16.BÖLÜM(BEKARET)

1710 Words
(+18 sahneler mevcuttur okumak istemeyen rahatsız olanlar lütfen okumasın...) O sabah savaş evde değildi. Akşama kadar ev işleri ile kendimi meşgul etmiştim yapacak fazla bir şey yoktu ve bugün onu görmeme umudu ile odama çıktım yemeyeceğimi söylemiştim. Odamda ne bir kilit nede kapı arkasına konulacak bir şey vardı eşyalar özellikle yere sabitlenmiş. O gelmeden kısa bir duş almıştım. Geldiğini duymuştum umarım buraya gelmez diye dualar ederken ilk benim odama uğradı. “buradasın hadi gel yemeğe ineceğiz” dedi nasıl hiçbir şey yokmuş gibi davranıyordu şaşırıyorum. “ben tokum midem ağrıyor” dedim bahane uydurdum. Ne kadar uzak kalırsam o kadar iyiydi. Dibime kadar girdiğinde elleri belimi kavramıştı. “peki o zaman inmeyiz bizde” Dediğinde dudaklarını boynumda hissettim. İttirmek istedim sanki mümkünmüş gibi. Ama daha çok üzerime abandı. “şampuanın ne güzel kokuyor tenine çok yakışmış” “savaş yapma” “uzun zamandır bunu hayal ediyorum” “yapma lütfen uzak dur!” “hiç sanmıyorum” İtirmek veya itiraz etmek yetersiz kalıyordu. Elleri belimden kalçama kaymıştı. Dudakları ile boynumu vakumluyordu. İşleri daha ileri götürüp bana sürtüğünde onu hissetmek midemin bulanmasına sebep oldu. Ne yapacağımı şaşırmıştım tamam belki bir gün böyle bir şey yapacağını biliyordum ama daha çocuk sayılırdım. Bu kadar erken olması beklemediğim bir şeydi. Ellerini göğüslerime götürdü üzerinden dokunmak yetersiz kalmıştı belli ki bluzumun altına ellerini soktuğunda bedenimden bir elektirik dalgası geçti. Çaresizce debelenmek ve yalvarmaktan başka bir şey yapamamıştım. Annemin mükemmel zamanlaması olmasa belki de bekaretimi orada kaybedecektim. “beray hadi yemeğe in hem” bizi gördüğünde oda donup kalmıştı. Savaşın, “kendi evimizde bile rahat yok amına koyayım” dediğini işittim. Savaşın keyfi kaçmıştı anlaşılan hemen odayı terk etti ve annemde peşinden. Savaşla aynı ortamda bulunmaktan kötüsü onunla aynı odada tek kalmakmış meğer. Titremeye başladım. Bu odada daha fazla kalamazdım ya yeniden gelirse? Sofraya geçtiğimizde herkes son derece sessizdi annem ruh gibiydi ben söylerken inanmıyordu gördüğünde hisleri değişmiş miydi. Pek sanmıyorum. Sofrada banu bir yanımda savaş diğer yanımdaydı. Zehra teyze ise manidar bir şekilde bakarken söze girdi. “oğlum biz diyoruz eski evimize geri dönelim bu düzen bize göre değil” “tamam anne siz bilirsiniz” dedi savaş zaten memnun değildi onlardan. Ben ise onunla tek kalacağım diye korkuyordum. Banu elini bacağıma koymuştu rahatlatmak için. “ben abimlerle kalırım anne sen hiç merak etme hem hastane buraya daha yakın” Ne savaş ne de zara teyze bundan memnun değildi ters ters baktılar banu ise cevap olarak onlara öpücük attı. “ama” diye başladı zara teyze, “gitmeden şu nikah işini halledelim öyle iki bekar aynı evde kalamazsınız ayıptır günahtır” Çünkü ayıp olan nikah kıymamaktı. Küçük bir kızın dayak yemesi rızası dışında evlendirilmesi değil. “o nereden çıktı anne nedir acelen” dedi yasin abi. “ateşle barut yan yana durmaz oğul gereken hemen yapılacak.” Dedi kesin bir dille savaşla evlenmeyi bırakın aynı havayı solumak bile bana zulüm gibiydi. “ben evlenmek istemiyorum!” dedim belki de uzun süredir ilk defa karşı çıkıyordum. Savaş bana ters ters baktı. “nikahsız olur mu edepsiz” dedi. Tek sorun nikah değil getirdiği şeylerdi. “hem siz taze çiftsiniz bir an önce nikah kıyılsın da tadını çıkarın” Artık kimse benim kararlarımı veya isteklerimi önemsemiyordu savaş onaylanmıştır ve gerisi mühim değildi. Annem hasetle döndü, “bizde taze çiftiz ama nedense hiç tek kalamadık anne!” Bu evi ve tüm her şeyi istiyorum mu zannediyordu öyleyse onun olsun burada isteyerek kalmıyorum ve annemin kıskançlık dolu bakışlarını çekmeyeceğim. “senin neren taze kızım hem doğurmak üzeresin tazeliğimi kaldı bu işin” dedi alayla sanki tüm suçlu benmişim gibi bakıyordu. Sofradan kalktım. Zira yediklerim boğazıma durmuştu. Kaçmak için bir fırsat yoktu reddetsem bana bir faydası yoktu. Ölsem bile kabul etmeyecektim onunla nikah kıymaktansa ölmeyi tercih ederim. Tabiki yine her şeye bir kulp buldukları gibi buna da bulmuşlar ben etmesem bile baba rızası ile olurmuş Yasin abi babam sayıldığından onun vekaleti ile nikah kıyılmıştı. Dinde böyle bir şey yoktu ama insanlar her zaman kendi çıkarlarına göre hareket etmeyi severdi değil mi. En azından 16 yaşıma girmemi beklediler. O süre boyunca her gün tacize uğradım. Bir kaç defa kaçmak için yol aradım ama her defasında ağzımın payını çok güzel aldım. Gerek söz ile gerek şiddet ile. Sonra ne mi oldu vazgeçtim. Bu cehennemde aylarca kalınca kendimde o cesareti bir daha bulamadım ve boyun eğdim. O sabah evde bir bayram havası vardı. Ben hariç herkes en güzel elbiseleri giyinmiş en güzel takıları takınmışlardı. Nikah sabah vekalet ile kıyılmış şimdi ise mevlidi okunacaktı. Yatağımın kenarında öylece oturuyordum geceden beri. Düşünmekten uyuyamıyordum. Kapımın çalındığını içeri birinin girdiğini bile fark etmemiştim. “beray” diye sarstı banu beni. “ha, pardon dalmışım ne oldu.” Utana sıkıla durdu karşımda bu durumdan memnun değildi. Ama bir şeyde yapmıyordu. Ellerimi tutup gözlerimin içine baktı. “seni anlıyorum. Aklından geçenleri biliyorum. Seni kurtarmadığım yada denemediğim için bana kızgın olabilirsin. Ama benimde bir oğlum var,” dedi hüzünle hiç anne gibi durmuyordu yada oğlu olduğunu duymamıştım daha önce. “yurt dışında okuyor savaşın bildiği bir yerde daha önceki kız.. Neyse bunu anlatmamam gerekiyor ama beray kabullenmek senin için en iyi çözüm ne kadar az zorluk çıkarırsan o kadar çok yaşarsın mutlu olabilirsin” “sen buna yaşamak mı diyorsun?” dedim sesim hiddetli çıkmıştı. “bir çocuğa bunu yaptıktan sonra oğlunun yüzüne nasıl bakacaksın? Bende bir annenin evladıyım” sonlara doğru sesim kısılmıştı. “eğer olurda bir gün anne olursan beni anlayacaksın özür dilerim” gözlerini sildi hemen konuyu değiştirdi. “şimdi bunları giymen gerekiyor abim gönderdi giymezse ben gelip giydireceğim dedi benim yardımcı olmam onunkinden iyidir ha ne dersin” Beyaz uzun bir elbiseydi tam benim Bedenime göreydi ama beni asıl korkutan o değildi. Diğer poşettekilerdi. İçerisinde toz pembe bir jartiyer takımı vardı. Nasıl giyeceğimi bile bilmiyordum. Korku ile banu ya baktım. “lütfen buradan çıkmama yardım et yapamam anlıyor musun” gözlerim dolmuştu. Bana tecavüz etmesini istemiyordum. “beray lütfen aşağıda seni bekliyorlar buradan sonra dönemezsin.” “hayır hayır hayır bunu giyemem ben abinle o şeyi yapamam” Şimdi oda ağlıyordu. Başımı göğsüne yaslayıp beni sakinleştirdi. Garip bir şekilde ona hem nefret hem sevgi besliyordum. Kapımız çalındı. “daha hazır değil mi banu” banu sesini düzeltti. “hazır abi az daha bekleyin” dedi ve bana döndü. “yapabileceklerim bu kadar onu daha fazla oyalayamam hadi giyin artık” dedi. “belki seni kaçıramam ama en az zararı görmen için hep yanında olacağım” Önce jartiyer takımını ve sonra elbiseyi giymeme yardım etti makyaj yapmak istemiyordum çünkü bu günün özenilecek bir yanı yoktu. Aşağıya indiğimde bakışlar üzerimdeydi. Hep bir ağızdan tebrik edip maşallah diyor fısır fısır konuştular dualar edildi. Yemekler yenildi. Herkes ne kadar şanslı olduğumu söyleyip durdu. Çaylarını içmeyi de ihmal etmediler hava artık kararırken misafirler gitti. En son annemler kalmıştı. Banu da gidiyordu annesi zorla sürüklemişti. Anneme karşı ne kadar öfke duysam da bu gece yanımda kalması için her şeyi yapardım. Kapıdan çıkmadan bana fısıldadı. “iş olup bittikten sonra otur ki kız olduğun belli olsun kan içeriye kaçmasın umarım mahçup olmam kaynanan bezi istemeye gelebilir sakın atma” dedi. Ne diyecektim ki olan olmuştu. İstemediğim bir yere zorla zincirlendim. Kaçamadım bağıramazdım ve hatta ölemezdim. O yüzden sadece boyun eğdim. Geriye döndüğümde savaşın bakışları üzerimdeydi. Gömleğinin ilk bir kaç düğmesini çıkarıp bana doğru yaklaştı. Ellerimden tuttu. Odasına doğru ilerledi. Kalbim depar atmaya başlamıştı. Her zamankinden daha sakindi. Odaya geçtiğimizde. Önce gömleğini çıkardı sonra pantolonunu. Utancımdan ölmek üzereydim bedenimi görmesi fikri bile iğrençti. Önce arkama geçip fermuarımı indirdi. Elbise kollarımdan düşsün istemediğimden kollarımı göğsümde birleştirdim. “kendini bana bırak söz veriyorum incitmeyeceğim” Ama bırakmak istemiyordum. “sözümü dinlemediğin de ne oluyordu hatırlıyor musun?” dedi kemer izlerinin olduğu yeri okşarken Ürperdim. Ellerim iki yanıma düştü uğruna savaşacak hiç bir şeyim kalmamıştı kalan çabam boşunaydı. Pes ettiğimde hiç bekletmeden Üzerimdeki elbiseden kurtuldu. Sadece jartiyerli kaldığımda gözleri beni beğeni ile süzmüştü. Yatağa geçtiğimizde yine ağlamadan edemedim zaten son zamanlarda hep ağlıyordum. Beni tek hamlede altına almıştı. “ağlayıp da keyfimi kaçırma” dedi sesi sertleşmişti elimde değildi. Gözlerimi kapatıp Başımı yana çevirdim ne olup bitecekse hemen olsun ve bu eziyet bitsindi. “gözlerime bak beray” Bakamıyordum bakamazdım en azından gözlerimi kapatıp başka şeyler hayal edebilirdim... Ona bakmaya zorlamıştı sanki bu anı beynime kazımak istiyor gibi, “sana karşı iyi olayım diyorum incitmeyeyim diyorum ama beni zorluyorsun biz evlendik farkındasın değil mi?” dedi sanki güle oynaya evlenmiştim. “ne zannediyordum evcilik oynayacağımızı mı alışsan iyi edersin. Şimdi kes ağlamayı” Kollarımı başımın üzerinde sabitledi belki çenemi tutabilirim. Ama duygularıma mani olamıyordum. Titremekten kendimi alamıyordum. Önce dudaklarımı öpmeye başladı. Dilinin ağzımın içinde dolaşması çok iğrençti. Sonra boynuma indi. Bazen ısırıp bazen vakumluyordu. Ki o yerlerin moraracağından eminim. Her adımda daha fazla utandım ellerimi bırakmıştı hızla jartiyerimi çıkardı. Dilini göğsümde hissettim ucuna daireler çiziyor ve kendince bir şeyler söyleyip inliyordu. Bir kaç kez bana sürtünmüştü. Ama acele etmiyordu tüm vücudumu keşfetmek ister gibi bir hali vardı. Dakikalar sonra ikimizde çıplaktık. “kahretsin şimdiden boşalacağım” Erkekliğini kadınlığımda hissettim. Ellerim ile iki yanımdaki çarşafı sıkıp güç almak istiyordum. Kendini sertçe ittirdiğinde, ilk seferde acıyacağını biliyordum ama yinede kendimi tutamamış bağırmıştım. Savaşın hoşuna gitmiş olacak ki git gellerini hızlandırdı. Bir yandan her yerimi yalarken diğer yandan sertçe becermeye devam ediyordu ve gram zevk almıyordum bunu acıya bağlıyorum. Bir kaç dakika sonra içime ılık bir sıvının aktığını hissettim. Kendini yan tarafıma nefes nefese bırakmıştı. Alt tarafım zonkluyordu adeta. Kirlenmiş gibi hissettim savaşın bende bıraktığı herşeyi temizlemek istedim. Çarşafa sarınıp kalkacakken, “nereye gidiyorsun” dedi bileğimi tutup. “odama gideceğim banyo yapacağım” Gülümsedi onu gülerken gördüğüm nadir anlardan dı. Bileğimden daha sert çekip yatağa düşürdü beni kollarını Bedenime sıkıca sardı. Kulağıma fısıldadı. “artık benimle kalacaksın, bu oda ikimizin burada yıkanabilirsin ve banyonu sabah yaparsın. Gece daha yeni başlıyor.” Gece daha yeni başlıyor. Öyleydi sanırım. Artık çocuk değildim ben bir gecede büyümüş koca kadın olmuştum. Hayalleri olan kız geride kalmıştı. Giden sadece bekaretim olsa mühim değildi ama benden masumiyetimi iyi niyetimi inancımı cesaretimi çalmıştı. Tam bir hafta evden gitmedi. Defalarca benimle beraber oldu ki istemediğimde ise beni zorladı belki de evin her köşesi onun bana yaptıklarına şahit olmuştur. Kasıklarım ağrıyor temposuna dayanamıyordum. Umurunda olan tek şey seksmiş meğer. Ve boğulmak üzereydim sabah onunla kalkıp gece onunla yatmaktan. 1 hafta sonunda banu gelmişti. Savaş ise çok işi olduğunu bir kaç gün gelemeyeceğini söylediğinde çok memnun olmuştum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD