmişti içeriye ben ise kimseyi umursamadan Batuhan ile içeriye girdim. Bizim babalık beni gördüğünde estağfurullah çekerek başını çevirdi. Sabah gördüğüm diğer adam ise bir bana Bir yanımda duran Batuhana bakıyordu. Batuhan eğildi ve kulağıma fısıldadı. “tam kızılcık şerbeti burası” “bence daha beteri beni eski dönemlerde ki gibi cadı ilan edip meydan ateşinde yakacak gibi duruyorlar” “espiri yeteneğini seviyorum” dedi kıkırdarken. Annemin yanına gelip tebrik ettim ve aynı zamanda kocasını da tebrik edecekken bana bakmadı bile. Terbiyesiz adam! Annemin böyle bir adamı sevdiğine inanamadım. Nikah kıyılır tebrik etme faslına geçtiğimizde Batuhan ayrılmıştı daha doğrusu ben göndermiştim çünkü onu yiyecek gibi bakıyorlardı. Geride sessizce otururken. Yasin abinin tavırları hakkında annemle konuşacaktım. Kimsenin bana karışmak yada fikirlerini dayatmak gibi bir hakkı yoktu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD